google-site-verification: google188bffe4ae515cba.html
Bugun...


ADALET 2
Eğer bir sorununuz varsa ve gidecek kimseniz yoksa, Robert McCall size yardım edecektir: O, Adalet sağlayıcıdır.

ADALET 2

McCall dövülmüş, sömürülmüş ve zulüm görmüşlere şaşmaz bir adalet sunarak yardım edegelmiştir. Fakat bu kez, McCall’un tehlikeli geçmişi bizzat kendi yakın çevresine ulaştığında, skoru eşitlemek için tüm yeteneklerine ihtiyacı olacaktır. Ve bu kez, onu yok etmek için hiçbir engel tanımayacak suikastçilerle yüzleşmek zorundadır. Denzel Washington kariyerinin bu ilk devam filminde kendisiyle özdeşleşmiş rollerinden birine geri dönüyor.

Columbia Pictures bir Escape Artists-Zhiv-Mace Neufeld yapımı olan ““The Equalizer 2/Adalet 2”/Adalet 2”yi sunar. Başrollerini Denzel Washington, Pedro Pascal, Ashton Sanders, Bill Pullman ve Melissa Leonun paylaştığı filmi Antoine Fuqua yönetti. Filmin yapımcılığını Todd Black, Jason Blumenthal, Denzel Washington, Antoine Fuqua, Alex Siskin, Steve Tisch, Mace Neufeld, Tony Eldridge ve Michael Sloan; yönetici yapımcılığını ise Molly Allen ve David Bloomfield gerçekleştirdi. Michael Sloan ve Richard Lindheim’ın yaratıcısı olduğu televizyon dizisine dayanan ““The Equalizer 2/Adalet 2”yi Richard Wenk yazdı. Flmin görüntü yönetimi Oliver Wood’un, yapım tasarımı Naomi Shohan’in, kurgusu ACE’den Conrad Buff’ın, kostüm tasarımı Jenny Gering’in, müziği ise Harry Gregson-Williams’ın imzasını taşıyor. Filmin müzik amirliğini Jabari Ali üstlendi.

Filmi izlerken kendini hayattan çekmiş gibi görünse de dokunmaya yani yardıma ihtiyacı olan insanlara, onlar farkına bile varmadan işlerini halleden. Onların yüzlerini güldürmeye beceren bir ana karakter. Aslında film bir belgesel gibi izleniyor ya da film gibi izleyip; her zaman olduğu gibi baş karakter oyuncunun alıp filmi sürüklemesinden çok; bir bilgenin öğreticiliği ile karşı karşıya kalıyorsunuz.

Çünkü Yahudi yaşlı bir adamı dinlemesini bilirseniz ondan da öğreneceğiniz çok şey muhakkak vardır. Elbette ona da vereceğiniz mutluluk. Ne diyordu Samuel: “ Benden tavsiye. Diş fırçana yaklaşacak kadar sana yakın olan insanlara hayatın boyunca nazik davran.”

Ya da İstanbul’da başlayan filmin ilk sahnelerinde : “ Hayatta iki tip acı vardır. Can acıtan acı. Değiştiren acı.”

Belki de yaşam farklı kültürlerden gelmiş olsak bile bir bahçenin etrafında toplanabildiğimizde gerçek olabiliyordur. Çiçeklerle dolu bir bahçe. Duvarları işlemeli. Ve bir anne oğluna “ Eğer bir kişinin adını en az iki kez yüksek sesle söylemiyorsan iki kez ölmüştür.”

Ve pırıl pırıl saf bir genci tüm kötülüklerden uzak tutmaya çalışabilirsiniz. Bir baba oluverirsiniz bir an da olsa. Öğretici, güzel bir yaşam öğretmeni. Sizi hep sevgiyle anacak bir bilge. Ve elbette onu topluma kazandırdığınızda duvara şöyle yazacaktır: “ VARLIĞIMIN EN OLUMLU TARAFINI SİZE BIRAKIYORUM.”

Kötülerle mücadele ederken ve kötü olanlar: “Erdem yok. İnsanlık yok.Artık ne kötü ne iyi var. Sadece şanslılar var “dediğinde. Verilebilecek en güzel cevap da “ SİZ NEYİ YAŞIYORSUNUZ? BİLMİYORUM. TERCİHLERİNİZ SİZE AİT VE DÜNYADA SİZİN GİBİLER ÇOK. VE BEN ADALETİ SAĞLAYACAĞIM.”

Bu filmde dostluğu, arkadaşlığı, aile birliğini, insanca yaşama duygusunun kimseyi ötekileştirmeden de olabileceğini. Kürselleşen ve gitgide yozlaşan dünya da sıradan görünen ancak hayatı öyle bir sindirmiş ki. Ancak hala sevgi de kalın demek için mücadele eden birilerinin varlığı, film içinden çıkıp bizi de yakalasın dedirtiyor.

İki Oscar® ödülü sahibi aktör Washington’a göre, McCall’un cazibesinin nedeni basit: “Göz önünde saklanan, sıradan görünümlü biri olması”. McCall bu kez hayatının başka bir noktasındadır: Ev eşyaları satmak yerine taksi şoförlüğü yapmaktadır; ama başkalarının adaleti için savaşan intikam meleği, kendisini daha öncekilerden çok daha kişisel bir savaş içinde bulur.

Yapımcı Jason Blumenthal ise şunu belirtiyor: “‘The Equalizer/Adalet’ bir başlangıç hikayesiydi. Robert McCall başarılı bir şekilde izlerini silmiş ve o şekilde görünmez olarak var olmayı isteyen biriydi, ta ki etrafındaki adaletsizliklere gözlerini kapayamayacak duruma gelene kadar”.

Sözü devralan diğer bir yapımcı Todd Black ise şunları dile getiriyor: “Ancak biliyoruz ki geçmiş geçmişte kalmaz. Birinci film bir adamın hayatının geri kalanında ona rehberlik edecek bir amaç bulmasıyla ilgiliydi; bu film ise o amacı uygulayan, intikam arayan ve geçmişiyle uzlaşan o adamı konu alıyor.

22 Ağustos da Vizyon da, Kaçırmayın!

Haber: Emel Seçen




Kaynak: Haber merkezi

Editör: Yaşar Kaba



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI