Bugun...


BERLUSCONI’Yİ GÖRMEK
Amerikalı papayı anlatan dizisi ile tartışmalara imkân veren Yönetmen Paolo Sorrentino, dünyaya skandallarıyla imza atan eski İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’yi beyaz perdeye taşıyor.

BERLUSCONI’Yİ GÖRMEK

PUAN: 7

Vizyon tarihi: 29 Mart 2019

Böylelikle siyasetin kirli yüzünü; siyasilere yakın durup bundan her şekilde nemalanmak isteyen sözde elit kesime de yansıtma yapıyor. Berlusconi’nin portresinde yer yer, aslında “insan!”olma özelliğini ön plana taşıyarak, hayat duruşunu, eylemlerini hafifletici sebeplere sığdırmaya çalışsa da; canı yananların dünyasında, kaçınılmaz şekilde bambaşka çağrışımlar uyandırıyor.

2018 İtalyan Ulusal Film Yazarları Sendikası tarafından; En İyi Kadın  Oyuncu , En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, Guglielmo Birghi Ödüllerine layık bulunun, İtalya ve Fransa ortak yapım film, aslında üç bölümden oluşmakta.

LORO adlı film, gayet lüks bir malikânenin bahçesinden içeri giren bir koyunun salonda birkaç tane açık durumda bulunan Tv ekranlarına bakması ve otomatik bir şekilde rutine geçmiş olan klima cihazının çalışması ile başlar. Ve bir müddet sonra donarak ölür.

Koyun aslında; kendine ait olmayan bir alana yanlışlıkla ya da merakla giriveren halktır. Bu bölümde; en keskin şekilde sözde ajans sahibi birinin aslında Roma’ya bir şekilde kapak atarak, Berlusconi’yle tanışarak, partide ya da farklı ihalelerde söz sahibi olabilme arzusunu anlatır. Yanında bulunan ve eski bir jimnastikçi kadın sakatlandıktan sonra birilerinin maşası olarak seks işçiliği yapmaktadır ve poposunda, başkanın (Berlusconi) dövmesi vardır. Bu figür aslında filmin de açılış fişeğidir. “Bu nasıl bir sevgidir ki; bir ülkenin lideri kendi halkının poposunda resmedilir?”

 Üstelik bunu, yaptıran da göremeyecektir. Bir yerlere ulaşabilme maksadı ile birbirlerini aldatan; madde bağımlılığının aslında İtalya halkının günlük rutini içerisinde, ne kadar da olağan olduğu da vurgulanır. Böylece birbirleriyle grift olmuş; tüm ahlaksız ilişkilere de ayna tutulur.

Elbette öncelikle meşhur olmak isteyen bir düzine kadın ki sonra sayıyı duyunca eski başkana da yetmeyecektir. Çünkü aslında eşinin film içerisinde meraklı masöre anlattığı gibi Berlusconi, hiç yalnız kalmayı sevmez. Bu bir düzine kadının,  sözde ajans sahibi adamın öncülüğünde, bir an evvel Sardunya’da ki yazlığında gerçekleşecek randevu hayali ile sahne noktalanır.

İkinci bölüm; bu grubun bir gece Roma sokaklarında dolaşırken; bir sıçanı ezmemek için taşıdığı çöp konteynırı, devrilen işçinin sahnesi ile başlar. Esası ile bir tek canlıya verilen yaşam hakkı içindeki dürüstlük çerçevesinde, aslında özde ki sıçanın var olduğu yerin derin dehlizler ve pislikler olduğu; ne yaparsa yapsın ortalık hep pislik ve atık olacaktır. O yüzden, Loro filminin başında koyun ile açılan sahne First Lady’nin meraklı masörü kadının sorusu ile cevaplanır. “Neden evin her yerinde aynı tablo vardır?” Bir kadın ve yanında ki kuzu, tablosu.

Yeni kuzular yoldadır, çünkü ve buna da gönüllülerdir aslında.

Bu durum, filmin bütününe varıldığında farklı psikolojik açılardan Berlusconi’nin ruh halinin de tiyosunu verir. Çünkü ileriki bölümlerde, yakın arkadaşının Berlusconi’ye söylediği gibi eşini aldattığı her kadın aslında, eşine benzemektedir. Hal böyleyken, tabloda ki resim ya Berlusconi’nin annesi ile kendisidir. Ya da her biri;  kadın eşi, kuzu da yeni bir kadındır. Bunlardan ikinci seçeneğin doğruluğunu eşi söyler:

“Eşimin, beğendiği biri/ bir şey varsa ikincisi ve üçüncüsünde de bunu, aynını ister.” Parti de bahçeye gelen misafirler içinde toplu olarak tek tek madalya gibi dizilmiş, ilk görüşmede kâhyanın yeni hanıma giderken,  Berlusconi’nin eline tutuşturduğu gibi her biri Berlusconi kadınları için hazırlanmış olan kelebek figürlü kolyelerdir.

Kendi kelebeklerini yaratır, hapseder ve öldürür.

Üçüncü bölüm; henüz edebiyat öğrencisi ve aynı zamanda ileride oyuncu olmak isteyen Stella adlı 20 yaşındaki kızın sözleri ile açılır.

Parti sırasında Berlusconi ile beraber olabilmek için birbiri ile yarışan kızlara hiç bakmaz. Çünkü o, eşini tanıdığı zaman gibi en genç, en saf ve akıllı olanını seçer.

Stella ona; “ Bana yakın olmak için yaptığınız hareketler acınası. Ve siz konuştukça, sizin kokunuz, iyi ya da kötü değil, büyükbabam gibi, yaşlı…”

Film boyunca, istediği her şeyi elde etmeye muktedir Berlusconi’nin,  ilk nakavutu da budur. Güç de bir yere kadardır. Herkesin gitmek istemediği malikaneden, dizi dizi kelebek kolyelere hiç pas vermeden çıkıp giden Stella, yaşamın acı gerçeğidir.

Gücü elinde yeniden bulundurmak için belli sayıda bürokratı ikna etme çabası,  eski bir dostunun kendisine hatırlatmış olduğu “ iyi bir satıcı” olma özelliğini, Berlusconi’nin, dostlarına eğlence için yaptırdığı sanal volkan ile gerçeğin volkanı altında kalan halkın beklentileri ise finalin detaylarında saklıdır.

Deprem/ volkan patlaması için evsiz kalan halka ev sözü verirken, bir yaşlı teyze ağlar ve Berlusconi, ne istediğini sorar. Yaşlı kadın takma dişlerini kaybettiği için ağlamaktadır. Ona, takma diş, sözü verirken, aynı anda bir başkası yüksek sesle İsa heykelini ister.

Onunda sözünü verir ve yapar.

 "Gerçek mağduriyetle, dini ve sembolik bir vatandaşta karşılanan söz ise Berlusconi, filmini anlatan LORO başlıklı yani İtalyanca zamir kipi gibidir. "Bizimkidir." 

Ama filmin bazı yerlerinde dış ülke misafirlerine karşı yerli yersiz şaka yapmaması istenir.

Buna da bozulur ve “Churchill” de böyle yapardı. Bıraksalar ya, şirketlerimi yönettiğim gibi ülkeyi de yönetsem” deyiverir.

Ve yakın dostu cevaplar: “ O zaman savaş vardı, yakın durmak zorundaydı. Ne istiyorsun yani, İtalya’nın en zengin adamısın, başbakanısın. Bir de hiç eleştirilmemeyi de istiyorsun?”

Cevap, evettir. Çünkü adeta küçük bir çocuk gibi hep kendi istedikleri olsun, ister.

Kendi ifadesi ile “ Hıristiyanlık sefaleti önerir. Komünizm, yaşatır”

Ve filmin sonunda; evsiz ama takma diş isteyene diş, dindar vatandaşa ise İSA heykeli verilir. Takma diş ve İsa heykeli ve depremin yıkıntıları arasındaki halk,  komünist parti yerine Berlusconi’yi seçmiştir.

Bir döneme tanıklık etmesi ve bizden sayılanların aslında, neleri götürdüğüne tanıklık eden, dönem filmi, LORO’nun ses getireceğini düşünüyorum.

Filmin sonunda tek bir Berlusconi, kazanacaktır. O da vicdanınızda ki.

Yönetmen                : Paolo Sorrentino

Oyuncular               : Toni Servillo, Elena Sofia Ricci, Ricardo Scamarcia

EMEL SEÇEN




Kaynak: Haber merkezi

Editör: Yasar Kaba



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI