google-site-verification: google188bffe4ae515cba.html
Bugun...


DÜŞÜNÜŞTE BİLİMSELLİK NASIL GERÇEKLİĞE DÖNÜŞÜR
ÇYDD Beylikdüzü Şubesi, öğrencileri için “Bilimsel Düşünme Yöntemleri” konulu bir ders işledi.

DÜŞÜNÜŞTE BİLİMSELLİK NASIL GERÇEKLİĞE DÖNÜŞÜR

Advert

Seminer konuşmacısı Matematikçi, yazar Ahmet Doğan’dı. İçlerinde özel ve devlet üniversitelerinde hala okumakta olan ve ileride İnşaat Mühendisi, Mimar, Hukuk, Fizik Tedavi, Matematik Öğretmeni , Sosyolog ve diğer meslek dallarında tercih yapmış gençlerin katıldığı ders oldukça verimli geçti.

“ “İNSANLAŞMA SÜRECİNDE BİLİM” esasında,  nezaman “İNSANLAŞMA” ile başlayan bir süreç ve ne zaman Bilim oluyor ve doğru düşünme nedir? Sorularına birlikte cevap arayacağız” diyerek söze başlayan Doğan, saat 11.00’de başlayıp 15:00’de bitirdiği dersinde şu konulara değindi:

“ İlk adım, yani esasında insanın İNSAN olmaya başladığı ilk andan itibaren doğaya uyum sağlamaya çalışmıştır. Yaşamak için, ve üç temel güdü üzerinden hareketle  ki bunlar :  Korunma, Beslenme  ve Üremedir.

Süreç içinde, evrimleşmeye baktığımızda başta başparmak yok. Mesela başparmağın ulaşması ve kavrama avantajı sağlaması. İlk dönemde ağaçta yaşıyor ve insanımsı bir varlık. Sonra yere iniyor, sonra meyvalar yiyor, ayakları üzerinde doğruluyor. İşte temel olarak insanı diğer canlılardan ayıran özellik burada ortaya çıkıyor oda bildiğiniz gibi aklını kullanabilmesi. Dolayısı ile aklını kullanan bir varlık olarak taşı yontuyor.  Yontöa Taş Devri. Çiğ yemek zorunda kaldığı hayvanları da yine aklı ile bulduğu ateşsayesinde pişirerek yemeye başlıyor. Alet yapmaya başlaması esasında İNSAN NEDİR? Dendiğinde alet yapabilen canlıdır, denir. Buzul çağı ortadan kalktıktan sonra sulak ormanlık alanda avcılık gelişiyor ve avlanmayı öğreniyor. Daha sonra silah yapıyor ve birlikte yaşamaya başlayarak, yerleşik bir hayata geçiyor. Bundan önce sürü hayatı hakim. Mağaradan çıkıp, başka bir mağaraya geçen insanoğlu sonra ki süreçte toprağı ekmeyi öğreniyor. Bu tabi ki insandaki düşünme yapısını adım adım tetikliyor. Yerleşik hayat, saban ve ilkel aletlerle ekip biçme bir zaman içinde oluşan olgular. Sonra mağaraar yerine barınaklar ortaya çıkıyor. Madeni eriterek madeni kullanmayı öğrenen insan, birbirine yakın akrabalar bir arada yaşıyor. Aynı klanlar bir arada daha güçlü hale geliyor  ve kabile, sonra yönetim ile klanın reisi,  ama bu arada iki şey var. Bir korkuyor kortuğu zaman buna çözüm arıyor bu da bilimsel bir tavır aslında mesela diyelim ki işte yağmur yağdığı zaman yıldırım yağacağını düşünüyor ve mağaraya saklanıyor. Önceden anlıyor. Ama bazen doğa olayları karşısında da başka bir duygu ve düşünce gelişiyor.  Çaresiz kalıyor ve öyle bir güç var ki beni cezalandırıyor diyor. Yakınma, yakarma vs tavrı var. İki yön var. Birincisi direnmeci ruh bu bilimi geliştiriyor. Yakarmacı yan, çaresizliğin getirdiği şey de inancı geliştiriyor.Bu gün din dediğimiz olguyu geliştiren bir şey. Kabileler ile birlikte büyücüler çıkıyor. İnsanı yönetmenin bir gerçeği aslında kabile reisinin yaptığı yani bugün bile baksanız,  baskı ile yönetme.  İkna ile olan ikinci yöntem de ise inanç kullanılır. İnanç insanları yönetmenin önemli bir unsuru. Birileri birilerini yöneecekse bu iki gerçeği kullanmak zorunda.

UYGARLAŞMA ADIMLARI

İlk teknolojik gelişme, aşağı yukarı tekerleği bulması, arkasından Sümerler döneminde yapılan sulama kanalları ile tarımı daha elverişli, verimli hale getirme.  Cam üretimi.Esasında teknolojinin gelişimi bilimi de geliştiriyor. Bu dönemde gözlüyorlar, yorumluyorlar ve bir takın yargıya varıyorlar. Bilim birikmeye başlyor ama ortada bir bilgi henüz yok. Yani tekeri yapan birisi ustalaşıyor o alanda. Ustalığını başkasına öğretiyor ve ustalaşma ile bilgi adım adım başlıyor. O yıllarda biliyorsunuz Astronomi, Astroloji adı altında falcılık falan birleşir ya tarihin ilk yıllarından itibaren sihir ve büyü ile birleşen şeylerdir. Sonuç olarak insanın zamanı bol. Şu anda öyle değil. Karnı doyunca uzanıp gökyüzüne bakıyor dolayısı ile aylak zaman bol. Hele birileri için daha fazla çünkü sınıflaşma başlayınca hatta rahipler takımı da oluşuyor. Kabile,kral  dan sonra inancı yöneten rahip gibi yönetenler çıkıyor. Bundan sonra Antik Yunana geçersek Pisagor, Öklid dediğimde aklınıza hep Matematik geliyor. Bunlar Filozof ama bilimin her alanı ile ilgilenen. Ama Matematik en çok gelişen ise kurguya dayalı olan Matematik. Pisagorculuk diye bir şey vardır.  Okulu var Pisagor’un. Bir yandan da uhrevi, tanrısal düşünüyorlar ama anlamlandıramıyorlar. Sayıları o yıllarda Tanrının bir görüntüsü olarak düşünüyor Pisagor. O yüzden karakök 2 sayısını bulanı öldürüyorlar, çünkü bildikleri Tanrısal yansımalar benzemiyor.

O dönemde esas olarak Matematik ön planda. Doğayı anlamaya çalışıyorlar ama ilk olarak bilginin birikimi Antik Yunan da Mateamtik alanında olmuştur. Düşünme sisteminde olgulardan ve söylenenlerden yola çıkıyor. Mesela Aristo diyor ki evrenin merkezinde dünya vardır. Bunun tersi olan Güneş merkezli evren var ama rağbet görmüyor çünkü ispat denilen şey doğayı izlerken yok. Matematik de var. Kaba bir gözlem ile doğayı anlamaya çalışıyorlar. Akıl yüretme var mı? var o dönemde. Gözleme dayalı o da kaba bir gözlem. O günün dünyası için ciddi akıl yürütme bunlar. Mesela o çağlarda düşme olayını, ağır olan ik düşer tezindeler. Bu şekilde açıklıyorlar. Hareket ile ilgili tespit bu.

KOPERNİK,  KEPLER ve GALİLEO GALİLEİ…

Bilimle uğraşan insan işe yarasın diye yapmaz. Meraktan yapar, sorunla karşılaşırsa yapar. İskenderiye Okulunda o dönem Pagan. Hyptia ilk kadın Matematikçi. Acı bir sonu var cehalet karşısında. Erken bilim dönemidir o dönemde yetişmiştir. Bilimin varlığı gelişmenin, yönetmenin önünde engel İskenderiye tehlikeli ve o yüzden kaldırılmıştır.

Avrupa’da karanlık dönemde iken İslamiyet hızla yayılırken çok güçlü bildiğiniz gibi İbn-i Sina, İbn-i Rüşt, vs. Bugün çok da fazla bilinmez ama tarihi oalrak ele alındığı zaman Avrupa merkezli bir tarih dayatılır, İslamın felsefeciler, tarihçiler pek fazla bilinmez. Şimdi biliniyor. Oysa biz hep objektif bakmaklıyız.

Denetim altında tutmanın tek yolu, dinlerin ortaya çıkması çok iyi bir araç. Dinin varlığını en çok sarsacak alan bilim, bunu en iyi dini alanda yapabiliyorlar. İslam dünyasında mesela en iyi medereselerde bunu yapabiliyorlar. Genellikle din adamları yönetiyorlar medereseleride. Hristiyanlıkta ise manastırlarda rahipler. Ortaçağ da çıkan bilim insanlarına bakarsanız çoğu rahip ya da papazdır. Mendel’den tutunda Matematikçilere kadar birçok bilim insanı yetişiyor zaten başka bir eğitim alanı yok. Laik eğitim falan da yok zaten. Sonuç olarak din, bilimi baskılıyor. Fakat Rönesans ve yüzyıl savaşları, sonrası hala bilgi o zamanlar kilisenin tekelinde.

Güneş merkezli evren teorisini Kopernik tarafından açıklandığında tabii ki rağbet bulmuyor ama arkasından Kopernik’in hatalarını düzelterek ortaya koyduğu görüş ile Kepler tezi arkasından Galilei’nin ortaya çıkışı Kilise düzenini sarsıyor çünkü artık ispatlayarak ortaya çıkıyorlar. Bilimi karşı adımlar değişiyor ve aydınlanma hareketi var. Mevcut düzeni değiştirme süreci devam ediyor. Galileo Galilei’nin yargılanmasını biliyorsunuz. Ölmemek için tamam kabul diyor engizisyona ama ondan önce gelen Giardino Bruno yakılarak öldürülüyor.  Fakat Galile bilim hayatında önemlidir çünkü deneyi sokmuştur. Kepler’İn elipsi burada işe yarar. İşin içine matematik giriyor.

MATEMATİK BİLİMLERİN EMNİYET SİBOPUDUR

Ne zaman ki Kepler yörüngenin elips olduğunu söylüyor ve o zaman yapılan hesaplar daha dorğu hesaplar oalrak ortaya çıkıyor. Yani güneşin dünyaya uzaklığı vs. gibi…

Böyle olunca Matematiğin bilim olarak yerini oluşturuyor. Galileo ise hareket konusunda ciddi yanlışlar olduğunu iddia ediyor ve bunu deniyor. Sürtünme ve aynı anda düşme Pisa Kulesinde deneniyor. Bu dönem yani gözlemin deneye dönüşmesi bilimde devrimdir. En önemli adımlar bu dönemde atılıyor ve peşi sıra “Bilimsel Devrimler” i oluşturacak süreç başlar ki Newton ve Einstein’a kadar uzanan bir süreçtir bu. O yüzden modern bilimin babası olarak anılır Galileo Galilei. Matematik hesaba uygun değilse doğru değildir.

ÜLKEMİZDE BİLİM

Türkiye’de ise; medreseler var Osmanlı’da bilime ihtiyaç yok. Cumhuriyet dönemine geçildiğinde ise böyle bilimsel bir miras ile karşılaşmıyor. Alt yapı yoksa bilimi geliştiremezsiniz.  Mustafa Kemal bilimin önemini biliyor. İlk aydınlanma ile demeçlerinde hep bilim vardır fakat sonra ki süreçte bu azalıyor. Sanırım şunu fark ediyor. Bilimsel bir miras yok. 1920’li yıllarda, halkın % 95’i okuma yazma bilmiyor.  O yüzden eğitime önem veriyor ve Köy Enstitüleri böyle doğuyor. O yüzden 1925-30 yılları arasında ki söylemlerinde bilimden çok eğitimle ilgili söylemlerine rastladım.

BİLİMİN ÖNEMİ

Bir ülke ki yokluk zamamı savaştan çıkmış lise mezunlarını Avrupa da eğitim alması için gönderiyor. Mesela Matematikçi Cahit Arf bunlardan birisidr. Türkiye’de bugün bu üniversiteleri bu noktaya getiren o yıllarda ki aydınlanma tutumudur.  Bilim denilen şey adım adım ortaya çıkar çünkü. Bilimci yok, mühendis yok. Uçak yapılıyor, Lokomotif yapılıyor.

Ray sistemi bir efsanedir. Birileri diyor ki “biz acayip demiryoları yaptık” oysa o zamanlara baksak, benim babam demiryollarında çalışıyordu. İstasyon şefiydi. O dönemde demiryolları çok az. Millileşiyor fakar bu seferde bize ray satmıyorlar. O zaman ray üretimine giriliyor. Onu nasıl yapıyorç Bir tane Skoda fabrikasında Macar bir usta var. Demiryolu yapacaz deniyor, sınaya deneye buluyorlar. Diğer mevcut raylardan, dört kat dayanıklı ray üretiliyor, onu da engelliyorla.  Bunu da çoğu kişi diğer bilgiler gibi bilmez .

Biz Cumhuriyeti değerlendirirken, kendini ileri gören aklı evvel birçok insan “yok bunu yapmadı yok şunu yapmadı” diye konuşuyor. Biraz önce arkadaşımız Enes ifade etti. Milletvekiline maaş ödeyemiyorsun, paran yok ama ray yapıyorsun. Çünkü ekonomik bağımsızlığını sağlayamadığın zaman ülkenin devamı mümkün değil.

DÜŞÜNÜŞ

Bugün “Bilimsel Düşünme Yöntemleri” dediğimizde karşımıza teknikleri de çıkıyor. Esasında Bilimsel  düşünme yöntemleri adı altında yer alır Bilimsel düşünme teknikleri.

Bilimsel Düşünme ve Matetiksel Düşünme olarak iki çeşit düşünme çeşidi vardır ve ama hepsinden önce insanlığın geçmiş olduğu biraz önce paylaştığımız tüm tarihsel süreçte doğru düşünme süreçleri ile gerçekleşebilir.”

Tekrar doğru bilgiye sahip olmanın gerçekliğine, gerekliliğine ve kendini doğru bilgi ile büyütebilmeye değinen Ahmet Doğan dersini tamamladı.  Ders sonrası kendisine katılımından dolayı teşekkür belgesi taktim edildi.

HABER: EMEL SEÇEN




Kaynak: Haber Merkezi

Editör: Yaşar KABA



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI