Bugun...


Üsküdar Kirazlıtepe de neler oluyor.
Üsküdar Çamlıca’ya yapılan büyük cami sonrası çevre mahallelerde kentsel dönüşüm kararı ve Üsküdar Belediye başkanı Hilmi Türkmen’in Proje olmadan anlaşma isteği mağduriyetleri beraberinde getirmiş, konuyla ilgili Kirazlıtepe Kentsel Dönüşüm dernek başkanı Rıza Şener'den açıklama

Üsküdar Kirazlıtepe de neler oluyor.

Konuyla ilgili gezdiğimiz mahalle adeta savaş bölgesi gibi yıkılmış binalar ve ikna olmayan mahalle sakinleri yıkıntıların içinde yaşam mücadelesi veriyor.

Konuyla ilgili kapsamlı bir açıklama yapan mahalle sakinlerinin kurduğu  

“Kirazlıtepe Kentsel Dönüşüm Derneği başkanı Rıza Şener gelişmeleri anlattı:

KİRAZLITEPE MAHALLESİNDE YAPILMASI İSTENEN KENTSEL DÖNÜŞÜM

    Üsküdar belediye başkanı Sayın Hilmi Türkmen bizleri müjdeledi: kentsel dönüşümle mahallenizi yeniliyoruz. Belediye olarak tüm masrafları biz karşılıyoruz. Haydi hayırlı olsun. Diyerek. Yıllarca yolsuz, elektriksiz, susuz yaşadığımız çarpık kentleşme ile oluşan mahallemiz modern bir şehir olacak diye bizler de çok sevindik.

     Belediye başkanımız dönüşüm sürecinde tüm yetkinin TOKİ’ye verildiğini TOKİ ile anlaşma yapmamızın şart olduğunu söyledi. TOKİ bir muvafakatname (ön sözleşme) hazırladı ve bu anlaşma metnini imzalamamızı istedi. Ön sözleşme metninde 100 metrekare arsası olana 70 metrekare, 100 metre kare gecekondusu olana da yeni yapıdan 13 metre kare yeni daire vereceği yazıyordu. Bunu yetersiz bulan mahalle sakinleri bu ön sözleşmeyi imzalamadı. Dönüşümü yapabilmesi için arsa payının 2/3 sine sahip olanların sözleşmeyi imzalaması gerekiyordu. Ancak zorlamalarla 50 kişi imza attı. İmzalayanlar mahalleden ayrıldı ve evleri derhal yıkıldı.  Bu yıkımla amaç: işe başlandığını gösterip imzalamayanları zor duruma sokmak mahalleyi yaşanamaz hale getirmekti.

     Mahalle sakinleri bu acımasız davranış karşısında mahalle inisiyatifini oluşturarak temsil heyeti seçti ve bu heyetle ilgililer arasında görüş alış verişi başladı.  Bu temsil heyeti yasal kimlik kazanmak için Kirazlıtepe kentsel dönüşüm derneğini kurdu.

     TOKİ ile bir ilerleme olmayınca duruma çevre ve şehircilik bakanlığı el koydu. Üsküdar belediye başkanına anlaşma sürecini sürdürmesi için tam yetki verdi. Çevre ve şehircilik bakanı dernek olarak bizimle görüştü. Bu görüşmede bakana isteklerimizi içeren bir dilekçe sunduk. Bakan bey isteklerimizin hepsinin makul ve mantıklı olduğunu bunların hepsini kabul ettiğini açıkladı. Görüşmenin bitiminde çevre şehircilik il müdürü ‘’bakan kabul etti ancak bu istekleriniz ve bakanın her dediği kabul olmaz ‘’ diyerek bizi uyardı. Sonunda müdürün dediği oldu. Anlaşma süreci yine tıkandı. Ancak bakanın olumlu tavrı ile bir kısım mahalle sakinimiz daha imzaladı evlerini terk etti ve evleri yıkıldı.

     Üsküdar belediye başkanı yeni bir muvafakatname hazırladı. Bu ön sözleşmeyi onlarca hukukçuya incelettik hemen hepside bunu imzalamanız sizin intiharınız olur tabirini kullandılar. Biz bunu imzalamayacağımızı söyledik. Bu sürecin ardından çevre ve şehircilik bakanı ile bir görüşme daha yaptık. Bakan bize yeni bir formülle geldi. 70 e 40 formülü (arsası çok olan arsa metrekaresininin yüzde yetmişini hali hazır bina metrekaresinin yüzde 40 ını alıp toplayarak hak edişini saptayacak veya arsası az olup yapı stoku çok olanlar; halihazır bina metrekaresinin yüzde yetmişini arsasının yüzde kırkını alıp toplayıp hak edişini saptayacak.). biz dernek olarak bu formülü bize uygularsanız mahalleyi böler ve çözümü tıkarsınız dedik. Israrla bu formülün uygulamasında diretildi. Bu formülle de bir kısım mahalle sakinimiz sözleşmeyi imzalayarak evlerini terk etti ve evleri yıkıldı.

     Bu yıkımlar: hukuksuz, denetimsiz orada yaşayanları yıldırma hatta canından bezdirme hareketi olarak uygulandı. Şu anda: moloz yığınları, toz, kanalizasyon kokusu ve kanal akıntıları ve eski binaların ürettiği asbes zehiri  ile baş başa kaldık. Kanalizasyon fareleri mahalleyi bastı. Kısacası huzursuz ve sağlıksız bir ortamda yaşamak zorunda bıraktılar.

     Belediye başkanımız bu süreçte de 2/3 çoğunluğu sağlayamadı. Korku yaratmak için şu yolları denedi: halka mesaj atarak 14 Mayısa kadar imzalamazsanız vermiş olduğumuz hak edişlerde indirim yapacağız dedi. Tebligat göndererek 15 gün içinde evlerinizi terk edin aksi halde biz zorla boşaltacağız ya da gelip imzalayın diye rahatsız etti. Sonra bir tebligat daha göndererek 10 gün içinde boşaltın yıkarım diye yine rahatsız etti. Mahalle sakinleri toplu olarak bu tebligatların muhatabı değiliz bu tebligatlar geri çekilsin diye 450 dilekçe belediyeyi uyardık. Tapularımıza şerhler koyarak tehditlerini sürdürdü.

     Bunca baskının işe yaramadığını görünce dernekle toplantı yaptı. Bize ‘’siz bir muvafakatname hazırlayın ben kabul ediyorum.’’ Dedi. Dernek olarak mahalle sakinlerinin onayına sunarak bir ön sözleşme hazırlayıp sunduk. Başkanımız iki ay bunu hiç incelememiş bile. İki ayın sonunda yapılan toplantıda bizim yanımızda bizim hazırladığımız sözleşmeyi inceledi. Hiç ilgilenmedi. Bize yine kendi hazırladığında ekler yaptığını söyleyerek onu imzalamamızı önerdi

     Anlaşmaların tıkandığını görünce bizi tekrar görüşmeye çağırdı. Ön sözleşmedeki arsası çok olanlara artışın dışındaki her şeyi kabul ediyorum dedi. Dernek olarak bunu mahalle sakinlerimize sunduk genel eğilimin anlaşmadan yana olduğunu gördük bu görüşü başkanımızla paylaşmak istedik. Üç gün önceki verilen söz gitmiş söylem değişmişti. Belediye başkanımız bizim sözleşmeyi kendi sözleşmelerinin eki kabul edip süreci şöyle tarif etti. ‘’ mahalle sakinleri benim sözleşmemi imzalayacak evini terk edip bana verecek ben onları yıkacağım sonra projeyi çizip sizinle beraber  yürüyeceğim. Ve bunu 30 eylüle kadar yapmak zorundasınız yapmazsanız polis zoruyla evlerinizi yıkacağım.’’ Dedi. Ve adeta bizi toplantının dışına attı.

     Dernek olarak bu durumu tüm mahalle sakinlerimizi toplayarak açıkladık. Genel kuruldan şu karar çıktı. Belediye başkanı kendi hazırladığı ön sözleşmeden vaz geçmiyorsa bizde imzalamayacağız. Bizim hazırladığımız ön sözleşmeden kesinlikle taviz verilmeyecek.    

     Mahalle sakinlerinin hazırladığı ön sözleşme de ana hatlarıyla şu talepler yer alıyordu

               _mahalle bir temsil heyeti oluşturacak. Bu heyete hukuksal bir kimlik kazandırılacak. Bu heyet projenin başlamasından iskan alınana kadar süreci kontrol edecek.

               _hak edişlerin saptanması için istek formları doldurulacak.

               _belediye projeyi hazırlayacak

               _arsası çok olanların hak edişlerinde artış sağlanacak.

      

                _proje üzerinden kat karşılığı sözleşme yapılarak noter huzurunda daireler dağıtılacak. Bu dağılım tamamlanınca konutlar boşaltılacak.

     Bu son toplantıdan bilgi sahibi olan belediye başkanımız tekrar bir toplantı talep etti. Arsası çok olanlara artışın dışında her şeyi kabul ediyorum dedi. Ancak genel kuruldan çıkan kararı tekrar genel kurula götürüp değerlendirilecek. Geri dönüş yapılacaktı.

     Genel kuruldan önce yönetim kurulu ile birdaha belediye başkanımızla görüştüğümüzde başkanımız: önce evlerimizin boşaltılmasını yıkılmasını bunun sonunda proje üzerinden ve noter aracılığı ile daire dağıtımı yapacağını bildirdi ve bu durum değişmeyecek son durumdur dedi. Süreci tekrar çıkmaza sokarak tıkadı. Biz evlerimizi proje üzerinden noter marifetiyle almadan evlerimizi boşaltmayacağız diyoruz. Başkanımız önce boşaltın evleri yıkıp projeyi çizerek noter üzerinden dağıtacağım diyor. Yani anlaşma yapmamız imkansızlaşıyor.

     Bu süreç içinde yapılan zıtlaşma ve hukuksuzluklar: Üsküdar kaymakamlığına, cumhuriyet savcılığına, çevre ve şehircilik bakanlığına, çevre ve şehircilik bakanlığı il müdürlüğüne, İstanbul büyükşehir belediye başkanlığına ve cumhur başkanlığına defalarca bildirildi. Bu belirtilen yetkili makamlardan olumlu ve uyuşmazlığı çözücü hiçbir adım atılmadı ve hiçbir öneri getirilmedi. Basın açıklamalarımız ve  çeşitli tv kanallarına bilgiler vermemiz de bir sonuç getirmedi. Beş siyasi partinin ilçe örgütleri ve milletvekilleri ile görüştük; sorunlarımız Üsküdar belediye encümenine ve TBMM sine taşındı ancak kayda değer bir ilerleme sağlanamadı.

     Şu anda belediye ile anlaşan 320 kişinin evleri yıkıldı. Ancak halen anlaşamayan 1000 kadar ev ve bu evlerin sakinleri; sağlıklarını tehdit eden moloz yığınları arasında, asbes zehirini soluyarak, kanalizasyon akıntı ve kokusu, lağım fareleri ile birlikte yaşamak zorunda bırakılmıştır. Bu durum bir zulümdür. Devletin yetkilileri neden müdahale etmiyor anlayamadık. Burada bir salgın hastalığının yayılması mı bekleniyor, birilerinin ölmesi mi gerekiyor. Görünen o ki kimse sorumluluk almıyor.

     Üsküdar belediye başkanımız: sizin evlerinizi siz evinizde otururken yıkacağım, polis zoruyla oraları boşaltıp eşyalarınızla birlikte evlerinizi yıkacağım tarzında tehditler savuruyor. Bu baskılardan zevk alır gibi bir tavır takınarak baskıları günden güne artırıyor.

     Biz mahalle sakinleri: adaletli, hukuki yollardan ve denetlenebilir bir dönüşüm istiyoruz. Kolluk güçleri ile mahalle halkının korkutulup sindirilmek istenmesini doğru bulmuyoruz. Bundan herkesin zararlı çıkacağını yetkililere duyurmaya çalışıyoruz. Umarım çirkin şeyler olmadan bu olay güzellikle halledilir.                                         

Haber Fotoğraflar: Yaşar Kaba






FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
YUKARI