Bugun...
Domates satayım derken...


Çetin ÜNSALAN EKOPOLİTİK
cetinunsalan@yahoo.com
 
 

Bir an için gerilere, Rusya ile uçak krizi yaşadığımız günlere dönün. O süreçte en büyük savlarımızdan biri neydi? Bizden gıda almaya mecbur oldukları, aksi halde sıkıntı yaşayacakları yönündeydi.

 

Oldu mu? Olmadı... Zira Rusya’nın tarım ithalatında Türkiye’nin payı zannedildiği kadar yüksek değil. Öte yandan neredeyse tarım ürünlerinde bile ithalatçı bir ülke konumuna düşmüş Türkiye’yi göz ardı eden Ruslar, mesela direkt kendilerine yaptırım uygulayan AB’den ürün aldılar.

 

Sonra işler düzelmeye başladı. Fakat şu domates sorunu bir türlü halledilemiyordu. Neredeyse domatesi satmayı başarırsak, Ruslar ile tüm ticari dengelerimizin sağlıklı hale geleceğine bile inanacaktı bazıları...

 

Oysa o arada biz doğalgaz almaya devam etmeye kalmadık; bir de nükleer tesisin kapısını araladık. Şimdi geldiğimiz noktada domates satmaya çalıştığımız Ruslar’da iddiamız o ki tarım ve hayvancılık ülkesi olarak et ithal edeceğiz.

 

Gümrüklerin sıfırlanmasıyla birlikte et alıp, domatesi daha çok satacağız. Anlaşmaya göre 5 bin ton et ithaline izin verilirken, bu rakamın daha sonra arttırılması konusunda görüş birliğine varıldığı da bizzat Rusya Tarım Bakanı Patruşev tarafından açıklandı.

 

Yani Ruslar’a domates satayım derken, şimdi de ucu açık bir anlaşmayla et ithal eder hale geldik. Esasen bunu Ruslar ve et meselesinden çıkarın. Genel anlamda gümrük vergilerinin birçok üründe sıfırlanarak, ithalatın önünün açılması, ülkede işlerin yolunda gitmediğini ve meselelere üretmek değil, istatistik tutturmak yönünde yaklaşıldığını kanıtlar nitelikte.

 

Peki daha kısa süre önce başlatılan yerli üretim kampanyalarına ne oldu? Hatta gayrimenkul firmasından logo devşirip, yerli üretim logosu bile yapmadık mı? Tüketiciye yerli malı alması yönünde tavsiyelerde bulunmadık mı?

 

Şimdi bu gümrük sıfırlamayla gelen ithalat merakı nereden çıktı? Ama burası Türkiye; kimse iki gün önceki meseleyi hatırlamıyor değil mi? Seçime giderken ithalatla hem ‘ürün bulunmama’ problemini ortadan kaldıralım, hem fiyatları geriletip, enflasyon mücadelesine katkı sağlayalım.

 

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 2019 senesinin sonunda enflasyonun hedeflenen rakamların bile altında çıkacağını iddia etti. Bu yolla mı enflasyonu düşüreceksiniz? Üretimin yapılamaması sağlayarak mı?

 

Peki üretmeden nereden para kazanacak da gelecek sene ihtiyacınız olanı alacaksınız? Elbette o mesele 31 Mart’tan sonra olduğu için önemi yok. Bir tarafta üretemez hale getirilen bir ülke, diğer tarafta tüketemez hale dönüştürülen bir tüketici ve hepsinin üzerinde yerli üretim sloganlarının gölgesinde ithalata kapılarını ardına kadar açmış bir memleket.

 

Ne oldu; sattınız mı domatesleri?

 

cetinunsalan@yahoo.com





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI