Bugun...
Evliliği biz de konuşmalıyız


Çetin ÜNSALAN EKOPOLİTİK
cetinunsalan@yahoo.com
 
 

Gün geçmiyor ki, dünyada tek başına zaten yeterince büyük olan iki firmanın güç birliği ve evlilik haberlerinden yenisini duymaz olalım. Size bir haberim var, önümüzdeki süreçte bunu daha çok okuyup, göreceğiz.

 

Elbette bu birleşmelerin tek bir nedeni yok. İşin bir yanında yeni ekonomiye geçiş modelleri içinde yeniden yapılanma ve birlikte durma kaygısının yattığını söylemeliyiz. Fakat firmaların hacimlerine baktığımızda bu gerekçe tek başına açıklamaya yetmiyor.

 

Yine bir başka neden ortaklıklar yoluyla dünyadaki pazar payını kemikleştirme ihtiyacı olabilir. Yabana atılacak bir başlık değil, ama tek başına bu da gerekçe değil. Çünkü zaten en azından basına yansıyanların tek başlarına piyasalarında yeterince dominant olduğunu biliyoruz.

 

Gerçek sebebi dünya ekonomisinin 2 binli yıllarında aramak lazım. Zaman zaman kaleme aldığım bu durumun sonuçlarını yaşıyoruz. Sürekli takip edenler için sürpriz olmayan, hatta belki de yine aynı şeyi yazdığım kanaatine kapılacakları bir başlıktan bahsediyorum.

 

Fakat ben ısrarla bu konudaki anlatıma devam etmek istiyorum. 2 binli yıllarda dünyada parasal genişleme ve kredi sistemi üzerinden talep yaratma eğilimini hatırlamadan bu birleşmeleri çözmek mümkün değil.

 

En başta normal üretimlerin kredilendirilmesi ve tüketiminin kolaylaştırılmasıyla, dünya ekonomisinde hacim yaratılmasını hedeflemeyle başlayan bu sürecin, türev piyasaların devreye girip, sanal rakamların ortada uçuşması ve kazanç iştihanın göz döndürmesiyle birlikte yarattığı bir sıkıntı var.

 

Finans sistemi üzerinden reel sektör faaliyetlerini türevde satanlar, parasal genişlemenin hiç bitmeyen bir yöntem olduğu düşüncesine kapıldılar. Reel sektöre de ‘ne üretirsen üret, kredi mekanizması içinde satılır. Çünkü ihtiyaç yaratmak bizim işimiz’ yaklaşımı hakim kılındı.

 

İşin ucunu kaçıran üretici kesim ise, olası satışlar üzerinden kesin üretimler ve kapasite artışına neden olacak yatırımlara yöneldiler. Sonra gün geldi 2008 krizi tüm dünyanın yüzüne sistemin işlemezliğini ve kısır döngü yapısını vurdu.

 

Fakat ortada bir problem vardır. Yüksek kapasiteleriyle, satış güçlerinin ötesinde yatırım yapan firmalar öylece ortada kalmıştı. Sonraki dönemde sektörleri rahatlatacak geçici parasal genişlemeler de, bunun çılgınlığına kapılıp bilançoları bozulan devletlerin de tahvillerinin satın alınması işi çözmedi.

 

Çünkü normal olarak üretilen mal ve hizmetin yarattığı ekonominin 10 katı büyüklüğünde yaklaşık 700 trilyon dolarlık bir kağıt ekonomisi, türev piyasası oluşmuştu. Bunun sürdürülemeyeceği çok açık.

 

Şimdi herkes en az hasarla bunun atlatılması üzerine kafa yoruyor. Üretim süreçlerinin dijitalleştirilmesinden, robot teknolojilerinin gündeme gelmesine kadar çoğu başlığı bu çerçeveden ve rekabet kaygısından okumak lazım.

 

Daralan bir pazarda, işgücü maliyetleri ve ölçek ekonomisiyle değer yaratanlarla mücadele etmek kolay olmayacaktı. O zaman otomasyona daha çok eğilim gösterilmeli, endüstri 4.0 gibi yaklaşımlarla bilişim sektörünün yarattığı avantajı da kullanarak sistemi yeniden kurgulamalıydı.

 

Nitekim süreç buraya evrilirken bambaşka bir ekonominin de kapısını açtı. Şunu çok net söylemeliyim ki, en azından uzunca bir süre bundan geri dönüş de yok. Fakat ortadaki fiziki ve doldurulamayan kapasiteler ne olacaktı.

 

Dünya ekonomisinin daralmaya gittiği, korumacılığın arttığı süreçte hiç aklınıza gelmeyecek firmaların bile batması kaçınılmazdı. Süreç ya evlilik ya batış sonucunu doğuruyordu. İşte son dönem duyduğunuz ortaklıklar, şirket evlilikleri, güçbirlikleri bu sürecin bir sonucu.

 

İşin üstüne bir de yeni ekonominin dayattığı ihtiyaçlar, ekonomide dünya genelinde çok cepheli yapıya geçiş, yeniden paylaşımda güç dengelerinin yenilenmesi gibi faktörler eklendiğinde, kurumsal firmaların çoğu önden tedbir alıyorlar.

 

Tüm bunlar yaşanırken bizim evlere şenlik ekonomi yönetimimizin ortaya koyduğu açmazlar daha büyük. Çünkü yıllarca tüketim üzerinden büyüme elde eden, bu uğurda da neredeyse üretici gücü feda etme noktasına gelen bir yaklaşım, bugün işin içinden çıkamıyor.

 

Bence yine buna sebep olanları kendi kaderiyle yalnız bırakıp, sektörler ve firmalar düzeyinde, bilhassa KOBİ ölçeğinde evliliklerin yolunu açmamız gerekiyor. Sadece üretenin üretenle değil, bir kaç üretenin, bir kaç uzman finansmancının, bir kaç danışmanın, bir kaç pazarlama uzmanlığı olan yapının ve bir de üstüne satış konusunda piyasanın nabzının tutan şirketin evliliklerinden söz etmeliyiz.

 

Hatta bazı noktalarda sektörel STK’ların kuracağı ar-ge merkezleri, eğitim noktaları gibi yapılanmaların üzerinde durmalıyız. Ne zaman derseniz? Tam da şimdi... Zira yarın çok geç olacak. Zaten yapacağımız kadar hatayı yeterince yaptık.

 

cetinunsalan@yahoo.com





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI