Bugun...
“BEN TONYA” FİLMİ ÜZERİNE…


Emel SEÇEN 360 Derece İstanbul
emelsecen@gmail.com
 
 

GERÇEK YAŞANTIDAN KESİT

Oscar’a ve Altın Küre’ye üçer dalda aday gösterilen ve Margot Robbie’nin yıldızlaşan performansıyla yılın merakla beklenen filmlerinden “BEN, TONYA / I, TONYA”, Basın tanıtımı geçtiğimiz hafta gerçekleşti.  Ve Oscar’ ödüllerine aday gösterinen bu film 16 Şubat 2018 tarihinde vizyona girecek.

 I, TONYA tüm dünyayı şoke eden gerçek bir hikâyeden uyarlama.

Nefret edenler hep: “Tonya, gerçeği söyle diyor.”

Gerçek diye bir şey yok.

Herkesin kendi gerçeği vardır. Dünyanın en iyi artistik buz patencisiydim.

Tarihte bir anlığına…”

Varoşlardan çıkıp gelen, pek çok önyargıya rağmen Amerika Şampiyonu olan Tonya Harding, kendi jenerasyonunun en yetenekli buz patencilerindendir. Üçlü Axel hareketini yapabilen tek Amerikalı kadın sporcu olmasına karşın, skandallar ve aykırı tavırları nedeniyle Amerikan halkı ve medyasıyla yıldızı bir türlü barışmaz. Tüm engellere karşın hırsla Olimpiyat Oyunları’na hazırlanan Tonya’nın hayatı, rakibi Nancy Kerrigan’a yapılan bir saldırıya adının karışmasıyla alt üst olur. FBI da soruşturmaya dahil olunca Tonya Harding, hayattaki en büyük tutkusundan ömür boyu men edilmekle karşı karşıya kalacaktır.

The Finest Hours’un yönetmeni Craig Gillespie’nin dur durak bilmeyen temposu ve kurgusuyla çok konuşulan son filmi “BEN, TONYA”,  Whiplash’deki J.K. Simmons’ı anımsatan performansıyla Allisson Janney’i de Oscar ödülünün favorilerinden biri haline getirdi.

Çok küçük yaşlarda eğitilmeye başlayan buz patencilerin hayatlarına çarpıcı bir şekilde değinilen film de, gerek özel hayatında ki tüm yoksunluklar, tüm değer bilinmemekle birlikte kendi kendine, çıta yükseltmeye çalışan bir bireyin, spor ile aslında bir alandan varlığını gösterebilme şansını beyaz perdeye aktarılıyor. Ve kendi kendine yarattığı şansı,  izleyiciye sunuluyor ve bir anne-öğretmen olsa da minicik bir çocuğa çalışmaları sırasında:

Sen buna doğru figür mü diyorsun… O kızla konuşmayı kes ! O senin düşmanın !” deniyorsa, rakip olarak gördüğü kişiye karşı nasıl bir tutum sergiler? Hırs, nereye kadar frenlenebilir? Gerçekte hırsı kim besleyebilir, büyütür? Ve tüm istismarlar altındayken nasıl var olunabilir?Tüm çıplaklığı ile izleyiciye sorgulatılıyor.

Annesi, (LaVona Golden), garsonluk yaparak geçimi sağlarken bir şekilde  Tonya'yı buz pistine henüz 3 yaşında atıp, başarı bekleyen. Hiçbir zaman tatmin olmayan, çocuğu ne yaparsa yapsın gurur duymayan. Gerektiğinde hakaret eden, baskılayan dünya yansa umurunda olmayan bir anne karakteri. Filmin finaline doğru,  bu duruşunu birkaç sahne de seyirci daha da iyi anlayacak.

Hayatına giren ilk erkek ile evlenen ve gerçekte, gerçek sevginin peşinde olan Tonya’nın eşi (Jeff Gillooly) ile Tonya Harding, bir buz pateni sahasında karşılaşır ve sonrasında olaylı, inşili çıkışlı evlilikleri ile şiddetin ve gençliğin ilk dönemlerinde sevgi ile tutkunun, belki de açlığın esas neye olduğunun kestirelemediği bir kısır döngünün iç hesaplaşması da veriliyor.

Aslında son noktada karısını gerektiğinde annesinden bile korumak isteyen bir eşin, cahil arkadaşı ve Tonya’nın sözde koruması olan karakterin, kendi çıkarları uğruna yeri geldiğinde arkadaşını ve eşini nasıl satabileceğine şahitlik ettiriyor film.

Tabii tüm detaylara bakıldığında şiddet faktörleri fazla ancak filmin sürükleyiciliği bunu kamufle edebiliyor. Ve ince ayrıntıları da önemli kılıyor. Mesela Tonya’nın eşinin ayrıldıktan sonra evini basması ve silahla saldırıp, Tonya’nın başından yaralanması ardından beraber kaçmaları, arabaya bindiklerinde onca yaşanana rağmen kocasının onu öpmesi ve ardından da “ sesini çıkarırsan seni mahvederim kaltak” diye cümle kurması. Tonya’nın sessizliği ve iç sesinden yükselen başından kan akarken polisin görebildiği halde sadece arka bagajda ki silahı sorduğunu seslendirmesi güzel ve çarpıcı.

Yani kadına şiddet hangi ülke hangi yer olursa olsun, gerçek eğitimin çıtasından yükselmeyen kişilerde; sevgi sanılan birçok kargaşa birbirini tetikler vaziyete gelebiliyor.

Ve esasında bütünüyle film, biyografik bir hikayeyi çok iyi bir kurgu ile sunarken; diğer yandan da "redneck yani : amerikan argosunda amerikanın güney ve orta eyaletlerinde yaşayan, ortalama kültür ve medeniyet seviyesinin altında olan kaba insanlara verilen isim. ", "olimpiyat komiteleri", “amerikan basını” ve "Amerika seyircisi" gibi konulara da biraz öz eleştirel bir bakış açısıyla anlatıyor. Bu anlamda aradan geçen onca seneye rağmen Tonya’nın hakkını Tonya’ya verme durumu doğuyor. Ve film sonunda şu anda bambaşka bir iş yapan Tonya’nın

“ ama iyi bir anneyim” diye özellikle belirtmesi, kendi gerçekliğini de tüm çıplaklığı ile izleyiciyle buluşturuyor.

 

Birçok pencereden aslında OSCAR heykelciklerini de haliyle hak ediyor.

BEN, TONYA / I, TONYA Vizyon Tarihi: 16 Şubat 2018

Yönetmen: Craig Gillespie Oyuncular: Margot Robbie, Allison Janney, Sebastian Stan Yapımcı: Margot Robbie, Steven Rogers, Tom Ackerley Senaryo: Steven Rogers Görüntü Yönetmeni: Nicolas Karakatsanis Kurgu: Tatiana S. Riegel Müzik: Peter Nashel Yapım Yılı: 2017 Ülke: A.B.D. Süre: 120 dk. Dağıtım: Bir Film İthalat: Fabula Films

Emel Seçen





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI