Bugun...
DOSTLUK


Emel SEÇEN 360 Derece İstanbul
emelsecen@gmail.com
 
 

Eski İstanbul semtlerinden Fatih İlçesine bağlı, üç yol ağzı gibi kesişip bir lise de bir araya gelen mahalle çocukları…

Üç yol ağzı içerisine başta Kocamustafapaşa, Cerrahpaşa ve Fındıkzade’yi alır. Hatta azıcık Aksaray, Yedikule’de serpişirebiliriz. Bizler ya memur ya işçi çcoukları olarak büyüdük. Emeğin hakkını, paranın nasıl kazanıldığının bilincinde. Biz mezun olduktan sonra bir araya geldiğim öğretmenlerimiz tarafından söylenen gibi,  sizden sonra kuşak bozuldu ifadeleri ne derece katılırız tam bilmiyorum ancak bizlerin gerçekten farklı olduğuydu.

Şimdi kendini anlatmak gibi olmasın ancak bizleri yani o üç yol ağzını birleştirip bizi “sıradaş” tan öte, arkadaşlığa ve dostluğa götüren yolculuk benim için mezun olur olmaz başlamıştı. Önce hep bir pilav günümüz olması heyacanını yaşayarak bekledim. Yaklaşık olarak 9-10 yılı buldu. Sonra o ilk yani Türkiye’nin ilk Türk okulu (1485) Davutpaşa Lisesi’nden, Lise olduktan sonra(1969) mezun olan abi ve ablalarımızdan oluşan ilk 1972 yılı mezunlarını bulup, onların beni kabulü ile süreç başladı. Yaklaşık olarak 21 yıldır,  kah derneğin sadece üyesi, sonra uzun süre Genel Sekreteri, ardından Başkan Yardımcılığı pozisyonları layık gördüler bana. Gerçi benim için unvan hiçbir zaman önemli olmadı. Önemli olan bir arada doğru, laik ve eşit paylaşımda bulunmaktı.

Bundan 21 yıl önce başlayan hikaye;  mezun olan ve  bulunduğu semtten taşınmış, henüz cep telefonları yok. O zamanlar mezun olduktan sonra bile görüştüğümüz arkadaşlarımızın sayısı 10’u geçmiyor. Facebook ya da wsapp zaten yok. Üşenmeden kapı kapı oturdukları evleri gezdim, taşınanların komşularından irtibat da olanlara ulaştım. Tanıdığın tanıdığına… Önce bir pilav günü toplam 3 sınıfı neredeyse toplayabilmiştim. O yıllarda 3 sınıf demek ortalama 45-47 kişilik sınıflarda yaklaşık 135-140 kişi oluyor. O gün kü sevinci mi, mutluluğumu tarif edemem.

Mezun olduğumuz yıllardan itibaren görüştüğümüz, aynı sırada olmasak da aynı havayı, bahçeyi, öğretmenler de okuma şansında olduğumuz Sevgili Aydan’ın düğününde ve anne olduğunda, Didem’ciğimin keza düğününde, hastalığında, Tahir baba olduğunda, Barış babasını kaybettiğinde, Devrim’in baba, Eylem’in ise amca olduğunda, Kemal’in güzeller güzeli İzmir’li Hale ile evlendiğinde,  Fenerbahçe nidaları ile Teknik Üniversitenin bahçesinde halay çektiğimizde, Ali’nin Türkiye de çalışırken ilk arabası ile bize gelişine ve bizim gurur duyuşumuza. Kardeşi Kerim’in evlenip, baba oluşuna. Fıkraları ile neşe kaynağı Murat’ımızın, kendi gibi yüreği de dupduru Ayfer’imiz ile evlenip, ikiz prenseslerinin doğumuna.  Karlı bir İstanbul’un Beyoğlu’nda sabaha karşı kol kola girip: “ Huh Ha Dev Adam 12 Dev Adam” şarkıları ile Çiçek Pasajında çiçekler açtırdığımız anlara…Yine bir akşam Beyoğlu’n da denk gelip de Seyyal Taner’in misafir iken yanına gittiğim ve bizim için o güzel 70’lerin şarkılarını bizler için okumasına… Bazılarımızın ayrılıklarına, ailemizden elimizin dışında kayıp giden kayıplarımızda da hep beraber olduk. Sarmaya çalıştık hayat yaralarımızı.

Yeri geldi sayıyı çoğalttık. Buluşturan,  köprüyü kurmaya çalıştım hep, işin içine mezunlar derneği de girince sadece kendi sınıfın değil farklı sınıflar ancak aynı yürekte atanlardık bizler. Devamı hayatdan. Yılbaşına yakın günlerin birinde toplandık bir Rum meyhanesinde 10-15 kişi hiç unutmuyorum bir pasta alınmıştı sürpriz ve hepsi bir ağızdan içimizden Doktor olarak çıkan Mehmet’in önderliğinde “Emel, sen bizim herşeyimizsin” diye yaş günü kutlamasını. İnsan sevdiği kadar sevilir. Sağ olsunlar. Öyle güzel çocuklardık biz katıksız, şartsız öylece mutlu olan,  az ile yetinmeyi bilen.

Arkadaşlarımızı bir arada tutalım daha da kalabalıklaşalım diye bir site kurduk, Hüseyin o zaman Almanya’da yaşıyor. Ali Rusya’da,  hergün şimdi ki wsapp gibi haberleşiyoruz. Sinem’i de buldum. Kattık aramıza. Böylelikle geçirdik günleri. Arada tabii tatsızlıklarımız oldu,  her ailede olduğu gibi. Çocukluklarımız, nazımız birbirimizeydi.  Hiç unutmuyorum  uzakta diye bayram da kart atmıştım onlara. Sonra okula hatıra bir CD hazırladım. Epey bir emek vermiştim o zaman.  Önce CD’ ye ses kaydı  yaptım; okulun tarihçesi ve mezunlar ile öğretmenlerimiz vardı içinde. Geleneksel olarak yaptığımız mezunlar yemeğimizde slayt gösterisi ile sunduk. Bu anlattıklarım 2000’ler… Ya da biraz başı. Bu CD diğer mezunlara ücretli satıldı ki derneğe katkısı olsun. Evet, uzakta olanlara sürpriz bu CD’yi gönderdim. Yanılmıyorsam bir camdan yapılmış mavi bir kuş ve lokum ile.

Yıllar yılları kovaladı. Birgün Öğretmenler Günü yemeğimizde Matematik Öğretmenim Füsun Hocam “ Emel, biz bir sürü öğrenci yetiştirdik o dönemden bir tek sen mi varsın hep” dediğinde üzüldüm tabii biraz ancak “ onların da meşguliyetleri var ben onların temsilcisiyim” dedim. O yüzden aslında her pilav da biraz da buruk hissederim. Çünkü esas çıkış noktamız, buluşma yerimiz burasıdır. Sayı gittikçe azalır, biri yok ise öteki de gelmez.  Aslında hepsi de bir arada denk gelip zamandan kazanıp görüşmek ister. Belki geçtiğimiz en azından son 15 yıla baksak belki şimdiki gibi bakmıyoruz çünkü yaş aldıkça insan daha da sarılıyor değerlerine, dostlarına. Belki de daha da kaynaşmanın zamanı gelmiştir o zamanlar biraz eksik kalsada.

Aslında benim mezuniyet yılım yok. Çünkü bu işler gönüllü olduğu için gerçekten ciddi emek, efor istiyor. Yüreğinizi koyuyorsunuz. Dolayısı ile benim 72’den başlayıp bu yıla kadar sıradaşım var.

Ancak bu sene otuz yıl geçmiş olan mezuniyet ve  daha da öncesine dayanan dostlarım, yukarı da biraz önce adlarını saydığım ve sonradan ilave ilave aramıza katılan, Atiila’dan, Tahir’e, Banu’ya, Meryem’e, Birgül’e  ve diğer sevgili canlar…Onlar yüreğimin hep özel yerinde.

Murathan Mungan’ın güzel bir şiiri vardı. Ben de o zamanlar yaptığım CD’de kullanmıştım. Sevgili Sezen Aksu’nun yorumu ile “Eskidendi Eskiden”.

“Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
  Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
  Daha biz kimseye küsmemiş,
  Daha kimse ölmemişken,
  Eskidendi, çok eskiden
.”

Eskilerden gelen ancak hiç eskimeyen ve görüştüğü anda yıllar geçse de üzerinden sanki bıraktığı gün gibi yeniden başlayan güzel arkadaşlarım, dostlarım. İyi ki varsınız!

Bu Pazar yazısı da nereden çıktı şimdi demeyin geçen gün bir telaş ile Ali’ciğim beni arıyor. Ben de biraz geç görüyorum bazen wsapp ve diğer uygulamaları yoğunluktan. “Bombaya hazır mısın?” diyor.

-Direkt olarak: Evleniyor musun? Diyorum.

Ali: Evet diyor.

Allah’ım ne güzel bir haber. Diyorum ki “Anacığın nasıl sevinmiştir.” Babasını kaybettiğinde yanında olmaya ona güç vermeye çalıştığımız canım dostum, arkadaşımın hayatta sırası mutluluğa gelmiş.

Yaşı da gelmiş artık hani.

Meltem ile Ali ermiş muradına, bizler çıkalım kerevetine…

Not: Hayır bir şey değil Galatasaray’lılar çoğalacak. :D Hep mutlu kalın emi!

Emel SEÇEN





YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI