Bugun...
“MAVİ IŞIKLAR” EFSANESİ…


Mehmet ÜNLÜ ...
mehmetmedya@gmail.com
 
 

Değerli okuyucular,

Bu yazımda, Türk Pop Müziği’nin bir efsane grubu “Mavi Işıklar”dan bahsetmek istiyorum.

Yaşları  50-60 arasında olanların bu ünlü grubu hatırladığı gibi asla unutmadıklarını biliyorum.

15 veya 18 yaşlarındaki o dönemin gençleri olarak  60'lı ve 70'li yıllara damga vuran Mavi Işıklar’ın solisti Nejat Toksoy, 11 Mayıs'tan beri yoğun bakımdaydı, 9 Temmuz günü hayatını kaybetti. 2010 yılında kızı Derya Toksoy’u kanserden kaybeden usta isim, aynı yıl eşi Leyla Balaban’ı da kaybetti.

Kendisi ile birlikte; kızı ve eşine de Allahtan rahmet diliyorum..

Mavi Işıklar; Çetin Yavuzdoğan(bas gitar), Metin Yavuzdoğan (klavye,Çetin Yavuzdoğan’ın kardeşi), Nejat Toksoy(solist), Cihat Günaydın (solo gitar) ve Zamir Manisa’dan(davul)  kuruldu. 

Gruba “Mavi Işıklar”  adını vermelerinin nedenini ise; “Bizim için ‘Mavi’ huzur ve uyumu, ‘Işıklar’ ise, bizden sonraki kuşaklara müziğimizle örnek olma ve ışık tutma isteğimizi gösteriyor” diye anlattılar.

Mavi Işıklar, 1964 yılında kurulur kurulmaz sıkı bir çalışma temposuna kaptırdı kendisini. Eylül ayında Tercüman Gazetesi’nin düzenlediği, gazetenin emektarlarından ve benim de Kadıköy Bürosu’nda şefim olan rahmetli Şemsi Sılkım’ın sunduğu  kupon çekilişlerinden birisinde müzik yaptılar.

Hürriyet Gazetesi’nin de ilk defa düzenlediği “Altın Mikrofon Armağanı Yarışması” na, Sayra Orkan’ın da teşviki ile katılmaya karar verdiler. Pop alanında, ilk defa, bu kadar büyük bir gazetenin önayak olduğu bir yarışma organize edildi.

Yarışmaya  tam 78 grup başvurdu. Aralarında Cem Karaca ve Jaguarlar, Ayla Dikmen, Başar Tamer, Bülent Oral, Cahit Oben, Erol Evgin, Faruk Akel, İlhan Feyman, Kadri Ünalan, Rıza Silahlıpoda, Sadi Hoşses, Salim Dündar, Somer Soyata, Şerif Yüzbaşıoğlu gibi Türk Pop Dünyası’na adını yazdırmış bir çok ünlü bu yarışma ile tanındı.

Yarışmaya katılanlar;  aralarında, Aykut Sporel, Aydın Gün, Çetin Emeç, Faruk Yener, Genco Erkal, M.Ali Birand, M.Nurettin Selçuk, Ruhi Su, Safiye Ayla, Sayra Orkan, Selmi Andak, Turgut Özakman ve Vedat Nedim Tör’ün de bulunduğu 80 kişilik jürinin karşına çıktı.

8 Ocak 1965 tarihinde elemeler sonucu on ekip finale kalabildi ki, bunlardan biri de Mavi Işıklar’dı. Mavi Işıklar; Cahit Oben, Ferdi Özbeğen, Grup Sonya Dores, İlham Gencer, Kanat Gür, Metin Alkanlı, Selçuk Alagöz, Silüetler ve Yıldırım Gürses ile birlikte finalde yarışma şansını elde etti.

Ancak final yarışması  ise, Ankara, Adana ve İzmir’de halkın vereceği oylarla gerçekleşecekti.

11 Şubat’ta Fatih Renk Sineması’nda, 15 Şubat’ta Kadıköy Opera Sineması’nda ve 16 Şubat’ ta Beyoğlu Atlas Sineması’nda sahneye çıktılar. 23 Şubat’ta  ise Şişli Site Sineması’nda “protokol” karşısında verilen bir konserden sonra sonuçlara göre;  “Yıldırım Gürses 1985 oyla  birinci, Mavi Işıklar ise 1407 oyla ikinci ve Silüetler  Grubu da 1188 oyla üçüncü” oldu.

Pop müziğimizin çiçeği burnunda grubu Mavi Işıklar, bir çok tanınmış ismi geride bırakarak  büyük bir başarıya imza attı.

Hürriyet Gazetesi’nin desteğiyle yarışmanın on finalistinin plakları Nisan başında Türkiye’nin her tarafında birden satışa çıktı. Mavi Işıklar’ın “Kanamam ve Helvacı Helva” şarkılarının yer aldığı  plak 10 liradan piyasaya sürülünce kapış kapış satıldı.

Bundan sonra gruba  teklifler yağmur gibi yağdı. Hatta  ünlü Kazablanka Gazinosu’nda müzik yapmaya başladılar.  “Şeker Gibi Kızlar” filminin bir kaç sahnesinde yer aldılar. Fatma Girik’in  yeni moda olan ‘Let’s Kiss” dansının  şarkısını filmde çalıp söylediler. Bu arada  Nejat Toksoy’un tanıdığı  müzisyen Bruce Robinson İstanbul’a gelerek grupla  birlikte çalışmaya başladı.

1966’da  gazete ve dergiler Mavi Işıklar’ı yılın grubu olarak belirledi. Bu arada, Milliyet Gazetesi, Doğan Şener’in yönetiminde yayınlanan müzik ekindeTürk Pop Dünyası’ndan haberler vermeye başladı.

1966 yılında Mavi Işıklar, yine Altın Mikrofon yarışmasına  girdi. Türkiye genelinde bir çok vilayette  düzenlenen  yarışmada, “Çayır Çimen Geze Geze” adlı şarkıları ile yine ikinci oldu. Bukez  birinciliği  Mesut Aytunca yönetimindeki Silüetler  Grubu aldı. Hürriyet Gazetesi, yine destek olmasıyla, “Çayır Çimen Geze Geze ve Pınarbaşı” adlı şarkılarının  yer aldığı ikinci 45’likleri de satışa çıktı.

Üçüncü plakları da kısa bir süre sonra  piyasada olan Mavi Işıklar grubu, dünyaca  tanınmış Odeon Plak Şirketi’nden gelen  teklifi de kabul etti.

“Johnny B. Goode ve  Justine” plağı Temmuzda piyasaya çıktı.  Bu arada Zamir Manisa askere gidince yerine Ayzer Danga gruba katıldı.

Daha sonra Sayan Plak ile anlaşan Mavi Işıklar için artık  “altın çağ”  dönemi başladı. Sayan ve Mavi Işıklar beraberliğinin ilk plağı bir 45’lik değil, dört şarkılık bir “LP” oldu. “Ankara Rüzgarı” ile birlikte üç adet İngilizce şarkı da plakta yer aldı.

Beatles’ın liste başı olan “Paperback Writer”ın yanısıra,  Marc Aryan, Peppino Di Capri ve Adamo’nun başı çektiği ‘Top 10’a “Ankara Rüzgarı” tek Türkçe şarkı olarak girdi.

Ardından Sayan plak  “Ayva Çiçek Açmış, Come Home, Senede Bir Gün Slipin’ and  Slidin” adlı şarkıların yer aldığı 5’nci plakları da satışa çıktı.

Bu arada, Alpay ‘yılın en iyi erkek şarkıcısı’, Ayla Dikmen de ‘yılın en iyi kadın şarkıcısı’ seçilirken, “Çayır Çimen Geze Geze” adlı şarkı yeniden plak olarak basılıp satışa sunuldu.

Sayan Şirketi; “Kız Sen Geldin Çerkeşten, I Know What I Want, Yar Saçların Lüle Lüle, The Great Air Plane Strike of 1967” adlı şarkıların yer aldığı bir plak daha  piyasaya çıkardı.

Grup elemanları; Türkiye’de hiç duyulmamış İngilizce şarkıları  plağa doldurup tanıtmak istediklerini açıkladı. Mavi Işıklar’ın  ünü artık dünya geneline yayılmaya başlarken, bir çok ülkeden çalışmak  için teklifler de yağmaya başladı.

Mavi Işıklar, İngilizce şarkılardan oluşan repertuarını Türkiye’deki Amerikalılar’a ait Klüpler’de sahne aldıkları için oluşturdu.

1968 yılının başında piyasaya verilen “The Seventh Son, Tatlı Bela, Gözyaşları, In My World” adlı plak, haftalık listelerde grubu  zirveye taşıdı. Bu arada arka arkaya konserler de devam ederken,  İzmir’de düzenlenen  konserin büyük ilgi görmesi  üzerine  gruba devamlı çalışma teklif edildi..

Mavi Işıklar, bir çay bahçesinde Nuri Sesigüzel ve Ayfer Başıbüyük’ün de bulunduğu kadroda, takdimci Gürhan Gözaydan’ın show’undan hemen sonra sahneye çıkmaya başladı..

Mavi Işıklar, Cihat Günaydın’ı askere gönderirken  yokluğunu Adnan Göyken ile doldurdu. Bu kadro ile Topkapı Festivali’nin de elemelerine katılan grup, Altın Mikrofon’un katkıları ile epeyce yol almaya başladı. Elemede Mavi Işıklar; aralarında; İlham Gencer, İsmet Sıral Orkestrası, Kadri Ünalan Orkestrası, Selçuk Alagöz Orkestrası ve Yalçın Ateş Orkestrası gibi ağır topların da bulunduğu güçlü ekiplerle birlikte finale kaldı. Birkaç dalda yapılan yarışmanın ‘Düzenleme’ dalında ise Mavi Işıklar birinci oldu.

Dönemin en iyi müzik dergilerinden  Diskotek, festivali değerlendirdiği bir yazıda;

“ Mavi Işıklar’ın bütün aletlerini diğer gruplara kullandırmaları ve programları saat 11.30’da bittiği halde konser sonuna kadar trampet ayağını başka bir topluluğa verdikleri için beklemeleri öylesine asilce davranışdı” diye bahsetti.

Bu yarışmadan sonra, Mavi Işıklar, en büyük hit’leri haline gelecek plaklarını piyasaya sürdüler .“İyi Düşün Taşın ve Ain’t That So? Şarkılarının yer aldığı Plak büyük sükse yaparken  bu parçalar Mavi Işıklar’ın en çok sevilen  şarkıları haline geldi.

Orijinali “For your information”şarkının  Türkçe versiyonu “Faydası Yoktur Gözlerdeki Yaşın” uzun süre dillerden düşmedi.

Bir süre sonra grubun eskiyen ses tesisatını değiştirmek için Nejat Toksoy ile Çetin Yavuzdoğan 1968 yılının ilk baharında  ile Londra’ya gidererek ‘Marshall’ marka tesisatı Türkiye’ye getirdiler.  Böylece, dünya genelinde  orkestra ve grupların kullandığı ses tesisatı Marshall, ilk kez Mavi ışıklar sayesinde kullanılmış oldu.

1968  yılının Eylül ayında  beş yaşına  giren grup ile ilgili basın organları övgü ile bahseden sürekli yayınlar yaptı.

Aynı yıl,  “Ağla Çocuk Gibi ve Giresun Kayıkları” şarkıların yer aldığı yeni bir 45’lik plak daha çıkartırlar. 1969 yılında da Topkapı Festivali’nde biricilik aldıkları Üsküdar ve Büyük babam derki şarkılarının bulunduğu yeni 45’lik plak daha satışa sunulur.

Bu arada, İstanbul Anadolu Yakası’nın en popüler konser alanı olan Kadıköy’deki Caddebostan Budak Sineması ile Yeşilköy’deki Sine-Ak Sineması’ndaki konserler de hız kesmeden devam etti.

Sayan Plak ile anlaşmalarını bitiren Mavi Işıklar, Batı Plak firması ile anlaşarak “Light My Fire, Gül Dalı’69, Ob-La-Di, Ob-La-Da“ adlı 45’liği hazırlayıp satışa çıkarttılar.

1970 yılına  girdiklerinde tezkere  alan Cihat Günaydın gruba yeniden katılır. Türk Pop Dünyası; Barış Manço, Fikret Kızılok, Cem Karaca , Erkin Koray ve Moğollar’la  birlikte ağırlıklı olarak, ‘Anadolu Pop’ çağına girdi.

Fakat onlara rağmen hala popülerlikleri hala devam eden Mavi IşıklarDisko Plak’ta  doldurulan plaklar  yüksek satış düzeyini korudu.

Disko’dan çıkan ilk plak “Gitme Kal ile Venüs ve Aşk” olur. Grubun solisti Nejat Toksoy, “ Bütün yönleri ile Psychodelic ve Underground müzik” başlıklı makaleler yazdı.

Bu arada  davulcu Ayzer Danga da  askere gidince bu kez davulcu Nur Moray gruba katılınca  Mavi Işıklar, bu sırada  “Sevgilim  ve  Zaman” adlı yeni 45’lik bir plak daha çıkardı.. Fakat, Moray’ın üyeliği kısa sürerken, Atilla Şimşek ile yürümeye devam etti.

Bu değişimin ardından,  Disko Plak’tan “Aşk Çiçeği  ve Yaramaz Ne Oldu Sana” şarkıları yer alan yeni bir plak daha piyasada yerini aldı.

Ancak, çalışmalarda hızları gittikçe  düşen Mavi Işıklar Grubu, bir süre sonra da son buldu. Zira Türk Popu’nu etkisi altına almaya başlayan bir Arabesk akımı başladı.Ancak 1990 yılında grup yeniden toplandı ve  Metin ve Çetin Yavuzdoğan kardeşler, Cihat Günaydın, Atilla Şimşek ve Nejat Toksoy yeniden  kollarını sıvayıp yeni bir repertuar oluşturmaya başladı. İlk albümlerini basıp piyasaya sürdü.

Ama,  Türk Pop Müziği artık Arabesk’in vaz geçilemez tırmanışı nedeniyle müthiş bir kabuk değiştirir hale  geldi. Ve oturmuş bir kültüre sahip olan “Pop” müziğimiz ne yazık ki amansız hastalıklarda olduğu gibi “metastaz” yaparak özellikle gençlerin tüm hücrelerine kadar yayıldı.

Artık günlük hayatımız arabesksiz geçmez,  arabesk şarkıları minibüslerde, birahanelerde yani artık her mekanda  24 saat kaset çalarlardan dinlenir oldu.  Yeşilçam da tabi nasibini aldığı gibi, arabesk temalı filmler çekilerek, bütün sinemalarda aylarca gösterime girdi.

Uzun yıllar süren bu ne olduğu belli olmayan “tür(!)” üzerinden müthiş paralar döndü. Kaset satışları tavan yaptı, şarkıcılar büyük paralar kazandı…Bir de dinleyen bir kesimin; meyhaneleri, birahaneleri doldururken, zaman zaman kendisini jiletleyenler de ortaya çıktı.

***

Değerli okurlar,

Çocukluğum  İstanbul’da Fenerbahçe-Kalamış-Dalyan semtlerinde  geçti. Yani 1970’li yıllarda yeni yeni serpiliyorduk. Özellikle Kalamış’ta meşhur Sahil Sineması vardı. Yaz geceleri film seyretmeye giderdik  ama, haftada bir gün film öncesi 30  dakika  canlı müzik yer alırdı..

Kimler çıkardı, kimler.. Mesela, rahmetli Tanju Okan..Her defasında sahneye rakı kadehiyle çıkar, o müthiş sesiyle  “Hasret”i söyler ve finalde kadehi kırardı.

Mesela rahmetli Barış Manço - Kaygısızlar, rahmetli Cem Karaca - Moğollar, rahmetli Berkant, bayan bacak lakaplı Serpil Örümcer, Beybonlar grubu, tabii ki Mavi Işıklar, Silüetler, Erkin Koray, Mazhar Alanson, Özkan Uğur, Fuat Güner gibi daha bir çok müzisyen ve grup sahne alırdı. Bütün bu yaşananları eski Kalamışlılar çok iyi bilir..

Ayrıca, şimdiki Yat Limanı’nın yerinde “Köhne” dediğimiz  tahta iskemleleri olan bir “saloş mu saloş” küçücük bir çayhanemiz vardı.  Üstelik denizin kenarı olduğu için kumsala biriken yosunların kokusunu içimize çekerkıen ayrı bir tat alırdık.  Yazın akşam üzerleri mahallenin genellikle bütün gençleri ( ki çoğunluğu müzikle uğraşanlar) ve Barış Manço’dan tutun kim varsa tanınmış  onlar da gelir adeta diz dize oturulurdu.

Hep müzik konuşulurdu Herkes birbirine saygılı davranır, kimsenin kimseye yanlış bir gözle bakışı olmazdı. Yani, güzel bir birlik ve dayanışma sergilenirdi. Hatta, herkes müzik çalışması yapmak için birbirinden  emaneten enstrüman alıp verirdi. Ben de, birkaç arkadaşımla birlikte, gitar,org, bas ve davuldan oluşan bir grup kurup, kendimize göre bir repertuar oluşturarak, provalar yapardık..Kendimizi hazır hissedince, düğün salonları ile anlaşıp çalışır, zaman zaman da ekstralara giderdik. Bazen bas gitar bazen de solo, ritm gitar çalıp solistlik yapardım. Elemanlarımız  da değişir, çok arkadaşla birlikte müzik yapardık. Zatan, bu konuda ilerki zamanlarda daha geniş anlatımlarda bulunurum.

Bu arada; Kalamış Sahil Sineması’nın arkasında bulunan adına “Lokal” dediğimiz bir kafe vardı. Burada kağıt oynanır, “Hippi Can” adındaki bir arkadaşımız disk-jokey’lik yapar, Deep Purple, Jethro Tull,  Amerson Lake And Palmer, Jimmi Hendrix, Rolling Stones, Beatles, The Doors, Queen, Bob Dylan, Pink Floyd, King Crimson, Elvis Presley, Cat Stevens, Led Zeppelin, Uriah Heep, Neil Young, Creedence Clearwater Revival ve The Cream gibi daha bir çok grubun melodilerini çay içip dinlerdik..

Ayrıca, yine Kalamış’ta Köhne’nin 150 metre ilerisinde, “Orhan’ın Yeri” çay bahçesi ve restoranda da gider oturur, güneşin batışını izlerdik.. Bir de, bizim Köhne’nin yanı başından uzanan tahtadan eski bir vapur iskelesi vardı. Yolcu salonu ise taverna olarak faaliyet gösteriyordu.  Adı da, “Gondol..” Genellikle Grek Müzik yapılır, Buziki sanatçıları müzik yapardı.

Yani Kalamış pop Müziğimizin temel taşıydı desem abartmış olmam..Tam anlamıyla İstanbul’da Müzik Kültürü’nün yayıldığı adeta bir konservatuar da denilebilirdi. Zira, müzikle ilgili her türlü bilgi paylaşılırdı.

***

Sonuç olarak,

Türk Popüler Müzik Dünyası’nın gerçek, kaliteli ve iz bırakan orkestralar, gruplar gibi efsane  “Mavi Işıklar” da unutulmayan gruplar arasındadır.

Grubun pop müziğimize kazandırdığı hit olmuş melodilerinden bazıları şunlar:

“ Ağla Çocuk GibiAnkara Rüzgarı , Aşk ÇiçeğiAyva Çiçek AçmışBenim Dünyam SensinÇayır Çimen Geze GezeFındık Dalları,Giresun KayıklarıHelvacı,  İyi Düşün TaşınKanamamKız Sen Geldin Çerkeş'tenPınarbaşıTatlı BelaÜsküdarYalnızımYar Saçların Lüle LüleYaramaz Ne Oldu SanaYayla ÇiçeğiZaman.”

Mavi Işıklar’ın Türk Pop Müziği’ne katkıları ve verdiği hizmetler  asla unutulmayacaktır.

Geçtiğimiz gün kaybettiğimiz  solist düzenlemelere ve bestelere sesiyle hayat veren Nejat Toksoy’a tekrar Allah’tan rahmet diliyorum. Işıklar içinde uyusun.

Hoşçakalın…





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI