Bugun...
Sıra Arkadaşı (Öykü)


Merve ÇAPAN
mervecapan34@gmail.com
 
 

Buz gibi bir yatak hanede soluk alıp vermeleriyle ısınmaya çalışan çocuklar. Kapıları kırık dökük  boyaları solmuş. Soğuğun insanın iliklerine işlediği, pis battaniyeleri kafasına kadar çekmiş çocuklar ısınmaya çalışıyorlardı. Sevgisizliğin sessizce gezindiği koridorlar. Pelin’nin 14 yıllık eviydi burası, kimsesizliğinin yüzüne yüzüne vurduğu evi. Pelin annesini babasını bilmiyordu, anne kokusunu hiç almamıştı. Onun bu dünyadaki her şeyi Murat’tı uyuyordur o şimdi yurtta en erken kalkan hep  Pelin’di. Pelin upuzun saçlarını tokasıyla at kuyruğu yaptı. En güzel elbisesini giydi Pelin’in elbiseleri hep çok temiz çok düzenliydi. Kahvaltının hazırlanma sesleri geliyordu. Gür sesli tombul Sebahat Ablaları yine iş başındaydı. Yurtta olup biten her olayı en ince ayrıntılara kadar her şeyi bilirdi Sebahat. Yoksul, annesi babası olmayan ya da terk edilmiş çocukların sığındığı bir evdi burası. Kahvaltı solonun da çocuklar çığlık çığlık bağırıyorlardı. Pelin kendinden yaşça küçük çocuklara hep çok sevgi dolu, merhametli davranıyordu. Bu çocukların saçlarını örüyor, bebekleri ile saatlerce oynuyordu. Yalnız kaldığında en çok annesinin yüzünü merak ediyordu. Neredeydi? Yaşıyor muydu?

İşte Murat gözükmüştü, bankın kenarına ilişti“ Naber nasılsın Sebahat’ten sabah fırçanı yedin mi?

“Yok bu sabah göremedi beni sıvıştım ortalıktan”

Murat, ondört yaşında olmasına rağmen oldukça iri bir çocuktu, güçlü kuvvetliydi. Hep heyecanlı olaylardan buradan kurtulmaları gerektiğinden, bahseder yeni yeni dünyaların kapısını açardı Pelin’e.

“Pelin kaçalım mı yeni bir hayat, sımsıcak bir ev, sen ben, kitaplar, sımsıcak çay börekler. Televizyonda izlediğimiz pizzalar yeni olan birçok şey. Yeni bir hayat.

Pelin Murat’ın anlattıklarını soluksuz dinliyordu. Murat onun arkadaşıydı, annesiydi, dostuydu. Ne güzel bir hayatları olurdu bisiklet bile alırlardı ama mutlaka kırmızı olmalıydı.

“Para’yı nasıl bulacağız Murat“

“Sana kaç kez anlattım Hüseyin Abi mi o bizi asla yalnız bırakmaz çok güveniyorum ona, bize ağabeylik, babalık yapacak inan bana “Güzel bir marketi var ben getir götür işlerini yapacağım. Sana da uygun bir iş ayarlayacağını söyledi. Yaşımız küçük ama biz çok büyüğüz Pelin hakkından geliriz güven bana ”Pelin derin düşüncelere daldı, olur muydu? Osman’ın anlattıkları ne güzeldi, abla kardeş  gibi anne baba gibi yaşar giderlerdi. Pelin’in yüzü aydınlandı, mutlu bir gülümseme dudaklarına yayıldı bu hapishaneden kurtulabilirler miydi gerçekten? Bu mümkün müydü? Bu sıkıntı, bu karanlık, bu iç sıkıntısı geçer miydi?

“Hüseyin becerebilir miyiz ? Hakkından gelebilir miyiz?“ Güven bana Pelin her şey güzel olacak ama biraz cesaret“ Ne zaman, nasıl yapacağız?” “Yarın yarın gece akşam 8’de tel örgülerin önünde buluşalım çok gerekli şeylerini al, gerisini bana bırak“ Pelin o gece bi sağa bi sola döndü uyuyamıyordu. Kalbinde umut, heyecan, korku tüm duygular bir arada toplanmıştı.

                                                       KAÇIŞ

Uzunca bir yol yürümüşlerdi. Pelin’in kalbi duracaktı heyecandan. Kamyonete ulaşmışlardı nihayet. Hüseyin Abi’nin babacan tavrı karşıladı onları” O gençler hoş geldiniz bak benim hanımın bu olandan bitenden haberi yok sizde ses etmeyin zaten çok fazla görmezsiniz onu iyi kadındır ama çok pimpiriklidir” Yok sen sıkıntı yapma Hüseyin Abi biz durumu idare ederiz Pelin’de çok akıllı kızdır” Bi apartmanın önünde durdular,” İşte eviniz bunun sahibi yıllardır Almanya’da kira falan istediği yok bak Murat yarın markete bekliyorum kantarmaca yok” ”Ayıp ettin Hüseyin Abi sabah yedide marketin önündeyim. Dur anahtarları vereyim sana çayı da koyarsın ben gelmeden her ihtiyacınız var evde rahatınıza bakın ”Bir kat aşağı indiler kapıyı açtılar sanki cennete ayak basmışlardı. Divanlar koltuk yerde halıları televizyonları bile vardı. Pelin mutfağa yöneldi, mutfakta da her şey yerli yerindeydi. Dolabı açtı birçok yiyecek vardı. Bu bir rüya olmalı. Kahvaltı hazırlıyım mı Murat diye seslendi.”Çayda olsun Pelin.

Artık bir evleri vardı. Mutluluktan uyuyamadı . Yaşamında bundan sonra olacakları çok merak ediyordu. Artık ümitleri, yaşama dair planları vardı O kadar uzaktı ki geldikleri yer bulunmaları imkansızdı. Zaten yurttan da üç beş ay ararlar sonra peşlerini bırakırlardı.

Yeni yaşamlarına çok çabuk alışmışlardı .Hüseyin ağabeyleri tüm mahalleye, yiğenleri olduğunu karısının çocukları istemediğini söylemişti. Hüseyin’in karısı zaten mahallede hiç sevilmezdi kimse şaşırmadı bu duruma. Murat markette evlere servise gidiyor. Pelin ise bir mezecide ahçı yardımcılığı yapıyordu.

Her şey yolunda gibi gözükse de Pelin Murat’taki değişimleri görüyordu. Para ile fazla haşır neşirdi.

“Daha fazla para kazanmalıyız Pelin daha iyi bir yaşamı hak ediyoruz. Üç yıldır biriktirdiğimiz para bizi üç ay güzel bir semtte yaşatmaz. Ben marketçi, sen mezeci nereye kadar? Murat garip arkadaşlıklar kuruyor, elinden telefonunu hiç düşürmüyordu.

Öylesine bi gündü Murat geldi “Hadi Pelin gerekli eşyalarını al artık bu bodrum katından taşınıyoruz öyle bir tezgah hazırladım ki bundan sonra bizde zenginler gibi yaşayacağız”

Pelin şaşkın “ Yapmayalım Murat yuvarlanıp gidiyoruz . Belalı işlere girişmeyelim” Yok bela falan yok için rahat olsun. ”Yeni evleri çok lükstü, Peline çok güzel giysiler alınmış, her gece İstanbul’un ünlü mekanlarına gidiyordu abi kardeş Ön bir çalışma yapılıp evli ve çapkın erkekler belirleniyordu. Pelin öylesine alımlı ve güzel bir kızdı ki  ilgi çekmemesi imkansızdı. İşte Levent’te bunlardan biriydi, bir gece kulubüde  tanışmışlardı. Otel odası balkonu olan bir odaydı ve Murat tüm fotoğrafları çekmişti. Yarın hepsi Leventte servis edilecek şantaj için miktar belirlenecekti. Böyle bir sürü müşterileri olmuş para adeta akıyordu ama Pelin çok mutsuzdu insanların yaşamını böylesine berbat etmek ,onları bir girdabın içine sokmak vicdanını çok sızlatıyordu.

“ Bak Murat yeterince paramız oldu. Küçük çapta bir iş yapalım  bu pis işten çekelim elimizi ayağımızı”

“ Saçmalama lütfen hangi işi yapsak bu parayı kazanırız, düşüyor işte kerizler. Bir süre sonra Şehir değiştirip devam ederiz şehri mi biter bu memleketin”. Pelin anladı ki bu işten kurtuluşu çok kolay olmayacaktı.

Kafe’nin en uç köşesinde oturmuş, kahvesini yudumluyordu Pelin. “Sakıncası yoksa oturabilir miyim dedi yeşil gözlü adam” Pelin ağzında bir şeyler gevelemeye çalışırken adam çoktan oturmuştu bile.

“Sık görüyorum sizi bu cafede” adınız ne?

“Pelin aslında çok sık gelmiyorum rastlaştık demek ki. Adam Pelin’den alamıyordu gözlerini “ “Kendinizden bahsetseniz biraz” ”Masaya oturmak istediğinize göre siz anlattın ”Adam sürekli, konuştu, Pelin gülümseyerek dinledi.

Ertesi gün buluştular Pelin sürekli konuştu Levent dinledi. Her şeylerini bilerek , saf ve temiz duygularıyla birbirlerine deli gibi aşık olmuşlardı,

“Murat’la konuşmalısın artık. Yeni bir yaşam istediğini bu işleri bırakacağını anlatmalısın. “Pelin haklısın bu akşam bütün olup biteni anlatacağım”

“Sonra bana gel birlikte tekrar yürümeye başlayalım bu hayatın zor ve güzel zamanlarını”

İşleri her zaman tezgâhladıkları bir depo vardı. Orda buluşalım demişti Pelin anlam verememişti Murat ama peki demişti.

Pelin her akşam işe gider gibi hazırlandı siyah mini eteği siyah saçları ve kırmızı rujuyla muhteşem görünüyordu. Murat Pelin’i görünce şaşırdı ”Sen mi bir iş ayarladın bu ne sürpriz”. Her taraf gazeteler, magazin dergileriyle doluydu. Pelin yaşadıklarını anlatmaya başladı bir yandan yavaş yavaş , dergileri , gazeteleri, belgeleri yırtıyordu her şeyi paramparça ediyordu Murat kırmızı taburenin üstüne çökmüş soluksuz, şaşkın Pelin’i izliyordu. Hiç onu bu denli çılgın, ama bi o kadarda kararlı görmemişti. ”Bak Metin biz seninle büyüdük, sen ne dedinse ben yaptım, sen benim babam annem kardeşim her şeyim oldun ama böyle onursuzca yaşamak beni mahvediyor ve ben çok aşık oldum Murat her şeyi, herkesi, yaşamımı yaşamları harcayacak kadar aşığım anla beni bizim ortaklığımız buraya kadar. Dostluğumuz yaşamına yön vermeyi becerebilirsen baki. Biz hep o kimsesizler yurdundaki Pelin ve Murat’ız unutma.

Murat içi boşalmış çuval gibiydi. Beyninde Pelin’in söyledikleri çınlıyordu. Pelin’e kızamıyordu daha iyi hayatı hak ediyordu. Bunca yıl tutuğu el gitmişti. Üzüntüsünden delirecek haldeydi. Tekrar yetimhaneye dönüp el ele gezen Zeynep’le Murat olmazlar mıydı? Bitmişti her şey bitmişti .Zeynep ona sadakatini hep göstermiş ne diyebilirdi şimdi ona …Gitme mi?????

                              YELDA MERVE ÇAPAN





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI