Bugun...
Güçlü Parlamento ya en çok bu gün ihtiyaç var.


Yaşar KABA
yasarkaba@yahoo.com.tr
 
 

Sevgili dostlar, zor bir süreçten geçiyor olmak hepimizin ortak kaygısı, ancak kaygılarla sorunların üstesinden gelmemiz ise olanaksız. Öncelikle sağduyu ile düşünme, değerlendirme ve en iyiye karar verme zorunluluğumuz var.

Çünkü bizler sadece kendimizden sorumlu değiliz, gelecek yüzyılın muhasebesini yapmak çocuklarımıza güvenli bir gelecek bırakmak zorundayız.

 

Bir düşünelim ulusal bağımsızlık savaşında neredeyse canından başka verecek bir şeyi kalmayan atalarımızın bağımsızlık uğruna canını seve seve verdiği gerçeğini nereye koyacağız.

O insanlarda bu gün bu gündür ben yaşamıma bakarım keyfiyetine düşselerdi. Bu gün bu vatan ve bizler olur muyduk?

Bu yaşananlar daha dün sayılır, onların canları pahasına aldığı sorumluluğu yok mu sayacağız.

Peki onlar bu sorumsuzluğumuzu affedecekler mi? Elbette affetmeyecekler tabi alacağımız yanlış kararlar sonucu geleceği kararacak olan gelecek nesillerde bu gün iyi düşüneceğiz, doğru karar vereceğiz, siyasiler ve siyasi partiler gelir geçerler kalıcı olan vatandır. Buradan yola çıkarsak eğer, onlar ne yapmışlardı? Biz ne yapma arifesindeyiz.

Osmanlının başkenti işgal edilmiş iktidar sahipleri, iktidarlarını her şeye rağmen koruma peşindeydiler. Önlerine konan Sevr anlaşmasını onama peşindeydiler, Anadolu direnişi ve ardından Meclisi mebusan’ ın Misaki Milli sınırlarını belirleyen kararının ardından meclis işgal kuvvetleri tarafından basılmış meclis dağıtılmıştı. Meclis olmadan Sevr’ i nasıl meşru hale getiririz tartışılır olmuştu. Hükümet üyeleri tarafından kabul edilen Sevr meşruiyet peşindeydi ama ortada birde Meclisin aldığı Sevr’ i reddeden bir Misaki Milli sınırları vardı. Uluslararası meşruiyet meclis’ in di. Anadolu direnişi Amasya, Sivas, Erzurum kongreleri sonrası Ankara da TBMM açtı ve tüm yetkileri TBMM hükümetine verdi.

Dünya tarihinde Meclis eliyle yürütülen tek kurtuluş savaşıdır. Yani yetkili olan kişiler değil milletti.

Toplumun tüm kesimleri oradaydı. Tüm cephe savaşları ve müzakereler onun eliyle yürütüldü.

Sonuç olarak egemen güçler, milli egemenliği kabul etmek zorunda kaldılar.

Bu gün dünyanın ve bölgemizin geldiği zorlu bir süreç yaşıyoruz.

Bu süreçte TBMM sini devre dışı bırakan, kişileri yetkilendiren bir durumla karşı karşıyayız. Peki, uluslararası kumpaslara kişilerle mi yoksa millet olarak mı karşı duracağız.

Bu zor süreçten çıkmanın yolu, yolun başında olduğu gibi güçlendirilmiş, liderlerin seçtiği bir meclis yerine siyasi partiler kanununu acil değiştirerek halkın seçtiği, Ulusal birliği temsil eden bir meclisle gitmeliyiz.

Ülke meselesi parti meselesi değildir, kişişel mesele hiç değildir. Osmanlının seçkin her cephesinde savaşmış, yaşamını ülkesine ve milletine adamış, ülkemizin kurtarıcıları ve kurucularından bizler daha mı akıllıyız, onlar yüzlerce yıl süren devlet geleneğinin yetiştirdiği en iyi insanlardı.

Kurtuluş sonrası yaptıkları devrimlerle adeta ülkemizi dünya uluslarının önüne geçirmişlerdir. Ama hiçbir zaman ben yaptım dememişlerdi.

Kazanılan her zaferi, yapılan her hizmeti, millete mal etmişler, sonuçta o gücü halktan almışlar aldıkları her kararın arkasında halk durmuştur.

Bu gün halkı soyutlamak, ortak akılı dışlamak, akıl işi değildir ve ülkeyi felakete götürür, yapılması gereken en kısa zamanda güçlü bir parlamento oluşturmak, tüm halkı kucaklamaktır. Din, dil, etniseden uzak bu günkü anayasamızın emrettiği eşit yurttaşlık temelinde buluşmaktan geçer.

Güzel yarınlarda güçlü bir Türkiye de buluşmak dileğiyle sevgiyle kalın.

Yaşar Kaba





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
ÇOK OKUNAN HABERLER
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR
YUKARI