39 DENİZCİMİZİ 78 YIL ÖNCE BUGÜN ŞEHİT VERDİK

Türk Müziği'nin unutulmaz seslerinden Hamiyet Yüceses’in denizaltıda şehit olan astsubay eşi Fethi Yüceses’in ardından ağlayarak okuduğu “Gitti de Gelmeyiverdi” şarkısı milletimizin gönlünde her zaman yerini korurken, dillerden hiç düşmedi.

39 DENİZCİMİZİ 78 YIL ÖNCE BUGÜN ŞEHİT VERDİK
14 Temmuz 2020 - 21:42 - Güncelleme: 14 Temmuz 2020 - 21:45

Mehmet ÜNLÜ
İsim babasının Atatürk olduğu Atılay denizaltı gemimiz İstanbul Taşkızak tersanesinde inşa edilmiş 80 metre boyunda 52 personelli bir denizaltıdır. Atatürk’ün kendi el yazısı ile yapılacak gemilere Atılay, Saldıray, Batıray, Yıldıray adı verilmesini isteyen talimatı Beşiktaş Deniz Müzesinde yer alıyor..

Atılay Denizaltısı 14 Temmuz 1942 tarihinde Çanakkale’ye yeni monte edilen manyetik detektör ve kablolar ile motorlara konulan dinleme cihazlarının testinin yapılabilmesi amacıyla görevlendirilerek, Binbaşı Saadettin GÜRCAN komutasında saat 14:30’da Morto Koyu yakınlarında dalışa geçti..

Bu sırada, Atılay Denizaltısını emniyet botu olarak kartal Römorkörü satıhtan takip etmeye çalıştı ancak sertleşen hava şartları nedeniyle görevine devam edemediği gibi Atılay’ı gözden kaybetti..
Hava şartlarının yanında, Atılay’ın planlanan süre içerisinde geri dönmemesi üzerineeklenince Çanakkale Deniz Komutanlığında endişeler artmıştır. Gümrük motorları ve Kartal Römorkörü ile Atılay aranmaya başlanmıştır. Aynı gece saat 20:30’da Atılay’ın battı şamandırası bulundu.

15 Temmuz günü batı şamandırasının yerinin değiştiği ve telinin koptuğu tespit edidi. Aynı gün Kocatepe Muhribinde Donanma Komutanı Oramiral Şükrü OKAN’ın da katıldığı kurtarma toplantısında gerekli malzemenin olmaması nedeniyle kurtarmanın yapılamayacağı karar verildi, ancak geminin yerini ve durumunu tesbit etmek için tarama yapılmasına karar verildi.

Arama faaliyetlerine donanmanın çeşitli unsurlarının katılımı ile devam edilirken, iki kez mayın patlaması meydana gelince alanın çamurlu olması ve sahadaki antenli mayınların bulunması nedeniyle 20 Temmuz 1942’de çalışmalara son verildi.

Türk milletinin kalbinde derin üzüntü yaratan elim kaza sonucu 6 subay 17 astsubay ve 16 er olmak üzere toplam 39 denizaltıcımız şehit oldu. Atılay personelinden bir tek, o gün ikmal malzemelerini almak amacıyla limanda bırakılan ve 2000 yılında vefat eden Er Ahmet Bağdat sağ kaldı..

Daldıktan sonra bir daha su üstüne çıkamayıp 39 şehit denizcimize mezar olan ilk denizaltı gemimiz Atılay’dır.

Kazadan sonra denizaltı filosu Komutanının Donanma Komutanına verdiği raporda “Lup hatlarının” (Gemi manyetik alanının lup kabloları üzerinden geçerken Faraday Kanunu' na göre kablo üzerinde akım doğurması ve bu akımın sahil tesisinden kaydedilmesi işlemi.)denenmesi amacıyla bir hafta önce “vayping yapılmış” Atılay denizaltısının görevlendirilmesinden öncesinde
13 Temmuz 1942 günü “Fenerbahçe DG İstasyonu”nda da bir kez daha “Vayping(Geminin manyetik alanının sıfıra indirilmesi) işlemi” yaptırılarak ve 14 Temmuz 1942 günü Çanakkale’ye gönderildiği açıklandı..
Verilen görevi saat 16:55’e kadar başarılı şekilde icra ettiği bilinen Atılay’dan bir daha haber alınamaması üzerine, yapılan değerlendirmeler sonucu; meydana gelen ani bir kaza üzerine denizaltının hasar gördüğü ihtimali ağırlık kazandı.

Ancak; çatışma, yangın, cephane-torpido infilakı, inşa hatası, dibe çarpma gibi olası ihtimallerden herhangi birine uygun bir gerekçe bulunamadı.

Atılay Denizaltısı'nın yeri 2 Haziran 1994’te Araştırmacı Selçuk KOLAY tarafından tespit edildi. Geminin gövdesinde 180 santimetre boyunda ve 40 santimetre eninde bir yara olduğu belirlendi..
Batık çevresinin incelenmesi sonucu denizaltının pupasında 80 metre mesafede kazaya sebep olan mayının bağlı olduğu ağırlık bulundu.. Böylece Atılay denizaltısının mayına çarparak battığı öngörüsü ağırlık kazandı.
78 yıl önce bugün kaybettiğimiz şehitlerimize Allah’tan rahmet diler; aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliriz, ışıklar içinde uyusunlar.

Astsubay eşi Fethi Yüceses’i kaybeden Türk Müziği’nin unutulmaz seslerinden Hamiyet Yüceses, Dede Efendi’nin Uşşak makamındaki şarkısını  hep göz yaşları arasında söylerdi:
Gitti de gelmeyiverdi
Gözlerim yollarda kaldı
Hele nazlım nerde kaldı
Ne zaman, ne zaman, ne zaman gelir
Gel a nâzlım lâhurî şallım
Sağı solu dolaşalım (aman)
Ne zaman, ne zaman, ne zaman gelir

Bu haber 1121 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Günün Başlıkları