Büyüdüğünüz yer kadar yüreğinizin taşıdığı yer

SİNEMA İKİ GÖZÜM AHMET

15 Kasım 2020 - 10:21 - Güncelleme: 15 Kasım 2020 - 10:42
Aydın olmak, insanın evrimleşebilme süreci ile alâkalı. 
Medeniyet,  sanat ve kültürle. Bunlarda nasıl insan olabildiğin ile alâkalı. 
Jean Jacques Rousseau' nun etik ve ahlâk kavramlarından yola çıksak. Ya da 1762’de yazdığı Toplum Sözleşmesine baksak. İnsan, medeniyetleşti mi? Tartışılır. 
Yıl 1999,Magazin Derneği ödül töreni 'Sanatçı 'denen kesim bir kaosa sebebiyet verirken, bir tanesi de 'Yapmayın 'diyemiyor!

Bu ya zaaf, ya biat ya da korkaklık!
İşte bunu çerçeveleyen ve eksiklikleri ile cesaret içeren bir film.

IKI GÖZÜM AHMET
Öyle hitap ederdi, çocuğa da bir başka canlıya da.
Dönem yasaklar dönemi. 
Bu zamandan bakmadan, yorumlamak şart. 
Ama müebbet yiyen mahkûm darbe sonrası hiç mi? Aftan yararlanmamıştır? Sorusu geliyor. Bu kadar kusur oluversin, diyeceğiz. 

1982'de kız, sırt çanta ile dolaşıyor!
Hepsini bir yana koysak bu kez karşımıza Ahmet Kaya’yı, Ahmet Kaya yapan. Yusuf Hayaloğlu’nun kız kardeşi ve sonradan ikinci eşi olacak Gülten Kaya’ya dair hiçbir bilgi yok.
Ahmet Kaya kendi anlatır. Hapishane camlarına karşılıklı, nasıl “Seni Seviyorum” yazıldığını. Ve bu yazımlar devam ettiğinde, camların boyandığını ama onlar mors bile olsa, SENİ SEVİYORUM demeye, devam ettiklerini…

Ahmet Kaya’yı yapan şarkı, Gülten hanımla evlendikten sonra idam mahkûmu olan Nevzat Çelik’in sözleri olan “Şafak Türküsü”dür. Bu sözleri, Ahmet Kaya’ya, Gülten hanım getirir.
Ne bunlar. Ne ilk evliliği Emine Hanım ve yokluktan boşanmak durumunda kaldığı yoktur.
Sadece Koca Mustafa Paşa’da komşu kızı Ceylan. Eğer böyle bir aşk hikâyesi varsa ilginç ama esas eşlere haksızlık! Hele hele son nefesini Paris’te verirken, geç gelen ambulans, kızının müdahalesi, eşinin çaresizliği. Yok!

Evet, gelelim tamamı ile insan yönü anlatılmaya çevrilmiş. Flashback dönüşlerle, bir darbe öncesi bir darbe sonrası dönem anlatılırken salt Ahmet Kaya’nın insan yönüne odaklanılmış.
İyi ki de öyle yapılmış ve o magazinciler gecesinde ki insan olamama tavrına, işte sizin faşizminiz diyerek, Kürtçe şarkı ile finale geçiyor.

Yönetmen ve Senaryoda, Gani Rüzgâr Şavata var ve kendisi film gösterime girmeden önce yaptığı konuşmada, herkesin cep telefonlarına biraz sonra yapacağı konuşmasını kaydedip paylaşmasını istedi. Çok engelle karşılaştığını, hala mahkeme ile uğraştıklarını ama her şey rağmen cesaret gösterip bir film sunduklarını ifade ederken “Film belki mükemmel bir kalitede değil ama birçok şeyi bulacaksınız” dedi.

Ahmet Kaya, benim sıradaşım. Aynı zamanda Koca Mustafa Paşa’lı. İkimiz aynı yerlerden geçtik. Çokça yürüyerek geçtik, hemde. Ama önemli olan Serdar Ortaç gibi sonradan özür dilese de, işte “büyüdüğünüz yer kadar yüreğinizin taşıdığı yer” Çünkü Serdar Ortaç da Koca Mustafa Paşa’lı. Kendi kendimizi bilmemek, bu toplumun huyu. Biz her zaman “öteki” ve “önyargıyı” hep, kol kola taşırız. Çoğunun işine de gelir. Eğer kendi insanımızı, bilsek yapar mıyız? Ağabey, kardeştir önce. Aynı mahallede de doğmasa, büyümese de “insan” olabilmek, medeniyet denilen çerçevede böyledir, nihayetinde.

Tam  yirmi yıl sonra, Ahmet Kaya’yı filmi ile anıyoruz. Eksik mi? Evet. Ama yine de cesaret göstergesi.
Tıpkı o ödül gecesinde sadece ona barikat kuran, linç edilmesine karşı duran Savaş Ay ve Mehmet Aslantuğ gibi.

Ahmet Kaya’nın çok sevdiği, Tatar Ramazan film müziği için para bile almadığı Kadir İnanır da oradaydı. Sonradan Kürtçe şarkı söyleyen Ajda Pekkan da.
O gecenin sonuna doğru iki Kürt sanatçı sahnede tüm olayların üstüne küs oldukları için barıştırıldı. Kimdi bunlar?

İbrahim Tatlıses ve Mahsun Kırmızıgül.
Netice itibari ile Kurtuluş Savaşımızda; ne Kürt, ne Laz dedik.
Kazım Koyuncu Lazca söyledi. Ahmet Kaya’da Kürtçe söylemek istedi. Yıllarca “hepimiz kardeşiz” dedi.
Buradan bakmak lazım. Ön yargısız ve ötekileştirmeden.

Oyunculuk anlamında Serdar Orçin, Ruhi Sarı, az da olsa tamam. Yıllardır görmediğim Yelda Reynaud’u görmek güzeldi. Ahmet Kaya’yı, Özgür Tüzer oynuyor ama görüntü tamam, diğer yerler eksik. Bir de genç oyuncu Ceylan rolü ile Aleyna Solaker var.

Ahmet Kaya sevenlerine bir nebze nefes ama doyumsuz değil. Bu film bir kırılma noktası teşkil edeceğinden, bir yenisi için kalkışmalar olacaktır.

Dileğimiz nitelikli, doğru bilgilerle bezeli yapımların seyirci ile buluşması.
Çünkü tıpkı Müslüm Gürses gibi, tıpkı Naim Süleymanoğlu gibi ve tıpkı Ahmet Kaya gibi değerler kolay kolay yetişmiyor.

EMEL SEÇEN
Bu haber 1649 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum