Reklam

Kılıçdaroğlu: "Kısır tartışmalar yerine, vatandaşın sorunları çözülsün"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, her ne kadar yeni yılın ilk günlerinde bazı sert tartışmalar olsa da hiçbir zaman haksızlığı savunmadığını ve haksızlığın yanında durmadığını belirterek, bir yerde haksızlık varsa orada mutlaka birden fazla mağdur olduğunu vurguladı.

Kılıçdaroğlu: "Kısır tartışmalar yerine, vatandaşın sorunları çözülsün"
05 Ocak 2021 - 21:07

Partisinin Genel Merkezinde gazetecilerle biraraya gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, gündemde olan konuları değerlendirdi. Kılıçdaroğlu, Mağdurların hakkını korumak için ellerinden gelen çabayı sarfettiklerini  belirterek şunları söyledi:
"Çünkü mağdur olan vatandaş sesini çıkardığında ya savcı çağırıyor ya da adeta sosyal medyada linç ediliyor. Bu mağdurların hakkını biz savunacağız. Savunduğumuz zaman bize yönelik çok sayıda haksız eleştiri de geliyor ama vatandaşlarımızın ferasetine güveniyorum. Kim doğruyu söylüyor, kim doğruyu söylemiyor bunu en iyi bilen vatandaşlarımızdır. Farklı partilere oy verebilirler, Türkiye'nin değişik coğrafyalarında yaşayabilirler ama şu bir gerçek siyasette her ortamda doğruları söylemek önemli bir konudur. Siyasetçinin, devleti yönetenlerin samimi olması lazım. Vatandaşları bölmemesi, ayrıştırmaması lazım. Türkiye'nin dünya kadar sorunu var, nereye dokunursanız bir sorun yumağıyla karşı karşıyasınız. İster ekonomiye ister sağlığa ister dış politikaya ister eğitime...
Gerçekten de mutfaklarda yangın var, insanlar perişan. Böyle bir ortamda kısır tartışmaların içine girmek yerine vatandaşların var olan sorunlarını çözmeye siyaset kurumunun odaklanması gerekmez mi? Her sorun için hükümetin önüne çözüm koyduk. Bizim çözümlerimizi eksik bulabilirler ama onlar da bir çözüm koysunlar. Çözemiyorlarsa, çözemeyeceklerini anlıyorlarsa, o zaman 'biz Türkiye'yi yönetemiyoruz' demeliler. Bunu söyleyemiyorlar ama Türkiye'yi yönetemedikleri gerçeği ile karşı karşıyayız."
Üretime, büyümeye ihtiyaç var
İktidarın ekonomide aldığı kararlara değinen Kılıçdaroğlu, "faizi düşürelim" derken bir  bir süre sonra "faizi artıralım"  istikrarsız bir politika izlediğini belirterek, iktidarın ekonomiyi dövizle faiz arasındaki bir eksene oturttuğunu savundu.
İşsizliğin büyük sıkıntılar yarattığını, torpili olanın iş bulduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, torpili olmayanın KPSS'de 100 puan da alsa elendiğini de belirterek,"Bu ülkenin büyümeye ihtiyacı yok mu? Bu ülkenin üretime ihtiyacı yok mu? İstihdam yaratmaya ihtiyacı yok mu? Bunlar unutulan kavramlar" diye konuşan Kılıçdaroğlu, devlet yönetiminde torpil olamayacağına da dikkat çekerek şunları söyledi::
"Bütün bunlar 2021'de önümüzdeki sorunlar. 2020'den 2021'e sorunları devraldık. Artık yeter, çözüm üretin. 18 yılda Türkiye, Londra'daki bir avuç tefeciye hizmet eder hale geldi. Bakın bu soruma Erdoğan asla cevap vermiyor, soruyorum Sayın Erdoğan 18 yıldır ülkeyi yönetiyorsun, 19'uncu yıla girdik, nasıl olur da 83 milyon vatandaşı, hangi gerekçeyle Londra'daki bir avuç tefeciye teslim ettin." En yüksek faizi Türkiye ödüyor.
Türkiye'nin dünyanın en yüksek faizini ödediğini vurgulayan  Kılıçdaroğlu, Almanya'nın ise negatif faizle borçlandığını hatırlattı. Bütün bunların tartışılması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, CHP olarak 2021'de de Türkiye'nin bütün sorunlarına çözüm üretmeye devam edeceklerini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
"Vatandaşlarımız şundan emin olsun, Türkiye'nin çözülemeyecek hiçbir sorunu yoktur. Sorunu çözecek insanın kimliği önemlidir. Sorunu çözecek insan halk gibi yaşamalıdır. Sorunu çözecek insan işsizliğe odaklanmalıdır. Sorunu çözecek insan 'adalet, adalet, adalet' diyecektir. İsrafa asla izin vermeyecektir, sorunu çözecek insan 13 uçakla gezmeyecektir. Sorunu çözecek insan 3 bin korumayla gezmeyecektir. Yazıktır, günahtır, israf haramdır. Vatandaşları arasında ayrım yapmayacaktır, sorunu çözecek insan hiç kimseye hiçbir kadına 'vitrin süsü' demeyecektir. Kendi insanına hakaret etmeyecektir, sorunu çözecek insan her türlü eleştiriyi saygıyla karşılayacaktır. Demokrasiye inanacaktır, sorunu çözecek insan bu topraklarda yatağa aç giriyorsa o gece uyumayacaktır. Sorunu çözecek insanın nitelikleri budur. Bütün vatandaşlarıma sesleniyorum, bu niteliklere sahip olan insanlara oy veriniz. Bu nitelikleri savunan insanların yanında durunuz. Sorunu sokaktaki vatandaş yaşıyor, derdi de o yaşıyor.
Bunların hiçbirisi yok. Tamamen yapay gündemlerle Türkiye tartışıyor. Sorunu çözecek insanın devlette liyakatin, farklı düşüncelerin ne kadar önemli olduğunu bilmesi gerekir. Biz 2021'de sorunu çözecek insanların siyasette yükselmelerini istiyoruz, vatandaşın onlara destek vermelerini istiyoruz. Vatandaşın da 'artık yeter' demesini bekliyoruz. Her alanda ciddi sorunlarımız var. Biz bunları aşmaya kararlıyız, bu ülkenin insanlarıyla beraber aşacağız."
Gazete almayın ne demek
Kılıçdaroğlu,Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın,  "Kimse lüzumsuz yere bu gazeteyi para verip almasın" yönündeki sözleri ile ilgili bir soruyu şöyle cevaplandırdı:
"Bunu Erdoğan'ın çaresizliği olarak değerlendiriyorum. 'Gazete almayın, okumayın' ne demek. Ya da 'benim söylediğim gazeteleri okuyun, diğerlerini okumayın' demek ne demek? Düşünceye karşı olmak demek. Farklı düşüncelere tahammül edememek demek. Gazeteler özgürce yayın yaparlar, hükümetin yanında olan gazeteler de var. 'Niye bu gazeteler kapatılmıyor' diye aklımızdan hiç geçmedi. Herkes istediği gibi yazar, çizer. Hakaret olmadığı sürece her eleştiriye saygı duymamız lazım. Herkesin bizim düşüncelerimizi paylaşma gibi bir zorunluluğu yoktur. Eleştiri olacak, siyasetçinin en çok ihtiyaç duyduğu şey övgü değil, eleştiridir."
Türkiye sivil bir darbe içinde
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu;  Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un 27 Mayıs'la ilgili açıklaması hatırlatılarak, dünden bu yana yaşanan darbe tartışmasına ilişkin olarak, Türkiye'nin 20 Temmuz'dan sonra zaten bir sivil darbenin içinde olduğunu iddia etti:
"Biz hiçbir darbeyi savunmadık. Demokrasinin bu noktaya gelmesinin temelinde de yatan darbeler vardır. Darbelere karşı çıkmak hepimizin ortak görevidir ama biz hem askeri hem sivil darbeye karşıyız. Şu anda Türkiye bir sivil darbenin içindedir. 12 Eylül'de Kenan Evren ve arkadaşları ne yaptılarsa benzerini aynen bunlar da yaptılar. 20 Temmuz'dan sonra 15 Temmuz'u fırsata çevirip OHAL ilan ettiler. OHAL koşullarında anayasa değiştirdiler ve şimdi o darbe süreci aynen devam ediyor. Biz sivil darbeye de karşıyayız. Bugün Erdoğan'ı eleştirme cesaretini kaç kişi gösterebiliyor. Kenan Evren'i eleştirme cesaretini kaç kişi gösterebiliyordu. Kıyasladığınız zaman bu paralelliği görürsünüz. O dönemde de parlamento büyük ölçüde askıya alınmıştı, bugün de büyük ölçüde askıya alınmış göstermelik bir parlamento var. Kıyaslayın, askeri darbeyle sivil darbenin koşut olduğunu, paralel olduğunu görürsünüz. Biz hem sivil hem askeri darbeye karşıyız."
Rektör atanması
Boğaziçi Üniversitesinde rektör ataması sonrası protestolar sırasında yaşananlarla ilgili düşünceleri sorulan Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
"Erdoğan istediğini rektör olarak atayabiliyor. Tek koşulu var, partili olması lazım. Erdoğan'ın yanında durması onu alkışlaması lazım. Bilimsel özerkliğe hiç önem vermemesi lazım. Sadece görevi Erdoğan'ı ve arkadaşlarını alkışlamak. Bu niteliklere sahip olan kişiler rahatlıkla üniversitelere rektör olarak atanabilir." Akademik özerklik  çok önemlidir. Bilim üretilen yerlerde akademik özerklik olması ve her türlü düşüncenin özgürce tartışılması gerekir.Akademik özerklik için de "bilimsel özerklik", "yönetsel" ve "mali özerkliğin" olması gerektir.
Darbe döneminin, 20 Temmuz darbesinin bundan daha güzel fotoğrafı olabilir mi? Üniversitenin kapısına kelepçe vuruyorsunuz. Erdoğan, '20 Temmuz darbesi yoktur' diyecektir ama onunla her yerde ve her ortamda tartışmaya hazırım. Tabii cesaret edebilirseAK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in, rektör atamasına ilişkin, "bir kişinin siyasi kimliğinin olması suç değildir" demesini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, "Erdoğan ilk iktidara geldiğinde rektörler nasıl seçiliyordu? Üniversiteler seçiyordu, 3 aday belirliyordu, gönderiliyordu Cumhurbaşkanı bunlardan birini seçiyordu. Ne oldu 20 Temmuz'dan sonra, seçim kaldırıldı, bir kişi yetkili kılındı, o kişi üniversiteye rektör atıyor. 12 Eylül darbesiyle, 20 Temmuz darbesi arasında hiçbir fark yok, yaptıkları bu"
Emekli zamları
Kemal  Kılıçdaroğlu, işçi ve memur emeklilerine yapılan zam oranlarına ilişkin Türkiye'nin 18 yılın sonunda bir ekonomik ve sosyal buhranla karşı karşıya olduğunu belirterek, "Türkiye öyle bir noktaya geldi ki borcun faizini ödemek için de borçlanmak zorunda. Bu borçların ödenmesini de yine işçi, memur, esnaf ve çiftçi üstlenecektir” dedi.
Kılıçdaroğlu, "AK Parti'nin siyasi tercihi böyle. Geniş kitleler, eğer bu siyasi tercihe karşı çıkıyorlarsa oylarını ve tercihlerini değiştirmek zorundadırlar. Demokrasinin gereği budur. Kendilerini açlığa mahkum eden bir siyasi iktidara destek vermemelidir. Bazen espri yapıyorum arkadaşlara 'Tayyip'i üzmeyen istatistik kurumu' diye. TÜİK'e talimat veriliyor 'sen enflasyonu şöyle açıkla', o da öyle açıklıyor" diye konuştu.
TÜİK'in yüzde 14,6 olarak açıkladığı enflasyonun gerçeği yansıtmadığını da vurgulayan  Kılıçdaroğlu, Enflasyon Araştırma Grubu tarafından yapılan araştırmada enflasyonun yüzde 36,7 çıktığı bilgisini verdi.
Kamuya personel alımlar sırasında yapılan sözlü sınava karşı çıktığına da değinen Kılıçdaroğlu, "Bana kalsa kesinlikle mülakatı kaldırırım. KPSS'de kim en yüksek puanı almışsa onun atamasının yapılması gerekir, gerekirse CHP'li belediyelerde bunun kaldırılması için bir genelge çıkartılabilirim” dedi.
Sağlar'ın açıklamaları

Fikri Sağlar'ın açıklamaları ile ilgili görüşleri ilgili bir soruyu  CHP Genel Başkanı, "Gereksiz bir tartışma herhangi bir değerlendirmem de yok. Türkiye'nin gündeminde olmayan bir tartışmayı Türkiye'nin gündemine getirmenin hiçbir mantığı yok" diye cevapladı.


Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı adaylığı konusundaki düşüncelerini şöyle ise aktardı:
"Kendimizi bir kişiye kilitlersek en büyük yanlışı yapmış oluruz. O şu anlama geliyor, bir kişi devleti yönetecek. Devlet dediğiniz kurum bir kişiden oluşsa doğru ama devlet dediğiniz kurumun içinde yasama var, yürütme, yargı var, bağımsız kurumlar var... Bu algı yaratılmaya çalışılıyor, tehlikeli bir algı. 'Bir kişi gelecek bizi kurtaracak.' 21. yüzyılda 'biri gelecek bizi kurtaracak', biz Ortaçağ'da mıyız? Bizi kurtaracak olan akıldır, ahlaktır, bilgidir, erdemdir ve istişaredir. Bir felsefe bizi kurtaracak, bir kişi değil. O felsefeye kimler sahipse birlikte çözülecek bu sorun. Türkiye'nin bu sorunlarının tamamı çözülür. Ben olaya böyle bakıyorum, birlikte çözüm."

Bu haber 3975 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum