Reklam
Çetin ÜNSALAN

Çetin ÜNSALAN

EKOPOLİTİK

Borç yiğidi boğuyor

24 Kasım 2020 - 00:29

Israrla uygulanan tüketim ekonomisinin sonuçları, geldiğimiz noktada tam bir borç batağını önümüze koydu. Bu denli büyük borçlanmanın ve kazanmadan harcamanın sakıncalarını dile getirdiğimiz yıllarda ‘borç yiğidin kamçısıdır’ diyerek yanıt verenler, bugün yiğidi borçta batırır noktaya ulaştırdılar.

Ne yazık ki para kesilince ve kasa boşalınca borçla yaşanamayacağını anlayanlar üretimi telaffuz etmeye başladı. Ama ortadaki hasar çok büyük. O denli sıkıntılı bir fotoğraftan söz ediyoruz ki, kamudan bireylere kadar kimse işi döndürebilecek para bulamıyor.

Bu yapı, kamu gelirlerinden şirketlerin tahsilâtlarına kadar zincirleme olarak her başlığı olumsuz etkilemeye başladı. Günün sonunda da dönebilmek için yeniden borçlanamayan, borçlansa da yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalınan bir gerçekle yaşıyoruz.

Çok uzun zamandır piyasadaki alacak / verecek zincirinin kırılması aslında sinyallerini veriyordu. İlk önce iflas ertelemelerle ciddi bir uyarı gelmeye başlamıştı. Çünkü hemen onun öncesinde bankalardaki tüketici borçlarındaki alacaklar sinyal veriyordu.

Daimi borçla yaşamaya çalıştırılan bu sistem de günün sonunda dolar kurundan faizlere, tahsilât probleminden icralara kadar her şeyi zincirleme olarak tetikliyor. Piyasadaki nakit sıkıntısı sadece iş yokluğundan kaynaklanmıyor. Bugünkü iş yokluğu, yarının sorunu olarak önümüze gelecek.

Bugün yaşanan, insanların alacaklarını tahsil edemediği için yapamadıkları ödemeler gerçeğinin eseri. Tablo şu: 810 milyar TL tüketici borcu 30 milyon adede koşan icra dosyaları realitesi... Finans dışı sektörlerin Ağustos 2020 itibariyle pozisyon açığı 165 milyar 246 milyon dolar.

9 Ekim tarihi itibariyle ticari ve diğer kredilerde takip tutarı 132 milyar 207 milyon TL. Eylül itibariyle ekonominin toplamının zararı, yani uluslararası yatırım pozisyonu açığı eksi 365,5 milyar dolar. Rezervlerde düşülen eksi bakiye ve varlık fonundan boyutu her geçen gün artan açık ise işin açmaz noktası.

Tüm bu resme uzaktan baktığınızda ise sonuçlarını nasıl görüyoruz? Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Ekim 2020 verileri, tahakkuk edilip tahsil edilemeyen 551 milyar TL’lik alacak gerçeğini önümüze koyuyor.

Merkezi yönetimin brüt borç stoku ekim sonu itibariyle 2 trilyon TL’ye dayandı. Dikkatinizi çekerim eski parayla değil, yeni para telaffuzuyla, yani 6 sıfır atılmış haliyle 2 trilyon TL. Eski parayla ne olduğunu bulmak istiyorsanız, devamına 6 sıfır koyun.

Hani eski Bakan ‘dövizden bize ne’ diyordu ya, döviz borcunun toplam borç içindeki payı yüzde 58,3’e çıktı. Hazine’nin yurtiçinden döviz ve altın ile borçlanması da son hız devam ediyor.

Kamunun borcu bu da, vatandaş çok mu farklı? 100 milyar dolara yakın finansal sisteme bir borçtan bahsederken, pandemi, işsizlik gibi etkenlerin de tetiklemesiyle sıkıntı dayanılmaz boyutlara ulaştı.

Metropoll araştırma şirketinin yeni verileri bize gösteriyor ki, halkın birikimi de yok, bahsedildiği gibi yastık altı yatırımı da... Çünkü her üç kişiden ikisi gelirlerini yetiştiremediği gibi, yüzde 25,5’i temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Sadece kira ve gıdasını karşılayabilenler ise yüzde 48,2.

Yani günün sonunda ‘borç yiğidin kamçısıdır’ demekle olmuyormuş. Borcun yiğidi ve bir ülke ekonomisini batırdığı noktadayız. O zaman tekrar hatırlatalım. Ne demişti Atatürk?

Çalışmadan yorulmadan ve üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra da istiklâl ve istikbâllerini kaybetmeye mahkûmdurlar.”

[email protected]
 

Bu yazı 291 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum