Çetin ÜNSALAN

Çetin ÜNSALAN

EKOPOLİTİK

Boşuna endişe etmişiz

29 Ocak 2021 - 10:53 - Güncelleme: 29 Ocak 2021 - 10:55


Türkiye ekonomisini okuyanlar, yorumlayanlar, haber yapanlar, yönetenler, reel ekonomiden değil de beklentiden medet umanlar kaç maymunu oynuyor bilmiyorum ama, üç maymuna rahmet okuttukları kesin.

Meğerse biz boşuna endişe etmişiz. Bir bakan değişimi, Merkez Bankası’ndaki değişim üzerine faiz artırımı sorun çözülüyormuş. Zaten ekonomide de bir problem yok da, hem dış güçler, hem de yanlış yönetim problemin ana kaynağı haline gelmiş.

Peki dış güçlere bir şey yapamıyorsunuz anladık da, durum buysa, bu yanlışı yapan nerede ve ondan neden hesap sormuyorsunuz? Tıpkı görevden alınan belediye başkanları gibi ortadan kayboldu.

O süreçte arka arkaya yanlışlar yapıldığı açık, ama tüm sorunun da oradan kaynaklandığını söylemek, iktidarın esnafa sahip çıktığını söylemesi kadar gerçekçi bir tavır olur. Bunu neden yazıyorum?

Merkez Bankası enflasyon raporunu açıkladı, Başkan Ağbal konuştu, arkasından ‘aman efendimciler, sepet efendimciler’ ortaya döküldü. Ne kadar büyük güven verilmiş de, sorun çözülmüş de vesaire vesaire...

Ekonomi kanallarını açıyorsunuz, dünyadaki parasal bollaşmadan Türkiye de pay alır vurgularından, her şeyin düzelmeye başladığına kadar bir dizi hamaset. Tıpkı Tevfik Fikret’in Süleyman Nazif’e yazdığı ‘yeis’ başlıklı mektupta olduğu gibi bir fotoğraf çıktı ortaya:

herkes namuslu geçinerek alçak yaşamanın kolayını buluyor; herkes bu rezalet havasında nefes alabilmek için bir kolaylığa, bir çareye, bir büyüye sahip.
İşte kalem namusu, basın namusu, edebiyat namusu... O da öldü, o da çiğnendi.”

İnanın bu havayı yaratanlar olduktan sonra dış güçlere falan ihtiyaç yok. Onlar zaten içte gerçekleri gizleyerek ülkeyi kemirmenin bir yolunu buluyorlar. Öncelikle bir önceki döneme göre Merkez Bankası Başkanı Ağbal’ın bir şeyler yapmaya çalıştığı açık.

Elinde bunu yönetecek fazla bir argüman olmadığını da biliyoruz. O yüzden direkt haksızlık yapmak istemem. Ama ortaya koyduğu temennileri, ekonominin gerçeklerini yok sayarak, yüksek perdeden alkışlamaya devam ederseniz, onu da bir önceki Bakan ve ekibi gibi şaşırtacaksınız. Sonra kendi yanlışına inanmaya başlayacak. Olan da yine bize olacak.

Allah’ını seven söylesin, yılın ilk enflasyon raporunda ne söylendi? Parasal sıkılığı devam ettireceği, enflasyonun tek haneye düşürüleceği, elindeki tüm araçları da kullanacağı... Elinde faizden ve bir türlü içeriği kimseyle paylaşılmayan reform söyleminden başka ne var?

18 milyar doları aşkın sıcak para... Dikkatinizi çekerim yatırım demiyorum, serserinin de serserisi sıcak para... Ne zaman sizi vuracağı, çekip gideceği belli olmayan bir saatli bombadan medet umar hale gelmişiz.

Bu arada faiz indirimi için henüz erken demesi de alkışlandı. Hem de IMF’nin Küresel Risk Raporu’nda Tunus’un ardından finansa en çok ihtiyacı olan ülke olduğunu belirtip, faiz arttırma kulisi yaptığı gün. Tek çare olarak tutunulan Varlık Fonu’nun bile milyon avro zarar açıkladığı günün ertesinde...

Enflasyonu nasıl düşer? Piyasayı daraltacaklar, parayı kısacaklar, bu faizle kağıt üzerinde düşürülebilirse enflasyon faiz makasını açıp, yabancı para getirecekler. Bundan da önemlisi yerlilerin döviz mevduatlarını bozmasını ümit edip, oradan doları baskılayarak, enflasyon üzerindeki etkisini azaltacaklar.

Nasreddin Hoca’nın komşusuna borcunu gerdiği tele takılan koyun tüylerini toplayıp, satacağını söylemesi gibi değil mi? Peki üretici ile tüketici arasında, zaten gerçekçi olmayan rakamlara göre bile yüzde 10’u aşkın enflasyon farkını ne yapacağız? Veya bu temennilerin ortaya koyulduğu gün 1 milyar dolar daha artan yerlilerin 236 milyar doları geçen döviz mevduatlarını?

Bitmedi... Birleşmiş Milletler’in dünya turizmin eskiye dönmesinin 4 yılı alacağını söylemesi üzerine, turizm gelirlerinden ümidini kesmeyi bile akıl edemeyip, buradan gelecek cari açık finansmanı açmazını da görmezden gelenler var.

Dünyadaki para bolluğunun halen kendisine geleceğini varsayıp, 2021’i Türkiye yılı ilan menkul değerciler mi ararsınız; bu paraların o ülkelerin finans piyasalarını bile tatmin etmemesini göz ardı edenler mi?

Peki hepsi gerçek... Enflasyonu da dolar artışı ile fırsatçılar yaratıyor. Enflasyonun içinde son derece etkin olan gıda adına aynı gün yapılan açıklamayı ne yapacağız?  Haber şu:

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu Başkanı Şemsi Kopuz gıda fiyatlarındaki artışla ilgili yaptığı açıklamada sorunun maliyetlerdeki artış olduğunu, üretici ve esnafa baskı yaparak bir çözüme ulaşmanın mümkün olmadığını belirtti.”

Velhasıl kelam Türkiye’nin ekonomik sorunları artık üzeri örtülerek değil, yüzleşilerek çözülecek noktaya geldi. Buna rağmen, üç kuruş finanstan para vurmak adına yine Tevfik Fikret’in dediği gibi “...Bir gaza ettin ki hoşnûd eyledin Peygamber’i...” tadında Millet’i yalan besleyip, işin başındakini de yanlışa sürükleyenleri ne yapacağız?

Biraz akıl ve vicdan lütfen... Zira bu halının altı artık toz kaldırmıyor. Bu ülke de üç kuruşluk günlük menfaatlerinize heba edilemeyecek kadar kıymetli. El insaf...

[email protected]

Bu yazı 129 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum