Çetin ÜNSALAN

Çetin ÜNSALAN

EKOPOLİTİK
[email protected]

Ekonomide dalgalar yükseliyor

05 Mayıs 2022 - 00:01

FED, faiz ve enflasyon dengesinde vites yükseltti. Burada dünyadaki ekonomileri ve kendi varlık balonu risklerini de düşünerek, ihtiyatlı bir tavır aldığını hesap edersek, önümüzde sandığımızdan çok daha zor bir sürecin bizi beklediğini de görebiliriz.

Sadece bizi değil. Söylendiği gibi gelişmekte olan ülkeleri de değil. Burada tanımı iyi yapmak gerekir. 2 binli yıllardaki parasal genişlemeyi kötü kullanan, borçlanmadan ihtiyaçlarını ithalat yoluyla karşılamaya kadar dengeleri bozuk tüm ülkeler için demek daha doğru olur.

Çünkü o yıllardaki finansı araştırma geliştirmeye yatıran, üreten ve ürettiğiyle dünya ekonomisinde rekabetçi olan ülkeler sadece etkilenecek. Diğer kategorinin amiyane tabirle kemiklerinin kırılma ihtimali var.

Son 50 baz puanlık faiz hamlesi, konuşmada yer alan tedarikteki sorunların devam edeceği vurgusuyla, enflasyonun kalıcı olma riskini hissettirmesi, önümüzdeki iki toplantıda en az toplamda 100 baz puan daha artışın dile getirilmesi canımızın daha fazla sıkılacağı bir sürecin kapısının da aralandığını anlatıyor.

Muhtemelen bu yaklaşımın önümüzdeki günlerde AB ekonomisinde de yansımalarını göreceğiz. Yani en önemli müşterimizin, hatta bankalar üzerinden finansman kaynağımızın, dünyanın dominant ekonomisiyle birlikte daralacağı bir dönem bizi bekliyor.

Şimdi bu duruma, onların sorunu diyerek işin içinden çıkmamız mümkün değil. Bazıları Körfez’den gelecek paralara umut bağlayıp, sahte kahramanlıklar peşinde koşarken, gerçekler çok da öyle gözükmüyor.

Öncelikle Körfez paralarının büyük bir bölümünün ABD - AB ve İngiltere üçgeninde paylaşıldığının altını çizelim. Medyaya yansıyan haberlere baktığınızda ise iki ihtimal ortaya çıkıyor.

Ya bu finans merkezlerinin bağlı bulunduğu ülkeler, Körfez’i kullanarak Türkiye’yi Düyunu Umumiye sürecine taşıyorlar ya da meseleyi gereğinden fazla büyütüyoruz. Körfez’den gelen para swap temelli; bir de muhtemelen net hata noksan kaleminden giriyor. Asıl borcun büyüğünü batılı bankalara yaptık ve ödenmesi gerekiyor.

Körfez’den gelenler ise sadece ekonomiyi çevirmek için yıllık en az 200 milyar dolar nakit paraya ihtiyacı olan Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılamaz. Benzetmeyi şöyle kurgulayalım. Avrupa’dan eskisi kadar turist gelmiyorsa, Rusya ve Ortadoğu’dan gelen turist kıymetlidir ama açığı kapatmaz.

İhracat pazarlarındaki sıkıntı, tek pazar bağımlılığı üzerinden üzerimize çökerken, alternatif pazarlara yönelmek ilkesel olarak doğrudur ama orada bugün yakalayacağınız iş hacmi, sizin ihracat gelirleri açığınızı karşılamaz.

İş yaptığınız ülkelerle yerel para birimleri üzerinden bir ticaret kurgusu doğru mudur? Orta ve uzun vadede evet. Ama eğer ekonominiz güçlü değilse, dış ticaret dengesi içinde iş yapmıyorsanız hem sorunun adı değişir; hem de çıpa yine dolar olacağından kısa vadeli döviz ihtiyacı probleminizi ortadan kaldırmaz.

Şu bir gerçek ki ekonomide dünya ölçeğinde sıkıntılı bir döneme giriliyor. İhtiyacı olan, açığı bulunan adına da, artık 1 dolar 1 dolar değil. Eskisinden çok daha maliyetli paraya ulaşılacağı, ulaşım güçleştikçe de parasının devalüe olma riskinin bulunduğu bir kapının eşiğindeyiz.

Daha kritik olan ise tüm bunları konuşmak, sorunla yüzleşmek ve çözüm arayışına girmek yerine ya hamaset dinliyoruz ya da kendi kendini kandıran, kıymeti kendinden menkul sözde çözüm beyanatları. Mesela yüzde 9 ile reel sektöre kredi vereceğini söyleyip, sonra da bankaları kredi vermemesi için karşılıklar üzerinden açmaza sokmak gibi.

Bakan Nebati, kaptan ehliyeti olduğundan bahsetmişti. O zaman o jargonla noktayı koyalım. Ekonomide dalgalar yükseliyor ve gemi hasarlı. Ehliyet bir sertifikadır; tecrüben var mı? Daha önemlisi geçelim yapılanların doğruluğunu, geminin kaptanı kalacağından emin misin?

[email protected]

YORUMLAR

  • 0 Yorum