Çetin ÜNSALAN

Çetin ÜNSALAN

EKOPOLİTİK
[email protected]

Faiz indi de ne oldu?

22 Ekim 2021 - 02:21

Merkez Bankası 200 baz puan faiz indirdi. Peki ne oldu? Öncelikle bunun ekonomik bir karar olmadığının, zira ekonominin gerçeklerinin zorlanarak ve akıl dışılığa taşınarak baskıyla böyle bir karar verildiğinin herkes farkında.

Peki faiz indirildi de ne oldu? Öncelikle Merkez Bankası, bundan sonraki süreç adına kendisini çok büyük bir zorluğun içine attı. Zaten tartışmalı olan tavırlarının ve söylemlerinin bundan sonraki dilimde etkisizleştiğine şahit olacağız.

Artık kimse Merkez Bankası’nın açıklamasını dikkate almayacak. Çünkü bu açıklamaların ve alınan kararların siyasi bir tercih olduğu kanaati kesinleşti. Bunun krizden çıkış aşamasında Türkiye’nin önemli bir sorunu olacağını bugünden söyleyebilirim.

Merkez Bankası, bu kararıyla kamuoyu nezdinde TÜİK konumuna düştü. Yani çok önemli bir kurum, ama söylemleri ve açıklamaları gerçekleri dile getirmeyen bir yapı. Bu hamleyle zaten rezervinde eksi bakiye olan bir kurumun söylem silahını da elinden düşürdüğünü söylemek, benzetme açısından hata olmayacaktır.

Faizler yüzde 16’ya çekildi de ekonomi rahatlayacak mı? Bunun dünyadaki enflasyonist etki ve faiz arttırma eğilimi dikkate alındığında, üzerine mevduat fakiri ülkemizin daha da fakirleşeceği konulduğunda, dış kaynak ihtiyacının artacağı, bunun da parayı maliyetli kullanma sonucunu doğuracağı açık.

Zira CDS puanının daha yüksek seviyelere çıkması muhtemel. Bugünkü haliyle bile çok pahalı para kullanıyoruz. Şimdi reel sektör, Mekez Bankası yüzde 16 faiz açıklarken, yüzde 30’lar ortalamayla kredi taleplerine karşılık bulacak. Yani çelişki o ki, siz faizi düşürürken, reel sektörün para kullanma maliyetini arttırmayı başardınız.

Diyelim ki kamu bankaları devreye girdi. O zaman da ekonomik gerçeklere ters bu tavırla büyük görev zararlarının ortaya çıkacağı ve günün sonunda bütçe üzerinden vatandaşa zam, vergi gibi zorluklar yaşatacağı açık.

Faiz oranlarında, politika faizi ile piyasa faizi arasındaki makasın açılması, muhtemelen reel ekonomi üzerinde finans sıkıntılarını beraberinde getirirken, yıl sonuna yaklaşırken sendikasyona çıkacak bankaları da güç durumda bırakacak.

Bu hamle doların TL üzerindeki baskıyı arttırıp, değerleneceği sonucunu da getirecektir ki, bu da hem dolar bazında borçlanan finans kuruluşlarının daha pahalı para satmasına neden olacaktır. Yetmedi; yükselen kur girdi maliyetlerinde artış yaracaktır; enflasyonu da yukarı doğru atacaktır.

Gerek dünyadaki gelişmeler, gerekse bu etkenler, faiz kararının açıklamasındaki metinde yüzde 5 enflasyon hedefinden bahsediliyor olmasını da dikkate alırsanız, gerçeklerle tamamen ilginin kesildiğini de görebilirsiniz.

Böylesi bir halde de reel sektörün kur avantajı diye sunulan başlığı çöp olmaya adaydır. Büyüme ile ilgili zaten sorun yaşayan dünyada, zorlaşan piyasa koşullarında, ihracatçının bu üretim ve finansman maliyetiyle rekabetçi olması olanaksız.

Günün sonunda ne olacak? Dolar yükseleceği için enflasyona da olumsuz yansıma yapacak. Enflasyon yükselince aradaki fark tahammül edilemez noktaya gelip, doların ekonomiyi hırpalamasını azaltmak adına, Bugün düşürülenen 3- 4 katı fazla faiz arttırmak zorunda kalacağız.

Hepsi bir yana sanıldığı gibi faizi düşürerek enflasyonun düşürülemeyeceği de çok pahalı bir biçimde ispatlanmış olacak. Peki günün sonunda elimizde yüksek faiz, yüksek enflasyon ve yüksek değerde dolar kuru olacaksa; biz bunu niye yaptık? İşte kimsenin yanıtını bulamadığı soru bu.

[email protected]
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum