Çetin ÜNSALAN

Çetin ÜNSALAN

EKOPOLİTİK

Faizle sorun çözülür mü?

10 Ağustos 2020 - 02:19

Dövizin TL karşısındaki değer kazanması, doğal olarak faiz artırımını gündeme getirdi. Esasen negatif faiz uygulayan Türkiye’ye karşı bu önerinin gelmesi çok da anormal bir durum değil.

 

Tüm yabancı kuruluşlar ve içte ekonomiyi okuyanlar doğal olarak bu meseleyi gündeme taşıdı. Fakat kritik soru şu: Faizle sorunu çözmek mümkün mü? Bugün itibariyle gerçekleşen dalgalanmayı frenlemeniz mümkün; lakin sorunu çözmek olanaksız.

 

Faizi düşürürsek enflasyonun düşeceğine inanmak ne kadar akıl dışı bir durumsa, faizle sorunu ortadan kaldıracağını düşünmek de o oranda günü birlik bir yaklaşım olarak gözüküyor.

 

Yalnız bu söylediğimden faiz artırımı ihtiyacı yok sonucu çıkmasın. Böyle bir ihtiyaç zaten dalgalanma olmasaydı da vardı. Çünkü ekonominin rakamlarını istediğiniz gibi kurgulamanız; o ekonominin gerçeklerinin de o olduğu anlamına gelmiyor.

 

Faizi düşürerek nasıl enflasyonu düşüremedik? Zaten böyle bir şeyin de olanağı yok. Zira tekrar hatırlatalım ki faiz, enflasyonun bir sonucudur. Şimdi de aynı şekilde faizi yukarı çekerek, yapısal sorunlarımızı ve döviz ihtiyacımızı karşılamamız mümkün değil.

 

Faiz artışı tempo halinde konuşulurken, bunun sadece ihtiyaç kadar olmasına özen gösterilmelidir. Aksi takdirde faiz sarmalından henüz çıkamamış Türkiye’yi ikinci bir sarmala daha sokabilir ki; o da telafisi mümkün olmayan sonuçlara neden olur.

 

Ekonomi yönetimi gerek TL’nin değerinde, gerekse de faiz konusunda bir noktayı anlayamadı. Değeri neyse onu esas almak… Bunu anlamadığınız sürece de dalgalı serbest piyasa oyunu altında sabit kur ya da düşük faiz oyunu oynar; sonunda da görece elde ettiğiniz tüm kazanımları misliyle kaybedersiniz.

 

Türkiye’nin ihtiyacı olan mutlaka planlı ve üreten bir ekonomiye geçiş olmalı. Bunu da ithalattan vergi beklentisi olan ya da ihtiyacı her fırsatta ithalatla çözen kafayla yapamazsınız. Bunun sonuçta üretime daha çok darbe vurduğunu göremiyorsanız ya derdiniz günü kurtarmaktır ya da üretime zerre kadar inanmıyorsunuz demektir.

 

Sanayi, tarım ve işgücü envanterlerini yapmadan, belli bir plan ortaya koymadan, finansçı kafasıyla kredi dağıtarak ekonomi yönetmeye katlığınız sürece, hem kaynaklarınızı boşa harcarsınız; hem de dün kredi verdiğiniz insanları daha büyük maliyetlerle karşı karşıya bırakırsınız.

 

Kim ne derse desin şu bir gerek ki Türkiye ekonomisi yönetilemiyor. Sadece makyajla gün kurtarmanın en yakın sonuçlarını Yunanistan’da gördük. Gerçeklerle yüzleşmek ve ona göre bir plan yapmak zorundayız.

 

Aksi takdirde her durumda bir dış sorumlu arar; iç kamuoyunu oyalar ve vatandaşı ağırlaşan bir faturayla karşı karşıya bırakırsınız. Türkiye’nin çok şeye ihtiyacı var. Ama ilk ve acil ihtiyacı ne derseniz; ben gerçeğiyle yüzleşmek derim. Zira çözümün anahtarı orada.

 

[email protected]

Bu yazı 364 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum