Çetin ÜNSALAN

Çetin ÜNSALAN

EKOPOLİTİK
[email protected]

Farkındayız ama...

27 Nisan 2022 - 15:42

Fiyat artışlarının can yakıcı olduğu konusunda neyse ki bir farkındalık oluşmuş. Bugüne kadar ‘aç mı var’dan ‘abartıyorsunuz’a kadar, derdini dile getirene keyif çayı vererek durumu kurtarmaya çalışan reddedici bir yaklaşım söz konusuydu.

Demek ki mide gurultuları ve homurtuların sesi artmış ki, yetkili merciler de sonunda ‘bari sorunu kabul edelim’ noktasına gelmişler. Cumhurbaşkanı Erdoğan bir takım sübvansiyonlara rağmen canın yandığını da dile getirdi.

Fakat bu ifadeden yola çıkarsak bir tespit bir de anlaşılmayan yan olduğunu görüyoruz. Birincisi, eğer bu yaşadığımız fiyatların sübvanse edilmiş haliyse, ortada ekonomik olarak çok daha ağır bir tablo ve açıklananın kat be kat  fazlası bir enflasyon oranı olduğunun itirafıdır. Bu işin tespit tarafı...

İkincisi ise anlaşılmayan yan... Sizin fiyatların daha çok yükselmesini  önlüyor olmanız, mevcut fiyatların karşılanabiliyor olduğu anlamına gelmiyor. Yani sübvanse ettiğinizi söyleyerek insanların geçim derdini ortadan kaldırmış olmuyorsunuz.

Anlaşılamayan taraf tam da bu. Yani gelirim 10 birimken, giderim 15 birimse sorun var demektir. Bu noktada karşıma geçip, aslında giderlerin 17 birim olması gerektiği, ama destek verdiğinizi söylemeniz, benim gelirlerimin giderlerimi karşılamadığı gerçeğini ortadan kaldırmıyor.

O nedenle farkında olduğunu söyleyip, sonra da meseleyi ‘idare edin, hatta dua edin’ gibisinden bir söylemin arkasına sıkıştırıp, sorunu ortadan kaldıramazsınız. Burada bahane üretmek değil, sorunu çözmek gerekiyor.

Mesela Japonya’ya bakalım. Yeni bir paket açıkladı ki pandemi sürecinde açıkladığı karşılıksız yardımın haddi hesabı yok. Yeni paketin büyüklüğü 48,5 milyar dolar değerinde.

Yani neredeyse bizim eksi rezervimiz kadar bir büyüklükten söz ediyoruz. Bu para da şirketlerin ve tüketicilerin yükünü hafifletmek için acil tedbirler kapsamında kullanılacak. Ayrıca bunu kullanmak için IBAN da vermiyorlar.

Tekrar bize dönelim; yapılan açıklamada çiftçiye de atıfta bulunuluyor. 1,1 milyar TL’lik bir hibeden söz ediliyor. Fakat bunun açıklandığı gün Toprak Mahsulleri Ofisi’nden de bir ithalat hamlesi geliyor.

Bu hamleye göre 18 bin ton Ayçiçek yağı ithal edilecek. Peki para kazanamayan Ayçiçek üreticinin durumu ne olacak? Yani mantık değişmiyor. Halen sorunun çözümünü üretimde ve üretimin desteklenmesinde değil, ithalatta görüyorsanız kısır döngüden de çıkamazsınız, dolar ihtiyacınız da şiddetini azaltmaz.

Doları kontrol altına aldık söylemlerine girmiyorum bile. Yaratılan sabit kur uygulamasının nasıl sürprizlere gebe olduğunu hiçbirimiz bilmiyoruz. Velhasıl kelam günün sonunda planlamanız yoksa bahane üretirsiniz. Ama üretilen bahanelerin hiç biri sorunu çözmez. Farkında olmak güzel. Ama şarkıda dediği gibi ‘bir şey yapmalı.’
[email protected]
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum