Çetin ÜNSALAN

Çetin ÜNSALAN

EKOPOLİTİK

Gösterge, dolar eğilimi

05 Şubat 2020 - 21:20

Türkiye ekonomisi hakkında herkes bir şey söylüyor. Aslında ekonominin geldiği nokta, nerede durduğunuza, hangi görüşte olduğunuza göre değişkenlik göstermesi çoktan aşmış vaziyette.

Net açmazların, sorunların, risklerin ve finansman sorununun baş gösterdiği bir fotoğraf içerisindeyiz. Ekonomi yönetimi ne derse desin, özellikle dövize olan eğilim bunu net bir biçimde kanıtlıyor.

Hatta bu eğilimin gerekçelerine baktığınızda da bir tarafta risk algısı, öte tarafta ödemelerden kaynaklı ihtiyaç, bir başka başlıkta da kaynak sorunu olduğunu görmemek, artık çok ciddi bir siyasi körlük gerektiriyor.

24 Ocak 2020 itibariyle bankalardaki döviz mevduat hesaplarını doğru okumakta fayda var. Bu tarih itibariyle bankalarda yaklaşık 223 milyar dolarlık döviz mevduat hesabı park etmiş gözüküyor.

Bunun üçte biri, yani yaklaşık 71-72 milyar doları şirketlere ait; geri kalan ise bireylere... Şirketlere ait olanları anlamak mümkün. Çünkü yurtdışı varlıklara da, temin edilen kredilerdeki düşüşe de bakarsanız, şirketler yeni kaynak bulmakta zorlanıyor.

Bu her ne kadar yurtdışı borçların düşmesi olarak yorumlansa da, gerçek nedeninin yeni kaynak bulamama probleminden yaşandığını biliyoruz. Zira bu borcun yapıldığı süreçle, bugün arasında paranın maliyeti açısından çok ciddi olumsuz bir tablo olmasının yanı sıra, şirketlerin borçluluk oranları da, kredi bulmayı güçleştiriyor.

Bireylere dönük inceleme yaptığınızda ise 140 milyar doları aşkın paranın olduğunu görüyoruz. Toplam mevduatlar içerisinde döviz mevduatlarının payı da yüzde 51 düzeyine yaklaşmış durumda. Bireylerin parasının ise sadece takribi yüzde 25’i vadesiz hesapta. Bu da bize paranın park ettiğini gösteriyor.

Peki sadece döviz mevduat hesaplarında vadeli olarak yatırılmış bir paradan mı bahsedebiliriz? Yani bankalarımızda şu an neredeyse şirketlerinki de dahil yaklaşık 180 milyar dolar mı var?

Zaman zaman bu paralara el konulabileceği dedikodusu çıkarılıyor. Oysa mevduatların, ülkenin döviz rezerv varlığı içerisinde sayılması neredeyse son 5-6 senedir yapılmış bir vaka. Ben böyle bir el koyma hamlesinin yapılmayacağını düşünüyorum.

Birincisi böyle bir para fiziki olarak varsa, zaten ağırlıklı olarak sahibini havuzda aramak lazım. Yani ekonomi yönetimi, kendisine yakın insanların parasına el koyar mı? Çok gerçekçi gelmiyor.

Ama ikinci ve bundan daha önemli bir neden var. Böyle bir para fiziken ortada yok. Sadece kağıt üzerinde dolar alıp, satan ve bunu mevduatında biriktiren insanlar var. Yani herkesin parasını ödemeye kalksak, kasada böyle bir para olmadığına göre, olmayan bir paraya da fiziken el konulamayacağından soruna çare özelliği de bulunmuyor.

Fakat her şey bir yana hızla artan bu eğilim neyi gösteriyor biliyor musunuz? Tüm TL özendirici politikalara rağmen, şirketlerin ödeme nedeniyle ihtiyaçta, bireylerin ise tamamen güvensizlikten dövizde durduğunu...

Bunu aşmanın yolu da, ne çıkıp oynanmış rakamlarla ekonomi anlatmak, ne bağırıp çağırmak, ne efelenmek... Gerçekten ekonomiyi yönettiğiniz konusunda güven vermek. Israrla döviz lehine dönen bu eğilim, ekonomi yönetiminin bu işi beceremediğinin net göstergesi... Kimse kusura bakmasın.

[email protected]

Bu yazı 127 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum