Çetin ÜNSALAN

Çetin ÜNSALAN

EKOPOLİTİK

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın

10 Şubat 2021 - 13:30


Bugünlerde ABD’de çok ilginç bir tartışma yaşanıyor. ABD politikaları açısından çok eleştirilecek işlere imza atıyor. Fakat tüm bu önyargılardan arınarak bu gelişmeyi anlamlandırmak ve belki de ders çıkartmak gerekiyor.

Türkiye’de ‘boğazından ekmek geçiyorsa aç değildir’ ya da ‘kredi verelim buna destek deyin’ veya ‘cebinizdeki telefona bakın’ cinsinden sığ tartışmalar ve yaklaşımlar sergilenirken, 1,9 trilyon dolarlık ikinci hibe paketinde 1 trilyon doları halkına dağıtmaya çalışan ABD yönetiminde şimdi de asgari ücretle ilgili ilginç işler oluyor.

Biden yönetimi asgari ücreti belirleyen saat başı ücret konusunda 15 dolar/saat yaklaşımıyla ABD’de gündemi oluşturdu. Çok ciddi eleştirilere neden olan bu yaklaşım, son olarak ABD Temsilciler Meclisi’nde onayladı. Senato’da ne olacağı belli değil.

Sonuçları itibariyle film nasıl şekillenir onu da bugünden bilemeyiz. Ama tartışmanın soncundan çok içeriğine dikkat etmek gerekiyor. Şayet saat ücreti 15 dolara yükseltilirse, asgari ücrete yüzde 100’lük bir zam anlamı taşıyor.

Federal saatlik ücret şu an 7,25 dolar/saat seviyesinde. Şayet 15 dolara çıkarsa, haftanın 5 günü 9 saat mesai yapan bir çalışanın eline 2 bin 970 dolar para geçecek. Şu an itibariyle aynı şartlarda çalışan bir kişi en az bin 300 ile bin 400 dolar civarında para kazanıyor.

Şimdi bazıları Türkiye’deki asgari ücretin ne kadar yüksek olduğuna dem vurabilir. 2021 yılında son zamla birlikte net 2 bin 825 TL oldu. Fakat giderlerin dolar bazında olduğu ve maliyetlerin de dolar artışından direkt etkilendiğini düşünürseniz, alım gücü açısından bizim de rakamı dolar kuruna çevirmemiz gerekir.

Bu durumda Türkiye’deki asgari ücret 400 dolar civarında seyrediyor. Yani mevcut haliyle dahi 3 katımıza yakın bir asgari ücret uygulaması söz konusu. Şayet bu zam da kabul edilirse fark 6 katına kadar çıkacak.

Peki tartışma nerede alevleniyor? ABD Kongresi’ndeki karşı tez şu: Bu artış yapılırsa 10 yılda 54 milyar dolarlık bir bütçe açığına neden olacak ve 1,4 milyon kişinin işsiz kalması riski bulunuyor.

Dikkatinizi çekerim yine istihdam kaybı, endişenin temelini oluşturuyor. Fakat alım gücü yüksek insanlar yaratılabilirse, farklı teşvik yöntemleriyle bunun önüne geçmek mümkün. Ayrıca alım gücü yüksek insanların iç piyasayı beslemesi, piyasayı hareketli tutması ve bağlantılı olarak vergi gelirlerini de arttırması mümkün. Yani doğru bir yönetim anlayışıyla mesele doğru kulvarda tutulabilir..

Biden yönetimi zamda ısrarlı. Tartışmanın sonu ne olacak bilmiyorum. Açıkçası bu da Amerikalılar’ın sorunu.

Bizi ilgilendiren ise insanlara daha az gelir verip, dolaylı vergilerle daha çok maliyet ödemelerini isteyen yaklaşım. ABD başarılı olur mu, göreceğiz. Ama bizim hızla çıkmaz sokakta duvara doğru son hız araç sürdüğümüz kesin.

Oysa insan temelli yaklaşım devletin ana ilkesini oluşturmalı. Bunu Amerikalılar’dan mı öğrenelim. Hayır.... Tarihte bu nasihatı verenimiz var. Ne diyor Şeyh Edebali Osman Bey’e ilk nasihat olarak?

“İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın.”

[email protected]

Bu yazı 269 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum