Çetin ÜNSALAN

Çetin ÜNSALAN

EKOPOLİTİK

Merkel’in kriz yorumu

27 Mart 2020 - 14:20

<

Virüsün sağlığa ilişkin tehdidini ve üzücü sonuçlarını hep birlikte yaşayıp, görüyoruz. Fakat tüm bu sağlık problemlerinin yanında, bilerek ya da bilmeyerek herkesin aklına getirdiği bir konu daha var.

Virüs sorunu aşıldıktan sonra, bunun ekonomik sonuçlarının yeni bir dönemin kapısını açıp açmayacağı herkesin dilinde... Açıkçası ben tümünün bağlantılı olduğunu söyleyemem, ama bu sürecin tıkanmışlığı gözler önüne sererek, yeni tartışmaları beraberinde getireceğini rahatlıkla ifade edebilirim.

Ticaret savaşları, dijitalleşme, robotik teknolojiler, blok zincir teknolojileri, dijital para, yapay zeka ve aklınıza ne gelirse, önümüzdeki dönem daha çok tartışıyor olacağız.  Lakin virüsle ortaya çıktığı söylense de, yıllardır suni olarak ötelenen ikinci dip krizin tetiklenmesi daha büyük muhtemel. Ayrıca bunun, sahte dünyaları yıkması ve üretimi hatırlatması adına da sağlıklı olduğunu düşünüyorum.

Fakat bunu virüse ya da dönüşüme bağlamak büyük hata olacaktır. 2 binli yıllarda uygulanan ve sürdürülebilir olmaktan uzak bir sistemin finalini yaşıyoruz. Şüphe yok ki, yeni bir sistem ve yeni aktörler de süreç içinde karşımıza çıkacaktır. Elbette bugüne kadar yapılan yanlışların faturası ödendikten sonra...

Yine de süreci doğru okumak gerekiyor. Çünkü bilhassa 2008 krizi burada önemli bir kırılma noktası. Salt parasal yaklaşımlarla bu işin gitmeyeceğinin en önemli kanıtlarından biri abide gibi karşımızda duruyor.

Her ne kadar sonrasında bir kaç kez parasal genişlemeyle sorun aşılmak istendiyse de çare olmadı. Zira kağıt ekonomisiyle yaratılan boyut çok şişkindi. Zaten ardından gelen korumacılık ve dünya ekonomisindeki daralma, firmaların batışı ya da evlenişi de hep bu sürecin bir uzantısıydı.

Şimdi tekrar aynı noktaya gelirsek; virüsle çıkan bu durumun virüsten kaynaklanmadığını, virüsün sadece bitiş sürecini tetiklediğini söyleyebiliriz. Ekonomi, dünyada yeni bir kulvarda, yeni bir yapıda ve kendisine has özelliklerle ortaya çıkacak.

Ne var ki, virüsten kaynaklanan daralmayı değerlendiren Almanya Başbakanı Angela Merkel’in sözlerine iki cümle de olsa yorum yapmak gerekiyor. Merkel dedi ki: “Koronavirüs 2008 banka ve finans krizinden daha kötü.”

Son derece haklı, ama bunda virüsün neden değil, vesile olduğunu anlamak gerekiyor. Öncelikle yıllarca bizim de dahil olduğumuz, reel ekonomiyi unutup, finansçı yaklaşımıyla ekonomiyi değerlendirenlerin bir şekilde bedelini ödeyeceği bir sürece gidiyoruz.

Yine 2008 krizinden daha kötü derken, bunu 2009 yılında kağıt ekonomisinin reel sektöre yansımaları açısından, bir yıl sonrasıyla mukayese etmenin daha akılcı bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.

Ne var ki o süreç çok tazeydi ve yine para pompalayarak süreci aştığını zanneden, ama gerçekleri daha da ağırlaştıran bir dünya ekonomik yaklaşımının getirdiği noktaları da göz ardı etmemek gerekir.

Şimdi ise ne dağıtacak o yapıda bir para var; ne de kredilendirme yoluyla tetiklenebilecek bir talep, yani tüketici yapısı... Gerçek şu ki, dünya çok borçlu. Hem de balon bir değere... Mal ve hizmet üretilerek elde edilen değerle, kağıt ekonomisiyle yaratılan sahte değer arasındaki 10 kat fark, rakamlar büyümesine rağmen, halen varlığını koruyor.

Merkel’in bugün daha ağır bir krizden söz etmesinin temelinde, ortaya çıkan virüs ikliminin direkt reel sektörü vurması var. Bundan da görülüyor ki, reel sektör, yani gerçekten mal ve hizmet üretenler ekonominin kendisidir. Onların ürettiklerini elden ele dolaştırarak, sahte değerler üreten finans sektörü değil.

Önümüzdeki süreç, finansın bir araç olarak kabul edileceği, esas olanın yapısı değişse de üretim, yani reel sektör olarak yeniden kabul edileceği bir çağı bize getiriyor. Şimdi dönüp tersten kendimize bakalım. Sizce hazır mıyız? Peki hazır olmak için yaklaşımlarımızı değiştiriyor muyuz?

Çalışanıyla işvereniyle reel sektör süreci atlatmaya çalışırken, halen sit alanlarını satışa çıkarıp, kanal yapmayı konuşuyorsak ve yeni fikirleri desteklemek yerine, ‘şu dünyada dağıtılan paradan bize de pay düşer mi’ hesapları yapıyorsak, halen ders almamışız demektir. Ama almamız gerekiyor.

Yeni ekonomiyi gündemimizde tutarken, tarım başta olmak üzere aklınıza gelen tüm geleneksel sektörleri de tekrar hatırlamak, teknolojiyi kullanarak ön almak zorundayız. Çünkü artık bu bir hayat memat meselesi... Yani Merkel haklı, sadece aklındakileri eksik dile getiriyor.

[email protected]

YORUMLAR

  • 0 Yorum