Çetin ÜNSALAN

Çetin ÜNSALAN

EKOPOLİTİK

Normalleşme bugün başlasa...

04 Mart 2021 - 00:31

Mart ayının başlamasıyla birlikte normalleşme söylemi tekrar hayatımıza girdi. Malum açıklamalarla kısıtlı ve bölgelere ayrılmış bir normalleşmeye geçiş sürecinden söz ediyoruz. Yani henüz normale dönen bir durum yok.

Fakat bölgelere ayrılan bu eylem planının, başta sosyal medyada algılanış biçimini keyifle izlediğimi belirtmek isterim. Kötü niyetli yaklaşımlardan değil, meseleyi mizaha çevirmeyi başaran Nasreddin Hoca’nın torunlarından bahsediyorum. İnsanın ‘iyi ki bu ülkenin insanıyım’ diyesi geliyor.

İşin bu tarafının hakkını verdikten sonra gelelim esas meseleye. Öncelikle normalleşmenin sadece adının var olduğunu belirtmek isterim. Yani bu bir süreç, dikkatle yönetilmesi gereken bir yapı ve tekrar önlemlerin sıkılaştırılabileceği açıkça söylendi.

Ama ‘normalleştik’ adı altındaki yaklaşımın ardından ‘hadi bakalım’ ifadesi gelir ve ertelenmiş tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesi istenirse, işte asıl büyük sıkıntı o zaman patlar. Ertelenen vergi ve primlerden, kamu alacaklarının tamamına kadar tüm başlıkları kast ediyorum.

Teşvikler kesilse diyemeyeceğim çünkü bir kez daha altını çizerek söylüyorum ki, ortada ne vatandaşa ne de reel sektöre yönelik yapılmış bir fedakarlık yok. Herkese kredi teklif edildi ve alabilenler zaten var olan borç batağını büyüterek bu süreci atlatmaya çalışmanın ötesinde bir durumla karşı karşıya kalmadı.

Tek başlık kısa çalışma ödeneği olarak gözüküyor ki, o da zaten insanların çalışırken ortaya koyduğu birikimlerden oluşan İşsizlik Fonu’ndan karşılandı. Yani kamu yönetiminin tek yaptığı bir takım alacakları ötelemekti.

Şimdi normalleşme adı altında bunlar talep edilirse, ki yapılandırmanın taksit ödemeleri geldi, o zaman iş içinden çıkılmaz bir boyut alır. Her şey düzelse, pandemi koşullarından kurtulsak, geride bıraktığımız yılın hasarını nefes alır hale getirmek en az bir sene sürer.

Aslında daha da fazla ya neyse. Çünkü yükselme trendindeki enflasyon, rakamsal olarak düşürülse de artan işsizlik, pusuda bekleyen bir kur, tsunami gibi gelen jeopolitik riskler, birikmiş alacaklar ve raporlara yansıyan büyük yoksullaşma, hoş sinyaller vermiyor.

Bu nedenle mutlaka bir nekahet dönemi uygulanması, yükümlülüklerin, borçların en az bir yıl daha ertelenmesi, bu süreçte insanların alım gücü düşüşünün giderilmesi ve ondan sonra bir normalleşmeden bahsedilmesi gerekir.

Ama korkarım Türkiye’deki geleneksel uygulamalara ve yardım edilmemiş insanlara yansıtılan zam üstüne zamlara baktığımızda, ağır ameliyattan çıkan hastaya, ertesi gün halı sahaya çıkıp top oynaması isteyecek kadar fütursuz davranılacağı, psikolojik olarak yorgun düşmüş insanların sahte gündemleri de kullanarak, daha çok gerginlik ortamına sürükleneceği açıkça gözüküyor.

Oysa Türkiye’nin sakinleşmeye, sorunlarını konuşmaya, çözüm üretmeye ihtiyacı var. Yani ihtiyaç olan normalleşme pandemiyle ilgili değil; ülke iklimiyle ilgili. Ah bunu bir anlasalar...
[email protected]
 

Bu yazı 445 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum