Çetin ÜNSALAN

Çetin ÜNSALAN

EKOPOLİTİK

Perakendede üç harfliler sancısı

02 Şubat 2021 - 13:52

Ekonomi Gazetecileri Derneği olarak Anadolu temsilciliklerimizin öncülüğünde gerçekleşen ‘Türkiye Ekonomiyi Konuşuyor’ başlıklı oturumlarımızda her hafta farklı bir ilin oda başkanını ağırlıyoruz. Bu haftaki durağımız Aydın ve Aksaray’dı.

Öncelikle her iki ilin de farklı ihtiyaçları olmasına karşılık, çözüm noktasında aynı mantığı sergilemesi ülkenin doğusuyla batısı arasında çözüm açısından çok büyük uçurumlar olmadığını bize gösteriyor.

Aydın tam anlamıyla yalnız bırakılmış bir il. O kadar ki yanlış teşvik politikaları nedeniyle uğradığı haksız rekabette Türkiye ekonomisinin 6. sırasındaki yerinden 44. il noktasına kadar düşmüş. Fakat buna rağmen birçok sektörü aynı anda omuzlayarak taşıyan il çalışmayı bırakmıyor. Kamu yatırımlarında cimri davranılmasına rağmen mücadelesini sürdürüyor.

Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakan Ülken’in uyarısı çok açık. Büyük potansiyeline rağmen Ülken’in ifadesiyle Aydın son nefesini tüketmeye yakın. Bu nedenle bir an önce siyasi inatlaşmalardan vazgeçilip, enerjiden tarıma birçok sektör açısından kritik olan bu ile sahip çıkılması lazım.

Çünkü eğitim noktasında önemli bir vizyonla dünya çapında üç ana dalda öne çıkacak bir vakıf üniversitesi üzerinde çalışıyorlar. Endüstriyel gıda mühendisliği, enerji mühendisliği ve uçak mühendisliği... Uluslararası marka olabilecek bir potansiyelin ilk adımları atılıyor. Bu yüzden kısır çekişmelere bu vizyonun kurban edilmemesi gerektiği inancındayım.

Aksaray ise kavşak noktasında olduğu için emin adımlarla ilerliyor. Tarım, hayvancılık, otomotiv, hazır giyim gibi bir çok sektörde yatırım çekmeye devam ediyor. Aksaray Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Cüneyt Göktaş lojistik merkezi olmak istemelerine rağmen havaalanı eksikliği ve demiryolu bağlantılarının olmamasını çelişki olarak dile getiriyor.

Her iki başkanla da sohbette konu doğal olarak döndü dolaştı tarım ürünlerindeki fiyata geldi. Çünkü ikisi de önemli tarım illerimizden... Öncelikle planlı bir tarım politikasının eksikliği her açıdan dile getiriliyor. Ama son dönemin popüler başlığı olan zamlar ve fırsatçılar tartışmasına değindiğimizde ilginç tanımlamalar ortaya çıkıyor.

Özellikle Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakan Ülken, değerlendirmesinde indirim marketlerinin sektörler üstü tacizine dikkat çekti. Ülken dedi ki: “Aramızda üç harfli olarak adlandırdığımız bu yapıya, yani indirim marketlerine dikkat etmek lazım. Her sektörde, her ürünü satarak, müteşebbisleri darmadağın eden bir yapı var. Tüm uyarılarımıza rağmen göz ardı ediliyor. Bu dominant tavır devam ettirildiği sürece fahiş fiyatı engellemek mümkün değil. Bunlara ruhsat ve destek verildiği sürece sorunun önüne geçemezsiniz.”

Ülken işin üretim aşamasında da en büyük eksikliğin planlama olduğunu belirtti ve fireyi de, soğuk hava depolarıyla, planlama eksikliğini gidermeden ortadan kaldırmak mümkün olmadığını söyledi.

Aksaray Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Cüneyt Göktaş ise üreticinin kooperatifleşmesini desteklediklerini vurgularken, üretimde ciddi ve planlı bir yapıya geçilmesi gerektiğine dikkat çekti. Ayrıca girdilerdeki ithalat faktörüne de değinen Göktaş “Gübre başta olmak üzere üretimde kullanılan maddelerde ithalatın önüne geçilmeli” dedi.

Görüldüğü gibi yanlış bir teşvik uygulamasına da, sektörlerin tamamını taciz eden Ülken’in tabiriyle üç harflilere yaklaşıma da baksanız kuralsızlık büyük sorunları beraberinde tetikliyor. Zaten pandemi yeterince firmaları hırpaladı. Hatta sürecin hizmetler sektörünü hızla batırmaya götürdüğü uyarısı yapılıyor ki, bunun beraberinde de büyük bir işsizlik problemini getireceği açık.

Sadece bu mu? Bir de yurtdışında rekabet şartlarındaki olumsuzluk var. Tüm sorunlara rağmen üretimi yaptınız ve dışa çıktığınızda rekabetçi olmanız lazım. Hakan Ülken bu konuda çok net bir mesaj verdi.

“Teşvik değil, Avrupa’daki rakiplerimizle şartlarımızı eşitleyecek uygulamalar istiyoruz” diyen Hakan Ülken, Avrupa’da bir işverenin 100 Avro karşılığı yükümlülükleriyle maliyeti 136 Avro’ya gelirken, Türkiye’de 100 TL’lik bir istihdamın işverene maliyetinin 170 TL’yi aştığını hatırlattı.

Sözün özü şu ki bugün yaşanan fiyat tartışmaları aslında bir çıktı. Üretimden başlayan bir plansızlık, faaliyetlerin önünü açarken iktisadi olmayan kriterlerin uygulanması ve rekabet koşullarının dengelenmesi adına teşvik diye sunduğunuzun birini kalkındırırken, kalkınmışı batırması ne büyük bir savrulma olduğunu bize kanıtlıyor.

Sonuç mu? İşsizlikten raftaki fahiş fiyata, üreticinin yaşam savaşından imtiyazlar tartışmasına sorunlu bir dizi başlık önümüze geliyor.

[email protected]

Bu yazı 64 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum