Çetin ÜNSALAN

Çetin ÜNSALAN

EKOPOLİTİK

Piyasa yapılandırmadan alarm verdi

03 Şubat 2021 - 01:14

Son 5 yılda dördüncüsü gerçekleştirilen borç yapılandırmasının başvuru tarihinin sonuna gelindi. Öncelikle sonda söyleyeceğimi baştan belirteyim ki, ortaya çıkan durum yeni bir yapılandırmanın geleceğini de çok net haber veriyor.

Fakat bundan da önemlisi yapılandırmanın artık çözüm olmadığını da bizi kalın harflerle anlatıyor. Türkiye’nin mutlaka daha kalıcı, ödenebilir ve adaletli bir vergi / prim sistemi kurması, tahsil edemeyeceği alacakların üzerinden de bütçe yapmaması gerektiğini bize anlatıyor.

Her şey bir yana yapılandırma performansı gösteriyor ki, piyasalar bitme noktasına gelmiş. Her ne kadar söylevlerde bunun tersi anlatılmaya çalışılsa da yaşananların çok ciddi bir piyasa alarmını bir kez daha önümüze getirdiğini anlıyoruz.

Şöyle düşünün: Bir tarafta ödemesini yapamadığınız borçlarınız, öte tarafta kapıda bekleyen e-haciz uygulaması. Böyle bir tablo karşısında herkes, en azından olası bir haczi ötelemek için yapılandırmaya başvurarak zaman kazanır değil mi?

Ama başvuru oranları o kadar dramatik bir noktada ki, insanların artık hacizden bile çekinmediğini ve ‘ne yapacaksan yap, canımı mı alacaksın’ mesajını verdiğini açıkça gözleniyor.

Peki tüm bunları nereden çıkarıyorum? Hemen Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan tarafından, başvuru süresinin dolmasının ardından açıklanan rakamlara bakalım. Çünkü en net sağlamasını bize onlar veriyor.

Yapılandırma için vergi dairelerine başvuran kişi sayısı 7 milyon 679 bin kişi. İlginçtir bu kez kişi sayısı verildi. Bunların kaçı mükellef; onu bilmiyoruz. Ama uzatmadan önceki son tarih olan 31 Aralık öncesi yapılan açıklamalarda 6,5 milyon mükellef olduğunu belirtilmişti.

Türkiye’deki toplam mükellef sayısının 11,5 milyon olduğunu düşünürseniz, zaten o haliyle bile kalmış olsa, piyasaların çok büyük bir alarm içinde olduğunu bize anlattığını söyleyebiliriz.

Peki son başvuru tarihindeki yapılandırılan miktar ne? 110 milyar TL’lik alacak. Bugüne kadar tahsil edilen ne? 4,1 milyar TL... Daha önceki yapılandırmalar bize gösteriyor ki, peşinatın ardından ilk taksit ödemelerinde ya da ilkini de taksit sayarsak ikinci taksitte dökülmeler başlıyor. Çünkü kimsenin böyle bir ödemeyi yapacak parası yok.

Zaten kötü niyetli olanlar bu dönemi iyi kullanarak gidip borçlarının tamamını üç otuza kapatıyorlar. Geriye kalanlar gerçekten ödeme güçlüğüne düşen kesim. Muhtemelen bu tahsilat 20 milyar TL’yi bulmadan sonuçlanacaktır.

Hadi iyi niyetli düşünelim. 110 milyar TL’nin tamamı bile ödemesini gerçekleştirse ve ödeyebilse sorun bitiyor mu? Yapılandırmalar gündeme geldiğinde Bakan’ın açıkladığı tahsil edilemeyen alacak neydi? Yaklaşık 500 milyar TL.

Yani yapılandırmaya başvuranlar tüm ödemelerini yapsa bile geriye tahsil edilememiş 390 milyar TL kalıyor. Bu da bugünden yeni bir yapılandırmanın habercisi niteliğinde ortada duruyor.

Denilebilir ki, bir fırsat sunuldu bundan sonra e-haciz uygulamasıyla kimsenin gözünün yaşına bakılmayacak. Uygulanması mümkün olmasa da bu söylenecektir. Ama karşılığı yok. Anımsayacaksınız bundan önce de bir daha asla yapılandırma söz konusu olmayacaktı. Bugün başvuranları açıklıyorlar.

Ayrıca e-haciz uygulamasının hesaplardaki blokaj nedeniyle alacak / borç zincirini toptan kıracağı da açık. Hadi yine diyelim ki bu kez kamu idaresi kararlı ve uygulayacak.

Haczetseniz ne olacak? Onun sağlamasını da SGK’nın şu anki durumundan yapalım. Noktasına virgülüne dokunmadan haberi sizlerle paylaşayım.
 
SGK, icra yoluyla haczettiği menkul ve gayrimenkul mallarını açık artırma yöntemiyle satışa çıkarıyor. 2015-2019 yılları arasında haczedilen toplam 521 bin 251 adet menkul maldan sadece 10 bin 886'sı satılırken, haczedilen 305 bin 239 adet gayrimenkulden ise bin 328 tanesi satıldı. SGK’nın 2015-2019 yılları arasında icra yolu ile satışını yaptığı gayrimenkul ve menkul mallardan 5 yılda toplam 68 milyar 985 milyon TL elde etmesi gerekirken, SGK kasasına yalnızca 297 milyon 35 bin TL girdi. SGK, 5 yılda satması planlanan malların yalnızca binde 43'ünü satabildi.”

Yani haciz de uygulasanız sonuç almak mümkün değil. Bu da piyasada alıcı olmadığını bir kez daha bize kanıtlıyor.

Velhasıl kelam ‘ekonomi iyi’ söylemleri içinde kendimizi kandırıp, sorunu yaşayanları da kandıracağımızı zannedip zaman kaybedeceğimize, gerçekten sorunu masaya yatırıp nasıl çözeceğimizi konuşalım. Çünkü bu fotoğraf çok daha sıkıntılı bir sürecin habercisi gibi. Hasta siz iyi dediğiniz için iyi olmuyor. İhtiyaç olan tedaviyi yapmak durumundayız.

[email protected]

 

Bu yazı 260 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum