Çetin ÜNSALAN

Çetin ÜNSALAN

EKOPOLİTİK
[email protected]

TÜİK'e dışarıdan talimat engeli

23 Eylül 2021 - 10:51

Mizah bu ülkenin kanına işlemiş. Fakat olayı o kadar geliştirdik ki, artık mizahı bu işle uğraşanlar değil, koca bir ülkenin siyaseti yapıyor. Bakın size şimdi dünyanın en kısa fıkrası anlatacağım.

Haber şu: Araştırma şirketlerine gözaltı geliyor. TÜİK denetleyecek. Türkiye’de araştırma şirketlerine yönelik tartışmaları biliyoruz. Ama bunun yanında TÜİK’in civarına bile sokulamayacağı ciddiyette iş yapanlar da var.

Hadi diyelim ki, objektif olma konusunda belli kriterler getirilsin. Buna kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum. Fakat sizce bunun denetleyicisi TÜİK olabilir mi? Veri ekonomisine gidilen, verinin yeni yüzyılın petrolü olarak nitelendirildiği bir çağa girerken, ortaya koyduğu verilerin hiç birine inanılmayan bir yapı, başka bir yapıyı denetleyecek.

Sizce de bu durum dünyanın en kısa ve komik fıkrası haline dönüşmüyor mu? Tabi eş zamanlı olarak TÜİK’i parlatma çalışmaları da başladı. Mesela Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, TÜİK’in yeni yapısıyla nasıl müdahale edilemez bir kurum olduğunu açıkladı.

Açıklamanın haberlere yansıyan kısmını bire bir aktarayım: “Bakan Lütfi Elvan, TÜİK’in tüm verilerinin bilimsel, ölçülebilir ve dışarıya açık olduğunu belirtirken TÜİK’in talimatla iş yapmadığını ifade etti. Elvan, 4 Sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle TÜİK’in güçlendirildiğini, dışarıdan hiç kimsenin talimat veremeyeceği bir yapının güvenceye alındığını savundu.”

Şimdi normal bir ülkede son derece güven verici bir açıklama değil mi? Ama söz konusu ülke bizim ülkemiz olunca hemen insanın aklına iki cümle geliyor. Birincisi TÜİK’e kim güvensin? İkincisi talimat dışarıdan değil, içeriden geliyor asıl sorun da bu.

Elbette artık bir kara mizaha dönüşen bu uygulamalar, aynı zamanda veri ekonomisine koştuğumuz süreç içinde, esasen konunun üzerinde çok durmamızı gerektiriyor. Çünkü verinin değer olduğu bir ortamda, veri üreten kurumunuza vatandaşınızın güveni sıfırlandıysa, bunu güzel ve süslü cümleler kurarak kurtaramazsınız.

Kurumun zaman zaman gerçeğe yaklaşma çabaları olduğunu biliyoruz. O nedenle de zaten TÜİK’den el çektirilen üst ve orta düzey yöneticinin haddi hesabı yok. Öncelikle bu kadar kıymetli bir saha, uzmanlık ister.

Uzmanlık performansını da, yine TÜİK’in açıklamalarından öğrendiğimiz kadarıyla yüzde 89’unun sözleşmeli çalıştırıldığı bir ortamdan elde edemezsiniz. Çünkü kadrosuz insanların önceliği işte kalabilme duygusudur. Bu da doğru ya da yanlış ama son derece insanidir.

Türkiye’nin önündeki çözüm adına iki önemli başlıktan biridir bu. Rakam ve veriler konusunda gerçeklerle yüzleşmek, ikinci olarak da sektörleri regüle eden kurumların tekrar hayata geçirilerek bağımsız bir biçimde dengeyi kurmasını sağlamak.

Bu ikisi olmadan geriye söylediğiniz her şey, zaten inandırıcılığın yitirildiği bir ortamda, boş laftan başka bir şey değildir. O ortamda da ancak ekonomik kırılganlıklarınızı, güvene dair kırılganlıklarla taçlandırırsınız.
[email protected]
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum