Çetin ÜNSALAN

Çetin ÜNSALAN

EKOPOLİTİK

TÜİK ülkeyle dalga mı geçiyor?

12 Ocak 2021 - 11:54

İşsizlik rakamları resmi verilere göre düşmeye devam ediyor. Aslında bizim normal hayatta kullandığımız bir tabir vardır: Şakayı tadında bırak. Fakat anlaşılan o ki, istatistik kurumu üzerinden ekonomi yönetimi işin tadını kaçırmakta ısrarlı.

Ne yaşadığının herkes o kadar farkında olmasına rağmen, aylardır sistematik bir biçimde işsizliği düşüren, bu konuda bir açıklama yapma ihtiyacı bile duymayan kurum artık meseleyi koca bir ülkeyle dalga geçme boyutuna kadar getirdi.

Öyle ki toplam işsiz sayısı, iş aramaktan ümidini yitiren ama aslında işsiz olanların istatistiklerini bile geride bıraktı. TÜİK’in iddiasına göre ülkede Ekim 2020 itibariyle işsiz sayısı 4 milyon 5 bin kişi.

Ama iş bulmaktan ümidini yitiren insan 4 milyon 348 bin kişi. Yani şakanın boyutu, o kadar işin tadını kaçıracak seviyeye geldi ki, umudunu yitirenler, açıklanan işsiz sayısından daha fazla.

Ayrıca ne mantıkla bu insanları işsiz saymıyoruz onu da anlamak mümkün değil. Çünkü ikisini bir arada değerlendirdiğinizde işsizlik resmi rakamlara göre bile yüzde 23,3 oranına ulaşıyor.

Şimdi bir tez var o da ‘iş beğenmiyorlar.’ Esasen hafta sonunda EGD toplantısında da başkanlar ile bu sohbet geçti. Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şahin Balcıoğlu, şehrin istihdam performansından bahsetti. Çok da iyi bir görüntü veriyor. Ama işsiz olanları da ‘iş beğenmiyorlar’ diye nitelendirdi.

Ben de kendisine ‘iş beğenmiyorlar ama şehrin ortalama ücret nedir’ diye sual ettim. Pek tatminkar bir yanıt alamadım. Aslında aradığım yanıtı da, sonra Antakya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hikmet Çinçin verdi.

Dedi ki: “Asgari ücretle ve mevcut şartlarda çalışmak istemeyene de çok haksız diyemiyorum.” Zaten mesele bu. İş mi beğenmiyorlar; yoksa köle düzeyinde mi çalışmak istemiyorlar? Hoş o düzeye bile iş bulsa çalışacak insan sayısı az değil. Bir kişi alınacak yere, ülkede ortalama 400 kişi başvuruyorsa, diğer tez gerçekliğini yitiriyor.

Bu aşamada önümüzde çok daha büyük bir risk var. Ücretsiz izin yöntemiyle gizli işsizlerimizin sayısını yükseltiyoruz ama görmüyoruz. Neden? Çünkü işten adam çıkartmak da yasak?

Peki bu yasak bittiğinde ne olacak? Mevcut istihdamımızın yüzde 55,7’si hizmetler sektöründe... Pandemi sürecinde çok büyük darbe yediklerini biliyoruz. Burada birikmiş çok ciddi bir potansiyel işsiz bulunuyor.

Zira sadece perakende sektöründen sağlamasını yaparsak, Birleşmiş Markalar Derneği’nin verilerine göre 2020 yılında cirolar 2019 senesine göre yüzde 40 düştü. Ayrıca dolar bazında artan maliyetleri de eklediğinizde ilk fırsatta küçülmenin ortaya çıkacağı açık. Yani sorun üzeri örtülemeyecek derecede alarm veriyor.

Öte tarafta üretim yapmaya kalksanız; herhangi bir yapısal dönüşüm adımı atılmadığı için dış ticarete bağlı cari açık patlıyor. İşte son rakam Kasım itibariyle 38 milyar dolar. Yılı 40 milyar dolardan aşağı kapatmaz bu da takribi daha önce de kaleme aldığım gibi, turizm gelirlerini düşersek 30 milyar dolar ek finansman ihtiyacını gündeme taşır.

Yani ekonomiye yönelik sorunlar tüm varlığıyla ortada duruyor. Gevşeyen kur, arttırılan faiz, yaratılan pembe ortam kimseyi aldatmasın. Ağbal ve Elvan göreve geldiğinde, itibar kazanmanın yolunun verileri gerçeğe yakınlaştırmak olduğunu dile getirmiştim.

Şimdi bir süre daha toleranslı bir tavır sergileniyor. Ama TÜİK başta olmak üzere, ekonomi aktörleri, vatandaşla açıkladığı rakamlar üzerinden dalga geçmeye devam ederse, sağlanan ortam da çok uzun ve kalıcı olmaz.

Velhasıl kelam herkes ne yaşadığının farkında. Tersini göstermeye çalışmak inandırıcı olmadığı gibi, dalga geçme aşamasına da geldiğinden rencide edici olmaya başladı. Rakamlarla oynayarak sadece ekonomide stres biriktiriyoruz. O stres, tıpkı bir fay hattında biriken gibi, bir gün ortaya çıkar. İşin tadını kaçırmadan gerçekle yüzleşsek iyi olacak.
 
[email protected]

Bu yazı 293 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum