Çetin ÜNSALAN

Çetin ÜNSALAN

EKOPOLİTİK

Üslup farkı

04 Aralık 2020 - 00:07

Enflasyon, resmi rakamlara göre dahi can yakıcı olmaya devam ediyor. Kasım itibariyle yüzde 14’ü aşan bir oran, bundan da kritik olanı, üretici fiyatlarının engellenemez yükselişi ve yüzde 23’ü geçmesi, sorunun daha da derinleştiğini bize gösteriyor.

Son 5 aydır tüketici ile üretici arasında hızla açılan makas ise, ya büyük bir zam fırtınasının ve yukarı doğru çekilecek enflasyonun habercisi ya da sermaye erimesi nedeniyle sıkıntıya düşecek ve işsizliği tetikleyecek reel sektörün sinyalleri anlamına geliyor.

Özellikle son açıklanan veride aylık artışın üretici ile tüketici arasında yüzde 100 seviyesinde farklı seyretmesi bence en çok dikkat edilmesi gereken başlıklardan biri. Sahaya çıktığınızda oluşan enflasyondan ise bahsetmiyorum bile.

Orada, bu resmi verilerin çok üzerinde oranların konuşulduğunu, herkes kesesinde hissediyor. Artışın nereden kaynaklandığını, Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan da yorumladı. Gıda, petrol fiyatlarındaki artış ve döviz kuru...

Demek ki konsantre olunacak üç temel başlık var. Ama bundan da önemlisi üretici ile tüketici arasındaki açılan makasa özel bir önem vermenin gereği çok açık. Buradaki ihmalin, yapılacak doğru işleri büyük ölçüde hızla geriye çekeceğini unutmamak gerekir.

Türkiye’nin döviz ihtiyacına paralel dolar başta olmak üzere dövizde yukarı yönlü hareketin, dünyadaki gelişmelerin tersine devam edeceği açıkça gözüküyor. Yani dünyada dolar gevşese bile, bizim ihtiyacımızın şiddeti, bunun bize yansımasını güçleştirecektir.

O nedenle enflasyon üzerinde kur baskısının artması yüksek olasılık gözüküyor. Umarım ihracatçı açısından, avro ile parite bu seviyeleri korur.

Petrol fiyatları biraz risk algısıyla ilgili. Çünkü dünyadaki üretime bağlı talebin, hacmin düşmesinden dolayı sağlıklı bir temelde olmadığını biliyoruz. Yani petrol fiyatları talebe bağlı bir arz eksikliğinden çok, risk algısının yükselmesinden dolayı yukarı gidiyor.

Burada bir gevşeme olsa dahi, bu varil fiyatında bizi rahatlatır ama dolar bazında paramız değer kaybettiği için bize çok etkisi olmaz. Belki dolaylı vergiler üzerinden bir operasyonu ve bu yolla maliyetleri gevşetme ihtiyacını ciddi anlamda masaya yatırmalıyız.

Gıda ise durdurulamaz başlık. Türkiye’nin hızla tarımını ele alması, üreticisini ithalat ile terbiye etme yaklaşımından vazgeçmesi ve stratejik sektör olarak ele alacağı tarımla ilgili kalıcı hamleler yapması lazım.

Bugünün koşullarında tarım ve tarım ürünlerinin ihracatını da ayrıca tartışmamız gerekir. Yani bir ürünü 10 birime ihraç edip, sonra içte talep karşılanamayınca 15 birime ithal ediyorsanız, hem çiftçinizi yok eder; hem döviz ihtiyacınızı artırır; hem de enflasyonu körüklersiniz.

Bu nedenle tarım konusuna ‘önce iç talebin karşılanması’ ilkesinden yola çıkılarak yeni bir yaklaşım geliştirilmesi, mutlaka tarım envanterinin yapılması, tarımın planlanması ve içteki ihtiyaç karşılandıktan sonra daha çok üretip satmanın yani ihraç etmenin yollarının aranması gerekir.

Velhasıl kelam enflasyon cephesinde bir sürpriz yok. Ne yazık ki yükselme eğilimi, sepet faktörüyle geri çekilen resmi rakamlarda bile devam ediyor. Durumu idare etmek yerine daha temelde bazı şeyleri tartışmamız lazım.

Fakat bence tüm bu gerçeklerin altını çizdikten sonra bir konunun da hakkını vermek gerekir. Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’ın, gerçeği kabul eden yaklaşımı çok önemli. Yükseliş trendini kabul ederek, bu konuda ellerinden geleni yaptıklarını söylemelerini kıymetli buluyorum.

Niye derseniz yanıtı çok açık. Bu bir üslup farkı... Belki sorunu ortadan kaldırmıyor; sorunun çözümüne yetmiyor ama daha bir kaç ay öncesinde Bakan Albayrak’ın her açıklanan veri karşısında umursamaz, küçümser tavırlarının yarattığı ekstra tahribatı da vermiyor.

Peki bu neden önemli? Tartışmasız geldiğimiz eserin sahibi hükümet ve yanlış tercihleri. Ama eğer bir program uygulanacaksa, insanların size zaman verebilmesi için umursamaz tavrın ortadan kalkması gerekiyor.

Bu açıdan Bakan Elvan’ın yaklaşımını kıymetli buluyorum. Elbette zaten olması gereken üslupla karşılaştığımızda mutlu olmamız ise ne duruma geldiğimizin çok açık bir göstergesi. Fakat hep söylüyorum sorun artık siyaset üstü olmaya başladı. Kimin ne kusuru olduğunu tartışmadan önce, yangını durmamız gerekiyor. Bunun da ilk anahtarı lisanın kullanılma yöntemi.

[email protected]

 

Bu yazı 140 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum