Emel SEÇEN

Emel SEÇEN

360 Derece İstanbul

Adım KADIN

23 Temmuz 2020 - 22:17 - Güncelleme: 23 Temmuz 2020 - 23:04

Canım kırılıyor, en derin yerlerinden…
-Kabuk gibi soyuluyor derim, Ortaçağ bağnazlığına varmadan, Hypetia(MS. 360-MS. 415) adım. Matematikçi, Astronom ve bilim insanıyım.

-Üç asır, 1450-1750 yıllarında Avrupa’da, ise “ CADI” benim adım. Görüldüğüm yerde, herkes düşman. Amerika’yı keşfeden, dünyayı dünya yapan; Francis Bacon, Galileo Galilei, Rene Descartes, yaşıyor ama ben haşerat ve köküne kadar kurutulacak yaratık. Kutsal kitaplar, kimi kadını bir meyve ile cennetten attı. İncil, Tevrat sihir büyü yapan kadını anlattı. Çünkü din adamları yeni düşman yaratırken hedef, kadındı. Kitaplar yazıldı mesela Malleus Maleficarum', yani 'Cadı Balyozu'.Cadıların nasıl tanınacağı, sorgulanacağı ve yargılanılacağını anlattılar. Müslümanlıktan önce Cahiliyye Araplar kız çocuklarını diri diri gömüyorlardı. Suçu ne dendiğinde ise “mev’u de”, o artık gömülen kızdı.1236-1314 yıllarında yaşayan Sırp Kraliçe, Helen of Anjou, feminist kadın okullarının kurucusuydu. Oysa 1500’ler de dünyada “buradayız, varız, insanız!” diyebilen Polonya, İngiltere, İsveç, Meksika ve Hindistan vardı.  

-2018’de Mısır, İran, Fas, Suudi Arabistan ile işgal altındaki Filistin topraklarında protesto hareketlerinin parçası olan kadınlar ve statükoya meydan okuyanlardan korkan yetkililerce hedeftiler. 2018’de İran’da 66, Suudi Arabistan’da 14, Mısır’da ise üç kadın insan hakları savunucusu gözaltına alındı.  Kadın hakları aktivistlerinin zorunlu başörtüsüne karşı gerçekleştirdiği protestolarda onlarca kadının saldırıya uğradı, gözaltına alındı ve tutuklandı. Bu kadınlardan soruşturma sırasında Suudi Arabistan’da işkence, cinsel taciz, işkence ve kötü muameleye maruz bırakıldığı belgelendi. Evet, belki araba kullanmak özgürleşmek mi? Belki biraz ama hala bankada hesap açmaları, pasaport alıp yurt dışına çıkmaları, bir erkekle beraber gidip kahve alamayacağı gibi evlenip boşanabileceğine de kendisi karar veremez. İstediği kıyafeti giyemez.
Kendini her türlü biçimler alarak özgür kılan, Erkek.

Erkek çocuk sünnet oluyor ama hala dünyada kadınlar da sünnet oluyor. Kadınlığı hadım edilerek.
Az gelişmiş ülkelerde kadın, sadece cinsel obje ve işçi. Yani kendisinin seçebilme ve yapabilme iradesi yok. Erkek düğününden bir gün önce bile bekârlığa veda adı altında başka kadınlarla beraber olurken, bir kadının bunu yapabilmesi uygunsuz, yakışıksız. Bir kadın boşanmış ise her yol açık. Ama erkek evli iken bile özgür! İster sevgili, ister flört ya da eş iken herkese nazar boncuğu dağıtmak helal. Erkek yapar ama kadın ise namus gitti. Vay, Asiye’nin haline! Canları istediklerinde ise eğer kadın tecavüze uğramış ise “Bir kereden bir şey olmaz!” gerekirse tecavüzcüsü ile evlendirilir. Kadın konuşmayacak, hakkını aramayacak, yemek, çoluk çocuk ama her şeye erkek karar verecek. Öyle ki gezmek istemesi, sevilme ihtiyacı, dinlenilme, ilgi görme, takdir edilme, insanı ve beşeri erdemler sepetinden alamaz. Konuşmaya kalkarsa zinhar susdurulacak. Erkek her şeye serbest ama kadın hata yapmayacak. Bu da şiddet değil mi? Onu yok saymak, duymamak, görmemek, dokunmamak! Zaman hep erkeğin biçtiği zaman, olacak!
Adalet, eşitlik insani tüm sıfatlar erkeğe biçilecek. Kadının başının örtüsünden, eteğinin boyuna hatta yüzündeki makyaja kadar sadece eşi, sevgilisi değil cümle mahalleye hesap verecek. Yetmeyecek toplu taşımada taciz edilecek, gerekirse bıçak yiyecek. Reşit olmayan kız çocuğu hamile olduğu anlaşılınca soracaklar, korka korka: “ Bilmiyorum ki,dayım da abim de” diyebilecek. Kadın, kız oynak olacak ama erkek güçlü ve toparlayıcı.

Bu kadar git gitgide medeniyete gitmek yerine ilkçağlara dönüşteki zihniyetin sadece eğitimsizlik ve cehalet olduğunu düşünmekten çoktan uzaklaştım. Bu artık ciddi toplumsal bir travma, psikolojik sapmalar zinciri. Kadının toplumsal değer, statüsünü belirleme de bir maça gider gibi özgür ve erk ve erkek toplum.

Okuduğunuz gibi ilkçağlardan başlar bu serüven. Oysa kadın güzel ise ilk bakışta cinsel obje olarak değil insan olarak sevilmek ister, gözlerine bakılıp da konuşulsun. Yalansız, katıksız ama dürüst olsun, ister. Erkek büyüyor da anneleri o kadınlar nasıl büyütüyor? O anneler de mi kötü?

Mevzu uzun.. Mevzu derin. Rahatlatır mı bilmem? Fabrika kızı gibi eserleri ile toplumsal meselelere son derece duyarlı Sevgili Bora Ayanoğlu’nun ilk zamanlar Hümeyra sonra Zuhal Olcay ve birkaç kadın ses sanatçımızın yorumladığı güzel bir eseri var.  “ADIM KADIN”. Yıl, 1972.Böylesi günlerde canım fazla yanar, kadın duyarlılığı diyelim. O çiçek ki sularsanız açar, bakmazsanız kurur. Bazılarında sonsuz lütuf onlar annelik oluyor, kimisi ise kendi derininde içe çekilir, tıpkı benim gibi. Ve o şarkıyı dinleyelim. Bence sizlerde bu yazıdan sonra sakin bir zamanınızda bu şarkıyı dinleyin.
(https://www.youtube.com/watch?v=ai1yXnjmGpM) Değer.

Ve biz bir değeriz!
Bana kimse sormaz/ Atarlarken düğümü/ Ben bir dilsizim/Silkemem ki yükümü/Gözlerimde ürkeklik/Kimse bilmez küsümü
Çünkü adım kadın/Dinletemem sözümü/Bana herkes sahip/Benim hiç hakkım yoktur/Ben akıldan yoksun/Ama vazifem çoktur

Âdem’in yediği elma
Hep benden sorulur
Çünkü adım kadın
Kadınım, hükmüm yoktur.


“Buradayız, varız, insanız!”

EMEL SEÇEN 23 Temmuz 2020,İstanbul

Bu yazı 219 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum