Emel SEÇEN

Emel SEÇEN

360 Derece İstanbul

ALO

08 Mayıs 2020 - 00:17

< Her şerde bir hayra çıkacak yol vardır. 

Iskoç,  Alexander Graham Bell (1847-1922), 1876 yılında telefonu buluşundaki amaç; sağır ve dilsiz olan annesine ve tüm zorluğu yaşayan engellilere bir çözüm bulmaktı. Babası da bu amaçla birçok okul açmış olan Bell'in Boston, Chiago ve NewYork üniversitelerinde çalışmaları olmuştu. 

Tabii bu anlamda bilim insanı ve iyi insan olmasının yanında,   iyi bir evlat olmuş olması da ortaya çıkmakta. 

Deneyini arkadaşı Thomas Watson ile yapan, Bell'in ilk sözü: " Mr.Watson, buraya gelin,  sizi görmek istiyorum." olmuştur.  Ve ilk cihazı, Boston 'da ki Bell Philadelphia Centennial fuarında tanıtmış,  birçok işadamı bu müthiş buluş yani telefonu ofise bağlatmıştır.

Ve sevgilisi Allessondra Lolita Oswaldo 'nun evine de telefon hattı yaptırmış,  şimdilerde kullandığımız açılış seramonisi olan "ALO" sözcüğü, sevgilisinin isminin kısaltılmış halidir. 

Ülkemize gelişi 1908'dir. Daha sonra santraller sistemi ile evlere girebilmistir. Telefon bağlanmasını yıllarca bekleyenler vardı. Ola ki adeta ev çekilişi gibi çıktı telefon numaranız,  hattınız. Az ve öz kullanılırdı. Bazıları evlerinde jetonlu olan modelleri kullanırdı. 1980'li yıllarda, hemen hemen herkesin evinde telefon yoktu. Olmayanlar, komşusundan kullanırdı. Olanlar ise ana santrale kayıt yaparlardı. Şehirlerarası birkaç saat, hele yurtdışı mesela Almanya ile görüşmek ise bir günü bulabiliyordu. İlk cep telefonu ise 1994 tarihinde hayatımıza girdi.

Bir de ankesörlü,  dışarıda kulübede konuşulan jetonlu telefonlar vardı. Bunu da 1891 yılında William Gray, jetonla çalışan telefonun patentini almış ve yıllar 1920'yi bulduğunda Ingiliz Genel Postası Dairesi halka sunmuştu. 

Şimdi, salgın nedeni ile herkes yani çoğunluk evde.

Evinden iş yapanlar da çok. 

Ve özellikle evden eğitim,  öğretim yapanlar da.

Mesela bugün Anadolu Üniversitesinin, ilk kez internet üzerinden sürdürdüğü sınav sisteminin de son günü. 

Bugün birden internet gitti.

Ses, seda olmadığı gibi herhangi bir bilgi yok.

Evinde, elinde akıllı telefonu olup dz interneti olan baktı. Farklı bölgelerde çalışma var,deniyor. Kendi bölgesi olmayan, aradı. Bugün itibari ile iki günlük bir çalışma olduğu,  ses kaydı ile veriliyor.

Yapay zekâ,  devrede.

Iyi de o zekâya, o bilgiyi aktaran insan.

Insana,eğitim şart önce. 

Doğru bilgi, şart önce. 

Yüzyıllar geçiyor ancak ilerlemek mi? Ilerlememek mi? Mesele.

Hani matematik bilmeyen öğrenci,  sınavda karşısına çıkan soruyu bilemezde affallarsa; o mu, bu mu diye zar atar ya.

Doğruyu eninde sonunda bulacağız da, kaç yıl alır? Kim bilir?

Umarız şansımız vardır. 

Emel Seçen 7 Mayıs 2020 Istanbul

Bu yazı 177defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Fatma Durukan
    1 ay önce
    Yaşamin bilim ile ne kadar ilgili olduğunu bilim olmadan insanliğin yaşaminin ne kadar boş ve anlamsiz olacaginin bu kadar farkinda olmamiza rağmen halen bilimin ışığından faydalanmaktan vaz geçen veya geçirilmeye çalişanlari anlamak mumkün degil. Yaşamimiza değer katan bütün değerli insanlari minnet saygi ile aniyorum. Bilimin ışıģıninda bizleri aydinlatmasini diliyorum. Sizide guzel yazinizdan dolayi kutluyorum.