Emel SEÇEN

Emel SEÇEN

360 Derece İstanbul

Aşılı mısın? Aşısız mısın? Kimsin sen?

07 Mayıs 2021 - 11:58

Turist, havalimanından indi. Yolculuk uzun geçmişti, aktarmalı ve uykusuz geçen saatler sonra sevdiği Türkiye’deydi artık.

Pasaport kontrolünden geçti, memur aşılı!
Valizlerini almaya gitti, sırada beklerken oluşan mesafeli, mesafesiz kuyrukta aşılı olan var mıydı? Orası muamma, özel gözlük olsa bile görünmeyen virüs için herhalde koskoca hükümet kapılarını açtığına göre önlemini almıştır diye içinden geçirdi. Aldı valizini yürüdü tuvaletlere doğru, elini yüzünü yıkamaya doğru o sırada temizlik görevlisi Ayşe Hanım paspas yapıyordu ama aşılı!
Çıktı, otobüse değil taksiye bindi, şoför aşılı!

Önce Sultanahmet’te ki otele gitti Topkapı sarayının arka kapısı ile soğuk çeşme sokağı arasında ki o huzurlu sokaktan yürürken simitçi gördü. İstanbul ve simit, nasıl özlemişti! Aldı tabii, simit hiç düşünmeden çünkü satıcı muhtemelen aşılı ve ürün elleri eldivenli simitler üreten aşılı bir fırından çıkmıştı.
Yürüme mesafesinde ki otele gitti resepsiyon memuru aşılı!

Odasına çıktı, kat görevlisi yeni odasını temizlemiş eksikleri kontrol etmiş çıkıyordu, aşılı!
Bir güzel uyuyup, akşam bineceği Antalya uçağına kadar dinlendi. Hatta biraz erken kalkıp tramvaya binip sur içine gitti. Tramvay içi international havalimanı gibiydi, her ülke vatandaşı vardı. Maskesiz, maskesini indirip konuşanı, tıkış tıkış yakın temas olanı ama endişe etmedi. Herkes aşılı olmalıydı, bu kadar şeyi görüyor olmalılar diye düşündü biraz gezdi ve aktarma ile havalimanına geldi, aynı işlemlerden geçti. Antalya sıcak ve aynı şekilde tüm aşılı olanlar ile temas ede ede geçti. Oteline geldi, yerleşti sabah erkenden kalkıp denize girecekti, şezlong görevlisi havlu bırakıyordu, aşılı!
Havuz kenarını süpürene, Hello! dedi, gülümseyerek aşılı! Kahvaltıya geçti ki bir de ne görsün herkes doluşmuş açık büfe, saldır saldırabildiğine görevliler var ama onlarda aşılı!
Yere düşen lokmayı bile toplayan var aşılı!
Öğle, akşam, bir ertesi gün rutin denizi havuz insanlarla hemhal halde memleketinde bulamadığı özgürlüğü yaşadı, para bıraktı ve ülkesine döndü.

Şimdi bu kaldığı otelin müdüründen, kapı görevlisine kadar herkes aşılı mı?
Çünkü Dış İşleri Bakanımız, dün akşam “ Turist gören herkes aşılı olacak” dedi, görmeyen ne olacak? Ya da şunu sormalı Zeytinburnu- Kabataş tramvayını kullanarak üstelik yüzde 50 taşıma ile sınrılandırma getirilmiş yeni kapanmada işine gitmekte olan ve hemen hemen hergün bir değil birkaç turistle karşılaşmak zorunda kalan halk, vatandaş aşılı mı? Onlara aşı var mı? Bildiğimiz kadarı ile Biontec sonrası Sinevoc ta şu an da yok! İstiklal Caddesi dolunca kapanıyor ama caddeler turist kaynıyor, işe giden halk aşılı mı? Yoksa “temizlik, hijyen, mesafe” derken şimdi de “Nerede” sorusu ile akıl yürütmeye çalışan halkımız ile dalga mı geçiliyor?
Çünkü nerede sorusunun iki yeni kardeşi oldu, kayıp Ruhsar ve Aşı! Hepsinin açılımı ise temizlik, hijyen, mesafe!

Siz, halka mesafeyi açmaya devam ede durun, insan olan hiçbirini unutmuyor. Çünkü yaşıyor, siz bugün ekonomiyi kalkındırmayı düşünürken halkı aynı eski çağların arenası misali tehlikenin kucağına değil canavarı elinizle beslemeye devam ediyorsunuz.
Yani turist tamam peki yerli ne olacak?

Misal Antalya’yı en çok iş yapan Kemer, Belek diye turistlere Side’yi yerli turiste mi açacaksınız? Hepsi birden Antalya kalesine çıkıp şöyle bir manzarayı görmek istediğinde kapı görevlisi, bilet alacağı aşılı mı? Aynı kalenin surlarında birbirlerinin fotoğraflarını çekmek için yardımlaştıklarında ne olacak o mesafe?
Aklımda deli sorular yanıtsız ve adam yerine konulmamış halk olarak aşağılanmalar!
Turist görmemiz mi lazım aşı olmak için! Adliye koridorlarında, motor üzerinde asfaltta rüzgâr ile dans eden kuryeler, bir getir için üç kuruşa ihtiyacı olanlar, bir türlü hala göremediğiniz ve gerek yazılı, gerek görsel medyada sayısını 49 olarak sabitlediğiniz öğretmenlerimiz, hizmet sektörünün türlü kademelerinde çalışanlar, güvenlik görevlileri…

Aşısızken
Ve yirmili yaşlarında bir çift, bir hafta açlıktan sonra bir buçuk yaşında ki bebeğini yakınına bırakıp bir şey demeden intihar ediyorsa!
Sözün değil nefesin bittiği yerdir!
Üstüne diyorsunuz ki
“Aşılı mısın, aşısız mısın, kimsin sen?”
EMEL SEÇEN, 7 Mayıs 2021, İstanbul

Bu yazı 1621 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Murat
    1 ay önce
    Ve yirmili yaşlardaki, çift bir hafta açlıktan sonra... Halkın içinden, gerçek sorunları, duyumsayarak yazıyorsunuz. Yürekten, tebrik ediyorum.
  • Ali
    1 ay önce
    Eline, kalemine, yüreğine sağlık, Emel Seçen. Kim bilir, birgün, "lağım çukuruna süpürmeyin" diye yalvardıkları, turist görmeyenleri, süpürmeyi hayal ediyordur.