Emel SEÇEN

Emel SEÇEN

360 Derece İstanbul

Bir Varmış Bir Yokmuş

10 Nisan 2021 - 14:12 - Güncelleme: 10 Nisan 2021 - 15:37


Yıllar önce,  yine İstanbul’un kurtuluş günü kutlaması, program taksimi her zaman ki gibi bende. Katledilen gazeteciler vs. her günü dolu dolu geçirmişiz. Bir yerel gazete kendinden büyük işler yapıyor.
Bedri Rahmi’nin şiiri ile açılışı yapıyorum, İstanbul Destanı,
İstanbul deyince aklıma martı gelir.
Yarısı gümüş, yarısı köpük
Yarısı balık, yarısı kuş.
İstanbul deyince aklıma bir masal gelir,
bir varmış, bir yokmuş”

Tarihi kendimce hazırladığım program çerçevesinde anlatıp, diğer konuşmacılara günün önemi hakkında söz veriyorum.



Gazetemizin yazarlarından emekli Amiral Türker Ertürk, sözü alıyor, böyle güzel bir anlatım, sunum ile duygulandım ne söyleyebilirim, diye nezaket gösteriyor ve başlıyor işgal altındaki İstanbul’umuzun bilmediğimiz yönleri ile sunmaya. Salonda alkış, kıyamet!

Onun yazılarında ki bilgi gibi yıllarca üniforması da insanlığı da bembeyaz… Denizcilikte beyazlık, tarihimizde, Osmanlı Devleti'nde deniz askerleri eğer savaşta şehit olurlarsa cenazelerine ulaşılmaz diye beyaz elbise giymişlerdir. Hem temizlik hem kamuflaj aynı zamanda onların kefenleri olmuştur.
Günümüzde ise beyaz barışın sembolü olduğu için Bahriyeliler beyaz kamuflaj giyerler.

Gazetenin sahibi Yaşar Kaba Bey, bugün bir paylaşımda bulundu, Türker Paşa’nın bugün doğum günü diye, bende ekleme yapayım.

Bugün aynı zamanda Laik’lik günü, özetle egemenliğin Türk Milleti’ne ait olması ve laikliktir. Laiklik, Cumhuriyetle birlikte toplum yaşamına girmiş olan özgürlüklerin ve bütün çağdaş değerlerin temelidir.
Uğur Mumcu : “Laiklik de Türkiye’ye özgün bir sistem olarak gelişmiştir, neden? Mustafa Kemal’i, laikliğe yönelten ana neden Kurtuluş Savaşı sırasında dinin nasıl İngiliz işgal kuvvetlerinin elinde kullanıldığını görmekten kaynaklanır. Örneğin 1.Dünya Savaşında sonunda Hz. Muhammed’in torunu olduğunu ileri süren Mekke şerifi Hüseyin, İngiliz ajanıydı. Mustafa Kemal ve arkadaşları, bu savaşlarda dinin nasıl emperyalist güçler tarafından kullanıldığını gördü ve o nedenle, din duyguları, dince kutsal kavramlar üzerinde ki siyasal ve ticari amaçları ortadan kaldırmak istedi. Gerçekte vicdan özgürlüğü, gerçekte demokrasi laik toplumda meydana gelir. Çünkü anti-laik toplumda, dince kutsal kavramlar tıpkı Sayın Mezarcının yaptığı gibi siyasal amaçlarla her gün sömürülür ya da tek kelime ile karşı çıkamadıkları Arap sermayesi, Arap kapitülasyonları tarafından Türkiye’de kurdukları bankalar aracılığı ile mali çıkarları sürdürülür. Bu bir sömürüdür, Mustafa Kemal’de dinin gerçek yerine oturtulması, Allah ile kul arasında bir kutsal duygu olarak korunması amacı ile Laikliği getirmiştir. İngiliz emperyalizminin ve Arap kapitülasyonunun aracı olmaması için” 24 Ocak 1993 tarihinde, katledilen Uğur Mumcu’nun ölümünden birkaç gün önce o zamanlar HBB kanalında katıldığı programdan tamamını izleyebilirsiniz.

Bugün söylemleri üzerine katledilen Uğur Mumcu’nun "Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamaz" dediği parantezin açıldığı gündür. Yine onun sözlerinden:
"Bir kişiye yapılan haksızlık tüm topluma karşı işlenmiş bir suçtur. Susanlar da bu insanlık suçlarına katılmış olur."
Dolayısı ile aklıma bu yapılanı kendine onuruna layık görmeyen Albay Ali Tatar geldi.
Bugün gözaltında ki emekli Amiral Türker Ertürk’ ün doğum günü. Madalyası, Kurtuluş Savaşında aynı emperyalistlere karşı dimdik durmuş dedelerinden miras.

Biraz önce avukatı Ayhan Yıldızel, yazılı bir açıklamada bulundu:

Ayhan Yıldızel’in açıklaması şöyle:
“Değerli Sınıf Arkadaşım Türker Ertürk’ün avukatı olarak Ankara’da bulunduğum 8 Nisan 2021 günü, gözaltında bulunan Amirallerin hemen tamamı ile görüşme olanağı buldum. Aşağıda yazacaklarım kendileri ile yaptığım görüşmelerden edindiğim bilgileri kapsamaktadır.
Bahse konu metin toplum olarak çok aşina olmadığımız ama gerçekte şiddetle ihtiyaç duyduğumuz bir ortak/birleşik akıl çalışmasıdır ve üzerinde 10 gündür çalışılmaktadır. Metin yazarı bir kişi değil fakat grup üyesi birden fazla kişidir.

Metnin son düzeltmeleri E. Amiral Ergun Mengi tarafından yapılmış ve tüm bu koordinasyon ancak bittiği ve ertesi gün de 4 Nisan Deniz Şehitleri günü olduğu için, grupça kararlaştırıldığı üzere, veryansıntv sitesine yayınlanmak üzere gönderilmiş, ilk defa olarak bu sitede saat 23.02 de yayınlanmıştır.

Metnin tartışmalar sırasında farklı versiyonları olmasına rağmen üzerinde mutabık kalınan metin sitede yayınlanan metindir. Bunun dışındaki tüm tartışmalar konuyu özünden uzaklaştırmak ve gereksiz polemik yaratmak dışında bir amaca hizmet etmemektedir.

“İKİ ANA FİKRİNİN CUMHURBAŞKANI TARAFINDAN DA PAYLAŞILDIĞI BİR METNİN…”

Yayınlanan metinle ilgili yorum yapan ve görüş bildiren kişi ve kuruluşların büyük çoğunluğunun metnin tamamını anlayarak okumadıkları anlaşılmaktadır. Bu metinden bir darbe çağrısı çıkarabilmek olası değildir.
Metin iki ana görüşü (Montrö Sözleşmesinin değişmezliğine duyulan hassasiyeti ve FETÖ saldırısından büyük zarar gören Deniz Kuvvetlerimizin benzer tehditlerle karşılaşabilme ihtimalinden duyulan kaygıyı) ifade etmektedir.

Sonraki günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan da yaptığı açıklama ile Montrö’nün değiştirilmesinin gündemde olmadığını, fotoğrafları basında yer alan Amiral’in durumunu tasvip etmediklerini gereğinin MSB. lığınca yapılacağını açıklamıştır.

Duyurunun iki ana fikrinin Cumhurbaşkanı tarafından da paylaşıldığı bir metnin içinden nasıl bir darbe çağrısı ya da iması çıkarılacağı dayanaksız bir iddianın ötesine geçemez.

Bir diğer tartışma konusu da bildirinin yayınlanma saatidir, metnin içeriği ele alınmadan yayın saatine bağlı olarak bir darbe çağrışımı yapabilmek ancak bir akıl tutulmasının işareti olabilir.
Bu ülkenin tüm sağduyu sahibi kişilerini kimin söylediğinden ve yayınlandığı saatten bağımsız olarak metni anlayarak okumaya ve toplumsal histeriden kurtulmaya çağırıyorum.”

EMEL SEÇEN, 10 Nisan 2021, İstanbul

Bu yazı 1024 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Ayten Tandoğan
    3 ay önce
    Bildirileriyle gündeme düşen Amiralleri, görevleri sırasında duydukları sorumluluğu, emekli olduktan sonra da toplumu ilgilendiren konularda da duyan kişiler olarak görmek daha makul bir tavır olurdu, ancak bu sonuçla ve suçlamayla karşılaşacaklarını muhakkak kendileri de öngörmüştür. Konuyu adil ve gerçekçi bir şekilde değerlendirmek için doğru perspektiften bakmak önemli.