Emel SEÇEN

Emel SEÇEN

360 Derece İstanbul

Eline Diline Beline ve Aklına

04 Haziran 2020 - 00:52 - Güncelleme: 04 Haziran 2020 - 11:11

< Bilmiyorum, kültürel mirasımız içinde yer alıp dünya mirasına transfer olan Kapadokya’ya gidip de Bektaşiliğin kurucusu ve İslam tarihinin büyük düşünürlerinden Hacı Bektaş Veli’nin müzesini gezdiniz mi?
Henüz 13.yy da temeli hoşgörü, kul ve kâinat, Allah olan öğretileri dünyayı kuşatarak gitmeseniz de düşünebildiğiniz de bile içinizi saran farklı bir duygu yaşatır. O dönemlerde, Hıristiyanlığın ağır olduğu topraklarda Müslümanlığın yayılarak, hiçbir inanca karşı durmadan evrensel bir dil yaymışlardır.
Mevlana, Kapadokya’nın güneybatısında iken Hacı Bektaş Veli ise kuzeybatısında öğretilerine devam etmiştir.

1999 yılında ziyaret ettiğim Pir evinde, onların hikâyelerini kapsayan üç bölümden oluşur. Üç gün misafir isen dördüncü gün sende çalışmaya başlarsın. Yan gelip yatmak yoktur. Buraya eksik gelen tam olur. Dolayısı ile Bektaşi Babaları Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşunda ve Yeniçerilerin oluşumdan etkileri olmuştur.

1 Haziran 2020
Türkiye için insanın insana ve doğaya özgürlüğünün kapıları açıldı. 65 yaş üstü hariç!
Mayıs ayının tarihsel ağırlığını evlerde yaşadık yine Nisan ayı gibi. Haziran ayı ise gerçekten özgürleşmemi yoksa tekrar eve dönüş için hafif bir soluk alma mı? Yaşayıp göreceğiz. Daha ilk gün sosyal mesafe kavramı yerle bir oldu. Neden? Çünkü yoğun insan kalabalığı olan mesela İstanbul, toplu taşıma ile yine uzun kuyruklar oluştu. Akşamına yarı yarıya indirilen kişi / yolcu sayısı yeniden serbest bırakıldı. Avm ve içinde yer alan mağazalar tek tek mesaj atıyor ve “bizi özlediklerini” söylüyorlar.
Gerçekten bizi kim özlemiştir ki?
Hakiki sevgi özler.

Umarım herkes kendi sevgisini de biraz demlemeye bırakmış ve gerçek anlamda özgürleştikten sonra da bunun doyasıya tadını çıkaracaktır. Kıymet bilmek önemli. O kıymeti yaşarken bilmek daha da kıymetli.
Vefat eden sayısı azalsa da vaka sayısında artış olması. En az, canlanması gereken ekonomimiz kadar önemli.

1 Haziran da özgürleşme kapıları aralanıp, henüz tam açılmamışken dünya da vaka sayısı 5.944.500’e ulaştı. Hızlı artış; Brezilya, Amerika ve Rusya’da devam ederken, özgürlüğümüzden bir gün sonra İran’ın iyileşme ve normale geçme sürecinden sonra tekrar başa döndüğü haberlerini duyduk. Bundan sonrasını hep birlikte yaşayacağız. Ancak yapılması gerekenler en başta öncelik acil durumda çocuklar ve yaşlılar. Aman İspanya gibi huzurevlerinde unutmayalım. Yok, yok biz bu işte de alnımızın akı ile çıktık. Sistemli gitti. Dünya da da oranımız gayet iyi. Çocuklarımızın, Eylül ayına ertelenen ve çok isabetli olan okulların ertelemesi ve açılmasına kadar süreyi, en iyi ve yeterli tedbirleri sağlayarak, bunun için gerekli pozisyonu şimdilerde yaparak sağlamalıyız. Sonrasında 65 yaş ve üstü için; en azından haftada iki gün dışarı belli saat aralığında ya da her gün. Kendi temel ihtiyaç, sağlık kontrol, rutin yürüyüş, fatura işlemleri, berber/kuaför ihtiyaçları. Belki önümüz yaz yazlık ayakkabısı eskiyen var. Bırakalım da onlar da bir soluk alabilsinler. İşte bunun için acil bir yol bulunmalı.

Sonrası ise işe gitmekte olanlar ve sokağa çıkanlarda. Onlar adeta bir yeniçeri gibi her zaman önde ve tetik olmaları gerekli. Asla sosyal mesafe zincirini kırmamalı. Dolayısı ile bu süreç hepimizi bağlamakta.
“Tarihini bilmeyen uluslar yok olmaya mahkûmdur” diyen, Gazi Mustafa Kemal’in 1919 yılında, bu dergâha (Hacı Bektaş Veli ) gelip dinlendiği yerde sizi bir rölyefi karşılar. Tam da 2. Avludan 3.avluya geçerken çift kanatlı, Altılar Kapısında.

Hz.Ali, Dürüstlüktür. Hacı Bektaş Veli hoşgörüdür. Onun evinden girerken eğilirsiniz çünkü tevazu vardır. Çıkarken ise arkanızı dönmezsiniz.

Ve Delikli Taş Mağarası-Çilehane. Hacı Bektaş Veli’nin, yumruğu ile açtığına inanılan ama müzeden 3 km ilerde olan bu mağaranın girişi, normal bir insanın rahatlıkla geçebileceği genişlikte gözükürken inanışa göre dışarı çıkarken darlaştığı için bir yerden sonra geçebilmek için günahsız olmak gerekiyor. İnanç bu ve gerçekten de dışarıdan bakınca küçük.

Bu dünyada insan olacaksın da günahsız olacaksın! Mümkün değil.

İşte şimdi bizler o çilehane de son günlerimizi yaşıyoruz, hem de tüm gezegen olarak. Burada ne dil, ne din, ne ırk var. Ülkemize dönersek, tevazu ve önlemi bırakmadan yol almalıyız. Ve bizden büyüklere saygı göstererek ve onları daha da koruyarak. Onları korumak, onlarında haklarını savunmak demek. Onları sevmek demek, kendini de sevmek demek. Bir yüreği kirletmek çok kolay ancak koruyup, kirletmemeye çalışmak daha zor.

Farkında olalım. Yaşam bir. Ömür bir. Dünya bir. Ne verirsek onu alacağız.
Birimiz çıkıyor herkes kalıyor değil.
Ya birlikte.
Ya birlikte…

EMEL SEÇEN 4 Haziran 2020 İSTANBUL

Bu yazı 259defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Ahmet Haluk Korman
    1 ay önce
    Bir de Sağlık bakanının televizyonda anlattıklarını bana tercüme edermisin ? Ben hiç bir şey anlamadım.