Reklam
Emel SEÇEN

Emel SEÇEN

360 Derece İstanbul

Festival

29 Eylül 2020 - 16:36

Dahi yönetmen, Federico Fellini (1920-1993) doğumunun 100.yılında tüm dünyada çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

Bu kapsamda ülkemizde, İstanbul İtalyan Kültür Merkezi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraklerinden Kültür AŞ. Federico Fellini’yi (1920-1993)  “Federico Fellini ile 7 Gün” programıyla kutluyor. İtalyan Kültür Merkezinin davetlisi olarak dün akşam ben de, Oscarlı ve Fellini’nin başyapıtı olan 8 ½ (1963) filmi ile buluştuk.  Bazı filmleri yıllar sonra yeniden izleyebilmek adına da inanılmaz bir fırsat. Bir hafta bu program halkla ücretsiz buluşacak! Tabii sınırlı kontenjanla. Bu çok güzel bir etkinlik. Detayları da verelim. Sonra diğer kısma geçelim.
“Tam bir hafta boyunca Fellini’den,  unutulmaz 6 filmi orijinal dilinde Türkçe altyazılı olarak, Beyoğlu Majestik Sinemasında(ücretsiz) sunulacak.
Seçki şu şekilde:

  •  29 Eylül 2020 – Tatlı Hayat (1960)
  • 30 Eylül 2020 - Palyaçolar (1970)
  • 01 Ekim 2020 – Aylaklar (1953)
  • 02 Ekim 2020 – Ruhların Jülyeti (1965)
  • 03 Ekim 2020 – Kadınlar kenti (1980)
  • 04 Ekim 2020 - 8 ½ (1963)
Gösterimin gerçekleşeceği 28 Eylül - 4 Ekim tarihleri arasında, film gösterimlerinde Covid-19 kurallarına uygun bir şekilde yerleşim düzeni sağlanacak. Kontenjan 60 kişi ile sınırlı.
Ben dün akşam, 30 kişi olarak izledim.
Ayrıca 8 ½ filminin set fotoğrafçısı, Paul Ronald’ın Yayımlanmamış Fotoğraflarında Federico Fellini’nin 8 ½’u” adlı sergi 10 Eylül tarihinde Taksim metrosunun girişinde yer alan, Taksim Sanat galerisinde İstanbullu sanatseverlerle buluşmuştu. Bu sergi 10 Ekim tarihinde kadar açık kalacak olup, her gün 10.00-20.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilir.”

Akşam malum iki buçuk saat süren filmi izleyip, eve dönüp haberi yaptım. Ve sabah kalktım karşılaştığım ilk haber. Yılların tiyatro sanatçısı Zihni Göktay’ın diğer arkadaşları ile tam 6 aydır maaşını alamamış olması.
 Sanata duyarlı bir İstanbul Büyükşehir Başkanı seçtiğimizi hepimiz biliyoruz. Elinden geleni de yapıyor ama yeterli olmuyor. Bir yerler tıkanıyor. Tıkanık yerleri bulup, çözmek lazım.
Dünyaya kendimizi tanıtıyoruz ama 74 yaşında emekçimizi /emekçilerimizi neden pas geçiyoruz?  Mesele neden kaynaklanıyor, bunu çözmeli önce. Sonra da bu işte yetkili olan kişiler acil bir durum değerlendirmesi yapmalı. Zira yeniden hatırlatayım. Pandeminin ilk zamanlarında İBB, Muhsin Ertuğrul(1892-1979) Hocamızı (41.yıl) anma etkinliği düzenledi.

Şöyle deniyordu açılışta:
““Muhsin Ertuğrul’un vefatının 41.yılı saygı ve şükran ile anıyoruz. Bugün Youtube üzerinden gerçekleşen, yayın altında şöyle bir not vardı: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları olarak ustamız, Muhsin Ertuğrul'u ölümünün 41. yılında saygıyla ve şükranla anıyoruz. Muhsin Ertuğrul'un, yazar, yönetmen ve oyuncuların da arasında bulunduğu pek çok insanın hayatının tiyatro ve sinemayla kesişmesinde büyük rolü olduğu belirtilen açıklamada, "İBB Şehir Tiyatroları sanatçıları bir gelenek olarak her yıl, büyük ustayı vefat yıl dönümünde kabri başında anıyordu. Bu yıl yeni tip koronavirüs tedbirleri nedeniyle bu geleneği ifa edemesek   de ustamızı 2018 yapımı Muhsin Ertuğrul Belgeseli ile hep beraber anıyoruz.”
Ve “Yokluklardan, devrimler yaratan insanlar. 2018 yapımı bir prömiyer ile youtube üzerinden andık.”
 İnternetten canlı, bende izledim ama orada bizzat kendisi ile gitmiş, yaşadıklarında çok önemli notlar bulunan. Benim de hocam olan Hayati Asılyazıcı’nın adı dahi geçmedi. Kendisi aynı zamanda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni olan kişidir!
100.yıl için kitapta yer alması için bilgileri nakleden kişi. İBB davet etti, yanındaydım. Epey oldu.

Ne nakletti sadece bir tanesini sizlerle paylaşayım. Malum kimse, ne soruyor ne anıyor!
“Bir tiyatro insanı olan Muhsin Ertuğrul’un 28 Şubat 1892’de doğduğu biliniyor. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özdemir Nutku tarafından 29 Nisan 1979 günü Fahri Doktorluk nişanı verildikten sonra aynı günün gecesinde İzmir’de yaşamını yitirdi. TV’den ölüm haberini duyar duymaz İstanbul Belediye Başkanı Aytekin Kotil’i aradım. Muhsin Ertuğrul’un öldüğü haberini verdim. “Haberim var, ne yapmalıyız?” diye bana sordu. Harbiye Tiyatrosu’na Muhsin Ertuğrul adının verilmesini önerdim. Ertesi gün Belediye Meclisini olağanüstü olarak toplayan Başkan Aytekin Kotil tek maddelik gündemden Harbiye Sahnesi adının Muhsin Ertuğrul olarak değiştirilmesi kararını çıkarttı. Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra İstanbul Şehir Tiyatroları’nı yenilikleriyle yeniden canlandıran ve bugünkü konumuna getiren bu büyük tiyatro insanıdır. Doğu-Batı tiyatrosunun sentezini yapan, seçtiği repertuvar ile Cumhuriyet aydınlanmasına tiyatro meşalesini katan bir tiyatro emekçisidir. Batı tiyatrosunun yapıtlarını sahneye koymuş, Türk yazarlarını kendi repertuvarında değerlendirerek geleneksel tiyatromuzun yazarları arasında yer alan Musahipzade Celal’i Şehir Tiyatrosu’nun önemli yazarı olarak ortaya çıkarmıştır. 28 yaşında ilk kez Shakespeare’den Hamlet’i Türkçeye çevirmiş, ünlü tragedyayı sahneye koyarak Hamlet rolünü üstlenmişti. Shakespeare tutkusu bu yaşlarda başlamış, en çok Shakespeare oyunlarını sahneye koyarak Shakespeare ile bütünleşmiştir.” Dahası da var ancak anlaşıldı sanırım.

Şimdi 41.yıla bakıyorum. Gösterilen emekçileri, yurt dışına dâhil gönderen, ilerlemesini sağlayan, Hayati Hoca’nın adı, sanı, sözü yok ama öğrenciler var…
Sonra ne oluyor peki, zamanı gelince onlar da yok.

1973 yılından beri İstanbul Şehir Tiyatrolarında emek vermiş, sadece “Lüküs Hayatı” full seksenlerin sonlarında ayakta alkışlanarak, yer bulamadan defalarca izleyen seyirciyim.
Şimdi bu neye benziyor biliyor musunuz? Unsuz ekmek yapmaya. Olmaz!
Siz, temeli oluşturmayanları yok sayarsanız. Bir işi yapmış olmazsınız. Sadece bu görev gibi görünür. Oysa bugün yapmamız gereken tüm değerlerimizi eğer biz arkasındayız diyorsak, bunu layığı ile yapmamız gerekmektedir.

Bu durum maalesef her yerde geçerli. Eğer bunları bilen nitelikli insan sorunu yaşanıyorsa bunun da çözümü ivedilikle bulunmalıdır.
Yoksa kala kala elimizde kupkuru bir ad kalır. İsim kalır.
Yancılığı değil doğru bilgi ve kültüre sahip çıkalım.

EMEL SEÇEN 29 Eylül 2020, İstanbul

Bu yazı 272 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum