Emel SEÇEN

Emel SEÇEN

360 Derece İstanbul

İNSAN İNSANA

18 Şubat 2021 - 20:06 - Güncelleme: 18 Şubat 2021 - 20:10


Hayatın anlamı…
“Keşfedince, akış içinde olmak, kendine özgün bir hal ve bu hal daha önce hiç olmadı, olmayacak ve binlerin hayatına girecek olmak. Akış, hayatın anlamıdır. Yaşamla güreş değil dans ediyorsun, kafam diyor ki bir anda bir kuşun bir sesinde, duyumsadıklarına onay almak. Bu bir yolculuk!” Mehmet Doğan Cüceloğlu’nun, 15 gün kadar önce ki yayınından ifadeleri.

Bugün, Levent Afet Yolal Camisinden yol alıyoruz, hayatın bir gerçeğine daha. Caminin avlusu, saatler öncesinden insan ve onu seven, değer verenlerin çelenkleri ile donatılmış.
Avluda ondan büyük abisi Şahin Bey, yengesi Şenol hanım ve önce Doğan Hocaya asistanlıkı, sonra okuması için babalık eden Ebru hanım, sevenleri ve yavaş yavaş gelen bürokratlar var.
“ Var mısın?” adlı son kitabı Ocak 15’de çıkmış, Pandemi biter bitmez eğer imzalatılacaklar arasında yerini almıştı. O kitabı yine yeni kuşaktan kendisi gibi takip ettiğim Beyhan Budak, İzmir’de yazlığında, önce Hocayı ziyaret etmiş ve sonrasında yani on beş gün kadar önce son yayını yapmıştı, son kitabı üzerine. Vefatından iki saat önce yine anlattıkları var, bir başka kişiye. Abisinin bana ifade ettiği “İstediğini yaşayarak, yaparak gitti” ve biraz önce tüm Tv kanallarına akşam yayına girecek haber bülteninde duyulacak sözleri yerine ulaştırdı. Doktorların, aktif yaşamı sınırla, kitaplarını imzalat ama sürekli kendini yorma, uyarılarına rağmen o şu cevabı veriyordu, “Ömrüm kısa bile olsa bunu seçiyorum” , yani istediklerini yaparak yaşamını tamamlar.
“Var mısın? dan önce Var mıydın ? Yaşıyor, okuyor, duyuyor, paylaşıyor muydun?
Bugün burada her parti, her partinin bürokratı var, yine sevgisi ve birliktelik düşüncesi ile birleştirdi. Bir sürü koruma arasından sıyrılarak gelen kalabalığa, hem cenazeye hem gelenlere saygısızlık olmasın, diye oturmaktan imtina eden bir ağabey ve yenge. Tabutu başında bir eş, geride evlatlar, dostlar, sevenler, halk.
Akışta olmak!
Prof.Dr. M.Doğan Cüceloğlu’nu tanımam ve ilk kitabını alışım(1991), makalenin adını taşıyan “İnsan İnsana” ile başlar, sonra yavaş yavaş ülkemizde televizyon kanallarında hafta sonları daha çok kitleye hitap etmeye başladı. Kitap fuarlarında uzun ve hiç ulaşamadığım kuyruklar. Hiç tanışamasam da düşün dünyasını hissedebildim. Hafta sonlarının hiç kaçırmadan şevkle ve zevkle izlerdim. Tüm söyleşileri ve abone olarak izlediğim Youtube yayınları. O halkın insanıydı.
Silifke’de yokluklar ile başlayan ve hep öksüz kalan yanı ile zaman zaman videolarında gözleri dolarak anlattığı, analığı ile anları…
Ankara, Amerika, hiç dil bilmeden ilerleme, Prof’luk ve hocalık, hepsinde içtenlik, derinlik ve sevgi vardı. Daha çok insan olma!
Beyhan Budak kendisine, sizi etkileyen eser var mı? Sorusuna, iki kitaptan bahseder.
“Sahip olmak ya da olmak, Eric From. Öğretmenlik mi yapıyorsun yoksa Öğretmen, oldun mu? Diğer ise işçi iken kitap yazan Eric Hofer’ın, “Kesin İnançlılar”. Giderken bile ödev veren hocaydı, Cüceloğlu.
Aşiyana gidilecek, araç yok. İbrahim Komiser yetişiyor, yanımda Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi var. “ Bana fuarda kitap hediye etti, hakkı var üzerimde!” Onu da aldığım gibi doğru Aşiyana…
Bu mübarek günde Aşiyan’da yatan ve tüm kayıplarımız, hatta tüm isimsizler bile çok şükür, nasibini aldı.
Çıkıyorum sağda Orhan Veli selam veriyor önce, biraz geçiyor nerelerde kaldın der gibi bakıyor, Tezer Özlü. Ve yürümeye, Sümela Manastırına çıkar gibi tırmanıyoruz. Kar mı, yağmur mu yağan, yoksa sağdan boğazın rüzgârı mı? Düşüncelerimizi iyiden iyiye dağıtan.
Önümde Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ilerliyor, mezarlığa varınca yağan yağmur ile Doğan beyin abisi Şenol Beyin kapüşonunu başına doğru çekiyor, ıslanmasın diye.
Çifte dua oluyor, diyanet görevlisi sonrası kendisinin öğrencisi olan İlahiyatta tezini (Hz.İbrahim) hazırlarken, kendisinin kütüphanesinden ve bilgisinden yararlanan Âdem Bey bir dua yapıyor. “ O olmasa ben kutsal kitabımızı bu kadar iyi anlayamazdım, bugün bu mübarek günde katılan herkese ama bu aziz vatanı bizlere bırakan tüm şehitlerimiz ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk” diyor, devam ediyor. “Hocamızı en çok bize öğrettiği kadına, anneye saygı ile hatırlayacağız, beni dinlediğiniz, duaya katıldığınız için teşekkür ederim onu sözleri ile bitirmek isterim:
“Annen öldü dediler, bir gün geçti, iki gün geçti yok. Üç, dört bekledim gelmedi, demek ölüm buydu!”
Arkamda hıçkırışı hiç durmayan Alara Cüceloğlu var.
Geçtiğimiz yıl jest yapmıştı, Doğan Hoca,eşi Yıldız Hacıevliyagil Cüceloğlu ‘nu Anneler Gününde ağırladı. Kendisi gibi aynı alanda ama Aile Terapisi alanında uzmanlaşan eşi ile duygu dolu bir program olmuştu, aslında insandan insana olunca her bağlantısı öyleydi.
Yıllarca İNSAN İNSANA dedi, insanın insana her daim lazım olduğunu, insanca kalabilmenin önemi üzerinde durdu, yeri geldi çokça bilgi, yeri geldi tiyolar verdi, anlayabilene…
Üzgünüm, duygularımı ifade etmekte zorlanıyorum. Her şeyin yozlaştığı dünyada biraz daha yalnızlaşıyor sanırım insan.
Ocak ortasında yeni ve maalesef, son kitabı çıktı, o Şubat ortasında aramızdan ayrıldı.

Geriye ise:
Hayatın anlamı nedir?
İnsan kendini nasıl geliştirir?
Umutsuzluk nasıl aşılır?
İçimizdeki öz nasıl ortaya çıkar?
Çevremiz bizi nasıl etkiler?
Kime akıl danışılır?
Yaşam neleri ödüllendirir?
 Zihin nasıl işler?
“Biz” olmak için neler yapılmalıdır? Sorularına karşılık bir ömür okunacak diğer eserleri gibi VAR MISIN? Kitabı kaldı, miras gibi…

Hayatlarımıza girdiğinden beri verdiklerinin bir diploması gibi bir nevi.
İyi ki bu dünyadan insan insana geçtin, güzel insan.
Sağol, ruhun ve mekânın cennet olsun.
Mutlu olduğuna eminim, çünkü 11 çocuğun en küçüğü belki de en küskünü, en anneye hasret kokanı. Kavuşmuş ve mutlu olmalısın. Huzurla… Prof.Dr. M.Doğan Cüceloğlu.
İNSAN
Emel Seçen, 18 Şubat 2021, Perşembe

Bu yazı 227 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Nihat Arslan
    2 hafta önce
    Bir değerli insanı kaybettik, sevenlerinin başı sağ olsun, kitapları ve videoları ile aramızda yaşamaya devam edecek.