Emel SEÇEN

Emel SEÇEN

360 Derece İstanbul

İstikbal Göklerdedir

13 Şubat 2021 - 14:04 - Güncelleme: 13 Şubat 2021 - 14:11


“İstikbal göklerdedir. Göklerini koruyamayan uluslar, yarınlarından asla emin olamazlar” 
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün belki de en çok bu sözünü kendimi bildim bileli önemsemişimdir. 1930 yılında ifade etmeye çalıştığını anlayabildiğimizi hala pek sanmıyorum.
İlkokul çağlarında düşünüp durmuştum, neden Atatürk’ün bu sözü THY’nın o yıllarda afişler yaptırıp, her Kurban Bayramında kurban derilerini toplarken kullandığı bir söz olmuştu ve neden öteye gidememişti. Burada sadece havacılık mı diyordu, hiç sanmıyordum. Dahası olmalıydı, çünkü herkes kendi düşün hayatında, beynine sığdırabildiği kadarı ile var oluyor. Herkesin anladığı farklı, dolayısı ile benim Mustafa Kemal’i anlayışım da doğal olarak farklı. Onun hayata verdiği sözleri anlamak için sadece düşünmeye bir ömür yetmez.

Gazi, burada direkt olarak uzayı anlatır. İlkokulda ne düşündüysem, yanılmadığımı büyüdükçe anladım ve benim Mustafa Kemal Atatürk’üme biraz daha yakınlaşmama sebep oldu.
Bana, benden öncekilere ve sonrakilere okutulmayan Geometri, Vatandaş için medeni bilgiler, kitapları ile Ata’mıza karşı eksik bırakıldık. Onun bizi zekâca ileriye taşıma emeli hadım edildi.
Şöyle gidelim, herkes daha iyi anlayabilsin. Dün arkadaşım, haklıymışsın, derken paylaştığı bir radyo yayını sonrası bir daha yazalım istedim. Bu radyo yayınında Aya gidilmesi konusunda, uzaya ilk ayak basanlarının yaşadığı soruna karşı çözümü onunla, ATA’mızla bulduklarını anlatıyor. Ben sıra ile gideceğim.

1969 YILI GENEL ANLAMDA DÖNÜŞÜM YILIDIR
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, 1930 yılında “İstikbal göklerdedir” der ama devrimleri geneline baktığımızda tek tek taşları burada da yerine oturtur.
1936 yılında Eskişehir Tayyare Alayını ziyareti sırasında şu sözleri sarf eder “Geleceğin en etkili silahı da, aracı da hiç kuşkunuz olmasın tayyaredir. Bir gün insanoğlu tayyaresiz de göklerde yürüyecek, gezegenlere gidecek, belki de aydan bize haber yollayacaktır. Bu mucizenin gerçekleşmesi için 2000 yılını beklemeye gerek kalmayacaktır. Gelişen teknoloji daha şimdiden bunu müjdeliyor. Bize düşen görev ise, batıdan bu konuda fazla geri kalmamayı temindir”

 Şimdi o yıllarda, yorgun savaştan çıkmış ve yeni kurulan bir ülkenin yokluğu, yorgunluğu ve kendisinin hastalığını, katmıyorum bile çünkü ilk anlaşılması gereken olgu, tarihi yaşadığınız çağa değil o zamana göre değerlendirebilmektir. Muazzam bir öngörü ötesi, deha! Hayran kalmamak mümkün mü? İnsan olan kendinden şüphe etmeli!

Duymayanlar ve hayrete düşenler için yazalım, Eskişehir’de Büyükşehir Belediyesi, Bilim Parkı içinde 2,751 m2 alana kurulan Sabancı Uzay Evi’nde yazılı. Onlarda Stuart Kline’ın Dönence Yayınevi basımı olan “A Chronicle of Turkish Aviation; Türk Havacılığının Kronolojisi” adını taşıyan kitaptan almışlar.
Yıllar önce Emre Kongar, bu konuyu yazdığında, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Dr. Jale Nur Süllü, bu sözü ilk olarak duyduklarında araştırdıklarını ve Anadolu Üniversitesi’ndeki bir kitaptan da gerçek olduğunu teyit ettiklerini, yazmıştı.

Bu kısmın gerçeğe dönüşmesi elbette anlayabilen, vizyon ve nitelikli insan görüşü, anlayışı ve bilinci ile olabiliyor. İşte o noktada karşımıza Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, çıkıyor. Büyükerşen : "Bu tesisi, çocuklarımızı erken yaşlarda bilim ve fen kuralları ile tanıştırmak için kurduk. İnanıyoruz ki, onlara yapılan yatırım en verimli yatırımdır. Gelecek Eskişehir'den geçecek"
İşte Atatürk’ü anlayan zihniyet!
Kaldı ki her yıl uluslar arası çapta etkinlikleri ile çocuklar yani gelecek için devam etmekte. Eskişehir, kafa farkı ile kulvar kulvar fark atmış durumda. Malum geçtiğimiz günlerde Samsun ilimizde Atatürk heykelinin başına gelenleri yazdık, birkaç gün geçti, CHP’nin Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın kente 10 metrelik bozayı heykeli yapılacağını açıklaması kenti ikiye böldü. Bazı vatandaşlar heykelin kente yakışacağını söylerken, bazıları bunun Bolu'ya hakaret olduğunu öne sürdü. Kendisi de, bu Almanya’da, Moscova’da simge,dedi.
Belediye Başkanı zamanlaması ne derece doğru tartışılır, elbette o da emek verdiği şehrini dünya çapına taşımak istiyordur ancak “ Silah çıktı mertlik bozuldu” diyen, adı dağlara yazılmış Köroğlu’nun, 2019’da dünyanın en büyük Köroğlu Heykeli, uluslararası açılış ile yapılmıştı.

Anadolu zengin onlarda haklı! Dolayısı ile Halk da şaşırıyor, bize mi hakaret, yoksa Bolu’ya mı yakışmaz!
Dünyanın birçok ülkesinde heykeli bulunan ve saygı duyulan Atatürk’ümüzün, en büyük heykelini de biz kendi şehrimizde yapalım, yarışana hiçbir Belediye girmiyor!
Atatürk Bolu’ya 17 Temmuz 1934 tarihinde gelmiş, Halkevinin hatıra defterine şunları yazmıştır; “Bolu Halkevinde bir gece kaldım. Bolu’nun güzelliğinden, halkın coşkun sevinçlerinden çok mütehassıs oldum”
Evet, dönelim Atamızın bakışına…
Uzay demiştik! Netice de heykeller ile başımız göğe ermeyecek!
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolu medeniyettir, zekâdır, liderliktir. Baktığımızda 1930’lar Türk Kuşu, sonra yanında manevi kızı sonradan savaş pilotu olarak da görev yapacak olan bir kadın var, Sabiha Gökçen.
Atatürk’ün yanında her daim bir kadın var! Üstelik laf olsun diye değil hepsinde, onun değerini, bir ziynet gibi temsil etmesinin inceliği yatar. Anlayana!
 Arada sayılı ömrünün yanına kısa kısa serpilmiş nadir gülüşleri var!
Biliyor musunuz, bütün devrimciler güzel güler! Güzel gülüşleri olan insanlar, en çok acıyı çekmişlerdir çünkü. Olaylara yüzeysel değil en derinden hatta acıyı duyanların kendi soluklarından, daha yakın hissetmişlerdir.
Başa dönelim, radyo yayına…

(Radyo Yayını Geveze, ayrıca sever ve takip ederim)
“Apollo 11, dünyaya geri döndükten sonra çok özel seyahat ile Türkiye’ye gelirler ve 1969 yılında Anıtkabir huzurunda saygı duruşunda bulunurlar.  Geveze tam vakıf olmadığı konuyu, kendisi gibi Radyocu David Şaboy tarafından detayları ile önerir, paylaşır: Atatürk’ün  “Uçak Mühendisi” olmak üzere, eğitim için yurt dışına ilk gönderdiği öğrencilerden, Necdet Eraslan’ın oğlu Arsev Eraslan’ın yazdığı manuel yazılım programı! Eğer bu program olmasaydı, Apollo 11’in aracı bozulup, Ay’dan Dünya’ya dönebilme imkânı olmayacaktı”

Kısa ve öz.
Dahasını yazalım…
Çünkü Prof.Dr. Necdet Eraslan ve oğlu Prof.Dr.Arsev Eraslan’ın vefası ve vatan sevgisi çok önemli! Bunu belirtmezsek eksik kalır.
Evet, Apollo 11 mürettebatı dönüş sonrası tüm dünya ülkelerini tek tek gezmeye başlarlar. Ve ilk ziyaretlerini bu şekilde yaparlar. Ayrıca hepimizin bildiği Neil Armstrong’un olduğu ekipte, Ay da ikinci adımı atan kişi ABD’li astronot Edwin Buzz  Aldrin, tam kırk yıldır parmağında Ay-Yıldızlı yüzük taşır. Bayrağımızın simgesi olan Ay-Yıldız’ın kendisine ilham verdiğini söyler.
Ve hepside Türkiye’ye âşıktır, neden acaba?
Zekâsı ve tüm artı özelliklerinden biri olan Hümanist kimliği ile Gazi Mustafa Kemal Atatürk, işte esasen tüm evreni ve galaksiyi birbirine kavuşturur.
Tıpkı, Yurtta Sulh Cihanda Sulh, dediği gibi.
Atatürk Dönemi Yurt Dışı Eğitimi (1923-1938) başlıklı eser Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi Yayınlarında mevcut, ilgi çekenler için tavsiye ederim.
Bize gösterilmediyse, bilmek her Türk’ün boynunun borcudur.

ATATÜRK’ün GENÇLERİ!
Prof.Dr.Necdet Eraslan : Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk mühendis adayı olarak Atatürk tarafından Fransa’ya gönderildi. Burada Ulusal Havacılık Yüksek Okulu’ndan mezun olan Necdet Eraslan, Türkiye’ye dönüp 1930-37 yılları arasında Eskişehir ve Kayseri uçak fabrikalarında havacılık mühendisi olarak görev yaptı. Ardından yine Atatürk’ün isteğiyle roket eğitimi almak için 1937’de  ABD’ye gitti. Roket eğitiminin yanı sıra Türkiye’nin ABD’den satın aldığı uçakları ve motorları inceledi.

CALTECH’te eğitim veren Necdet Eraslan, ABD tarafından aldığı öğretim görevlisi teklifini ‘’Atatürk’ün ülkesinde yapmam gereken işler var’’ diyerek reddetti.
Türkiye’ye döndü,  ilk dizel motorları üretti,  köylere elektrik ulaştırmak için su türbinleri icat etti ve üniversitelerde dersler verdi. 1963 yılında ise NASA’dan teklif aldı. Bu teklifi kabul eden Necdet Eraslan, Apollo 11 projesi için projede görev alacak personelleri eğitti. Bu öğrencilerin hepsi Apollo 11 projesinde çalıştı. Yani Necdet Eraslan da Ay’a gidilmesine dolaylı olarak katkı sağladı. 24 adet kitap yazdı, motor ateşlemesi konusunda çalışmalar yaptı, TÜBİTAK’ın kurulmasının fikir babası oldu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk uçak mühendisi olarak tarihe geçti.

Prof.Dr.Arsev Eraslan : Arsev Eraslan 24 Ocak 1937’de doğdu. Almanya’da eğitim alan Arsev Eraslan, 1959’da doktora için ABD’ye gitti. Burada North Carolina State University’de uzay ve havacılık bölümünde doktora yaptı. Doktorasından sonra Türkiye’ye dönmek için hazırlık yaparken NASA’dan Apollo 11 projesinde çalışması için teklif aldı. NASA için çok kritik bir isim olan Eraslan, ABD adına gizli projelerde yer alabilmesi için aldığı ABD vatandaşlığı teklifini şöyle anlatıyor: NASA 1965’te Apollo 11 projesine beni aldı. O dönemde park cezası yediğim için diplomamı bile alamıyordum. Pasaportum geçmiş, vizem bitmişti. Çok gizli projelere katılmam için ABD vatandaş formunu doldurmamı istediler. ‘Doldurmam’ dedim, ikna edemediler. Sonunda, ‘ABD ile Türkiye arasında bir savaş çıkarsa hangi tarafa gideceksin?’ dediler. Ben de, ‘ABD’yi seviyorum ama Türkiye vatanım’ dedim. Bana bir mektup yazdırdılar. Mektupta, ‘ABD’yi de, Türkiye’yi de çok seviyorum, eğer ABD ile bir savaş çıkarsa 24 saat içinde hangi tarafa sadakatli olacağımı bildireceğim’ diye yazdım. Bu formüle ikna oldular ve çalışma izni verdiler. Böyle bir uygulama ilk kez yapıldı. NASA, ‘Bu adam bize şart’ dediği için oldu. Çünkü yazılım programı yapan yoktu o sıralarda. ABD vatandaşı olsam dedelerim mezarında ters dönerdi

1965’te Apollo 11 projesi için çalışmaya başlayan Prof.Dr.Arsev Eraslan, projenin yazılım görevini üstlendi. Görevi çok kritikti. Apollo 11’de yer alan astronotların (Neil Armstrong, Michael Collins ve Edwin Buzz Aldrin) Ay’a iniş yaptıktan sonra tekrardan Dünya’ya dönebilmelerini sağlayan yazılımı tek başına geliştirdi. Uçuş başarılı bir şekilde gerçekleşti ve Apollo 11 Ay’a iniş yaptıktan sonra düzgün bir şekilde Dünya’ya geri döndü.
Bununla da kalmadı, ABD’deki nükleer santrallerin çevreye verdiği zararı minimuma indirmek için yazılımlar geliştirdi. NASA’da baş bilim insanı olarak çalıştı. NASA personellerini eğitti.
ABD Adalet Bakanlığı için 3D yüz tanıma sistemini geliştirdi ve bu başarısı sayesinde 1999’da ‘’Seçkin Hizmet Ödülü’’ aldı. ABD’deki birçok üniversitede profesör olarak eğitim verdi.
Daha ne diyelim!

Sevgi gününde, bir insanı sevmekle başlar her şey…
Belki Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün inandığı ilkeleri ve yapmak istediklerini doğru anlayabilirsek, önce sevebilirsek, her şey daha güzel ve kolay olacaktır.
EMEL SEÇEN,13 Şubat 2021, İSTANBUL

Bu yazı 1652 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum