Emel SEÇEN

Emel SEÇEN

360 Derece İstanbul

Kadın, doğar doğmaz adı yok!

08 Mart 2021 - 20:27

“Kadınlarımızın yüzü acılarımızın kitabıdır! Acılarımız, ayıplarımız ve döktüğümüz kan. Karasabanlar gibi çizer kadınların yüzünü. Ve sevinçlerimiz vurur, gözlerine kadınların, göllerde ışıldayan seher vakitleri gibi. Hayallerimiz yüzlerindedir, sevdiğimiz kadınların. Görelim, görmeyelim, karşımızda dururlar. Gerçeğimize en yakın ve en uzak!” Nazım Hikmet Ran
Sabah erkenden, geçtiğimiz senelerde mezarı tahrip edilen ondan önce, Milli Mücadelenin Kahraman Kadınlarını Anma, Anılarını Araştırma ve Yaşatma Derneği Başkanı, İlknur Bektaş’ın yedi yıl üzerinde çalışıp bulduğu ve açılışı şimdi Kültür Bakan Yardımcısı, eski Beyoğlu Belediye Başkanı A.Misbah Demircan tarafından yapılan ama yine sahip çıkılmayan, Kasımpaşa’daki Üstteğmen Fatma Seher Erden’in yaşadığı evin sokağına gittim.
Sokağın başı çöp yığınları ile başlıyor, binasının camı karşısında ki görüş hizasında yer alan birahaneye bakıyordu ve karşısında, evsiz, kimsesiz ve alkollü erkekler ise Türk Bayrakları donatılmış, dışı giydirme ile örtülü binanın önünde boş boş duruyorlardı. Rahatsız olup çekine çekine durduğum sokaktan, etrafa erkekler doluşmaya başlayınca güvenlik açısından çıkmak zorunda kaldım.  Tek başına bir kadın olarak, gayet doğal olmamalı! Bu yüzden çekilmiş fotoğrafların bir kısmı bulanık çıktı.
İlk kez terk edilmiyor, dünyada tek ÜSTEĞMEN ünvanına sahip, Kurtuluş Savaşı, İstiklal Madalyası sahibi Fatma Seher Erden ya da Darülaceze de ki son nefesi ile FATMA SAVAŞKAN.
Nice isimsiz kahraman, Anadolu’nun her karışında, kadınlarımızın hani Nazım’ın dediği gibi “Sofrada ki öküzümüzden sonra gelen!” emeği çiçek açmış, artık birazcık rahat etmek varken öyle olmuyor. “Memleketin her karesi aynıdır, doğusu batısı olmaz” diyerek kat eden, görev almak için Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, İstanbul’dan Sivas’a yürüyerek giden, esir düşüp kaçan ve kaçarken Yunan askerleri esir alan, Milli Mücadelenin mihenk taşlarından, Atatürk’ün kendisine gözü karalığı yüzünden Kara lakabı ile anılan Fatma Seher hanım “Para için değil vatanım için savaştım” der, maaşını Kızılay kurumuna bağışlar. Aradan geçen yıllarda, Gazeteci Sait Esen, dünyanın tek Üsteğmen ünvanını kazanmış kadınımızı, kahramanımızı Rus Manastırında bulunca olay büyür. Dönemin Belediye Başkanı Lütfi Kırdar, kendisine bir vakıf evi tahsis eder, aradan geçen yıllarda açlık ve sefalet içinde iken bu kez 1954 yılında Kars Milletvekili Tezer Taşkıran ve Rize Milletvekili Yusuf İzzet Akçal önerge verir, maaş bağlatırlar, bağlanması tartışılır nedeni yaşının büyük olmasıdır. Bağlanır ama hayrını görmeden bir sene sonra hastalık nedeni ile yattığı Darülaceze’ de vefat eder. Eşini, evlatlarını kaybeden bu güçlü kadın hayatla savaşmıştır, dünyanın en kanlı savaşlarından Kurtuluş Savaşında ki mücadelesi ile onur duyduğumuz insanın mezarını bulur, yedi yıl süren araştırmalar sonucunda, Milli Mücadelenin Kahraman Kadınlarını Anma, Anılarını Araştırma ve Yaşatma Derneği Başkanı, İlknur Bektaş, üstüne kitap yazar, yaşadığı eve sokağa adı verilir. Görkemli açılış yapılır bir yıl sonra kabri tahrip edilir.
Sokağı soruyorum, kimse Kara Fatma kim bilmiyor? Bilenler sokakta adını istemiyor, deniyor!
Kara Fatma’lar Türkiye’nin unuttuğu, her gün yok sayıp yeri geldiğinde cinayetlerle susturulduğu kadınlar…
Bazı kadınlar ise soluksuz kız kardeşlikle buluyor yeniden yaratıyorlar tıpkı ilk kadın Avukat Süreyya Ağaoğlu’nun kız kardeşi Tezer Taşkıran gibi.
Ya da birkaç yıl öncesi 30 Ağustos Zafer Bayramımızda, Rus Büyükelçiliği, Ankara Büyükelçiliğini Fatma Seher Erden ile kutlar! Onun fotoğrafı ile ve biz yaşarken değil, öldükten sonra da devri daim dünyada kim gelirse gelsin sahip çıkmayız. Belki de elinin hamurudur, nereden bilsin esir tutmayı!
Oradan yukarı çıkıyorum, pandemiye rağmen çalışan Taksim’de açan çiçeklerin mekanı, çiçekler meydanına. Adı, Mükerrem hanımın, soruyorum kendisine KADIN nedir?
-Kadın, çiçektir!
Ne renk çiçeksin?
-Kırmızıyım ben.
Peki, sen hiç çiçek aldın mı eşinden?
-Alıyorum, her gün alıyorum ama satmam için!
Kaç çocuğun var?
-5
Kaç yıldır çalışıyorsun?
-Kırk yıl
Kaçta açıyorsun, kaçta kapatıyorsun?
-Sekiz buçuk, pandemi var diye erken yoksa sabaha kadar hep açığız. Seninde adın güzel valla Emel Sayın, gibisin.
Hani Orhan Veli der ya, Quantitatif adlı şiirinde:
Güzel Kadınları severim, İşçi Kadınları severim, Güzel İşçi Kadınları daha çok severim…
Oradan bir esnafa giriyorum, mağaza işletiyor Nilgün Reyhan.
Tek başına bir mağazayı işletiyor, malı kendi getiriyor, ağır mankenleri kaldırıp giydiriyor. Liseye kayıt olmasına pazarda rastladığı okul müdürü sebep oluyor. Babasını, eğer kızını okula yazdırmazsan polise ihbar ederim diyor da liseyi, okulda tek olan ve yirmi kişilik Fen bölümünden başarı ile bitiriyor. Babası üniversiteye gitmesine elbette izin vermiyor. 1983-84 öğretim yılında komşusunun yaptığı tercihlerle, Cerrahpaşa Tıp Fakültesini kazanmış. Ama onun aklı, Adalet sağlamakta, niyeti Savcı ya da Hâkim olabilmek. Puanı yetiyor elbette ama hiçbirine gidemiyor, iki çocuğunu büyütüp sapasağlam ayaklarının üzerinde yine yine yeniden yükseliyor.
Ve günün noktalanacağı, sergide Fatih semtinde kadına yönelik farkındalık biraz zor anlatılır. Koca Mustafa Paşa Meydanı,CHP İlçe Başkanlığı ve Doğa İçin Sanat Platformu organizasyonu ile güne farkındalık katıyorlar.
Emirdağda Yılkı Atları, Kaz Dağları ve daha birçok platformda insana, doğaya ve hayata dokunan duyarlı insanların oluşturduğu platform zor bir işi daha kotarıyor. Fatih, Koca Mustafa Paşa’da Kadınlar Günü için şimdiye kadar katledilmiş kadınlardan seçtiklerini, 11 Kadın’ın Karma Sergisi ile sesleniyorlar ve diyorlar ki:
ÖLMEK İSTEMİYORUM! 
8 Mart günü, Şişli Meydanında olacak Platform Başkanı Göksen Ezeltürk: Biz, doğaya, yaşama, yaşayan her canlıya saygı duyulması gerektiğini düşünüp bu amaçta gerek müzik, gerek resim, gerek sanatın farklı kolları ile farkındalık katmaya çalışıyoruz. Birazdan açacağımız ve sergimizde yer vereceğimiz tablolardan birini burada birlikte tüm katılımcılar ile yapacağız. Herkes hiçbir şey yapamazsa parmak basacak önemli olan bu sinerjiyi yayabilmek.
Platform gönüllülerinden ve üç kadın eseri ile katılan Azime Çeker ise: Yaparken çok duygulandım, severek yaptım tıpkı yaşıyor gibi. Sen şimdi yoksun ama bak hayatta şunlar olmakta, dedim. Derinden hissederek gerçekleşti hepsi.
11 katledilen kadının karma sergisinde yerli ve yabancı kadın yer alıyor, bunlar:
Güldünya Tören 2004
Pippa Baca 2008
Münevver Karabulut 2009
Sakine Akkuş 2011
Sarai Sierra 2013
Özgecan Aslan 2015
Hande Kader 2016
Şule Çet 2018
Emine Bulut 2019
Pınar Gültekin 2020
Aylin Sözer 2020
Yağmura rağmen ilgi büyük, İran’lı bir hanım bende yapabilir miyim diyor. Merak edip soruyorum, diyor ki: Bu bizim İran’ın tarihi ve bizim 15 gün sonra Nevroz’umuz, bunu ve adımı yazdım.
Gelmişken bende tuval de çokça olan kuşların yanına beyaz bir martı kondurdum, bir kanadı kırmızı kan bulaşmış. Diğer kanadı mor, sanat ve güç. Üstünde kocaman bir kalp, sevgi düzeltecek dünyayı v kadınların emeği gücü.
EMEL SEÇEN, 6 Mart 2021, İstanbul







Bu yazı 281 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum