Emel SEÇEN

Emel SEÇEN

360 Derece İstanbul

Mediha Abla

01 Nisan 2021 - 20:09

Kızın gözleri dolmuş, oturduğu banktan yere dalgın bakmakta, kafasını usulca kaldırıyor abla görünümlü biri; minik yerli yerinde, hiçbir taşkınlık içermeyen hatta gözleri, dudaklarından daha derin bir gülüşle bakıyor.
Usulca uzaktan bakarak, el hareketi ile “Boşver!”diyor.
Aradan biraz daha zaman geçiyor, yine bahçede belli ki yine o kızı diğerleri gibi görmüş üstelik bir öğretmen olmamasına rağmen. Esasında okulda ki tüm öğretmenlerin huyunu, suyunu çok iyi biliyor.
Ağlayan kız öğrenciye, yine her zaman ki tavrı ile usulca geliyor:
“Yapma, bak daha yolun uzun” diyor.

Bazen minik cüssesi ile bir eski, bir yeni bina ya da müdür müavini odasında koşuştururken, bazen bahçede elleri mavi önlüğünün ceplerinde, gölgesi görünmeden süzülür gibi geçiyor.
Belki arkadaşlarımızdan, hatta ailemizden önce sınavımızın nasıl geçtiğini soran ilk kişiydi o? Bizi uzaktan uzağa izleyen, yeri gelince konuşan, haddim değil diyerek, çoğu kez sessizce uzaklaşan.
Lise hayatım boyunca, bir kez olsun kendisinin bir başkasına sesini yükseltiğini ya da sinirli olduğunu görmedim.

Her zaman naif, her zaman kibar, her zaman içtendi. Bütün görevlileri sevdim, Sultan Ablayı da ama en çok Mediha Ablayı.
Onunla dostluğum hiç bitmedi, o, öğretmenim beni ağlattığında gözyaşıma dokunan ilk kişiydi. Hakkım yenip şahit olduğunda, konuşan ve kendince kuvvet veren bir ablaydı.
Okulca, farklı alanlarda başarıdan başarıya koşarken bizleri kucaklayan…
İlk aşkımın şahidi, bizi her görüşte sevimli gülerdi, Allah sizi mutlu etsin, derdi.
Onun duası herkese, hiç eksilmedi.
O hala bana dua ediyor, çünkü o bir okulun sadece bir hizmetlisi değildi o benim için Hafize Anaydı. Üstelik bir devlet okulunda aralıksız, otuz beş yılı tamamlayarak emekli oldu. Yani öğretmenler kadar, onun da hakkı çoktur üstümüzde. Bir an olsun, unutmadım onu.
Geçenlerde bir video dönüyor, geçmişte izlediğim için şu an sadece beni gülümsetiyor ama ne yapalım, yeni yeniden keşfedecekler çok.

Hacettepe üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü mezunu yazar Ahmet Şerif İzgören’in öğrencilerine yönelttiği soru:
İletişim son sınıf öğrencilerinin, 50 puanını alacak final soru şu şekildedir.
“Beş yıldır bu okulda öğrencisiniz, beş yıldır sınıflarınızı temizleyen, her sabah kapıda gördüğünüz, müstahdem bir hanım var, adı soyadını yazmanıza gerek yok, sadece adını yazın, yeter!”
Sınıf şokta!
Hatta dışarı çıkar, sınıfın içinde sesler yükselmektedir:
Ya arkadaşlar, kimse bilmiyor mu, kadının adını, final ve tam elli puan!
Sonra içeri girer ve kâğıtları göstermelerini ister, tahmin ettiğiniz gibi boştur.
Der ki:
Kızların adını, öğretmenlerin adını biliyorsunuz? Farklı ülkelerden öğrencilerin yer aldığı sınıfında bir tek öğrenci ise ki bu öğrenci ile ilgili öncesinde, adam olmayacağına dair konuşmalar nakledilmiştir, kendisine.
İşte o öğrenci: Battı balık, yan gider yazar.

Yabancı uyruklu öğrenci, size önce bozulmuştum sorabileceğiniz tüm sorular hep yaptığım gibi cebimde hazırdı. Memleketimden ya da dünyadan bir futbolcu ismi sor, yazarım. Öğretmen ismi, yazarım çünkü çıkar ilişkim var! Bahsettiğiniz kadını, sekiz yıldır görüyorum, bir kere yüzüne bakmadım.
Kâğıda ise şöyle yazar: “Ben öyle bir insanmışım ki çıkarım olmadan insanların yüzüne bakmıyormuşum! Hocam, sana söz iki ay daha bu okuldayım, çıkarken gidip o hanımın adını sorup, öğreneceğim. İçeri girip, çıkarken gözlerinin içine bakacağım ve adını söyleyerek; günaydın, iyi akşamlar, diyeceğim! Hocam, sınıfta kalıyorum ama sağ ol!”

İki gün sonra o müstahdem hanım, hocamızın odasına gelir hellim peynirini masasının üzerine koyar ve “Hocam, sana teşekkür ederim, öğrencilerin hiçbiri benim varlığımın farkında değildi, doğru mu bilmiyorum sınavda, son sınıflara benim adımı sormuşsunuz, hazırlıklar dâhil hepsi adımı öğrenmiş. Hepsi günaydın, iyi akşamlar diyorlar. Hocam, ben hiç bu kadar kendimi “insan” hissetmemiştim!”
Fark, fark etmekle!
Ve çıkarsız, koşulsuz sevmek ile başlar!
Diyeceğim şu ki ben, karşılıklı iletişime girmeden önce de Mediha Ablayı bilirdim.  O da beni ve nicelerini. Çünkü o, insandı. Belki kendini eğitimli sanan öğretmenlerden daha fazla eğitimli. O bugün, eşi İsmail Beyle oğlunu evlendirdi.

Oradaydım, tabi ki!
Mediha Ablam, her zaman benim yanımdadır. Mutluluğumda, acımda. Akraba ya da aynı sıralarda, sınıflarda okumuş olduğum arkadaşlarımdan daha çok beni takip eder, merak eder, yazılarımı paylaşır, fikrini söyler ve en çok da gururlanır.

Benim için o, o bahçede ki narin abla. Ben de biliyorum ki, onun için,  o lisede ki ve hala hayata sevgisini katmaya çalışan, o saf kız!

Merak edenlere, Ahmet Hocanın sınıfından o dürüst cevabı yazıp, farkındalık katan “iletişimin nerede başladığını” fark eden, öğrenci elli ile geçer, mezun olur.
Yazmazsam olmaz!
İlkokulda müstahdemimiz, Rasim Bey.
Ortaokulda, Bekir Bey idi.
İNSAN yanımızdan sevgimizle…

EMEL SEÇEN, 01 Nisan 2021, İstanbul

Bu yazı 249 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Günay KADIOĞLU
    3 hafta önce
    Ben de hatırlıyorum. Yüzü hep gülen, gözleri daima içtenlikle bakan ve işini severek yapan bir ablamızdı. O yıllara da Mediha Abla'ya da selam olsun ⚘ Kalemine sağlık Emel Seçen ⚘⚘⚘