Emel SEÇEN

Emel SEÇEN

360 Derece İstanbul

'Muhsin Ertuğrul'

29 Nisan 2020 - 20:29 - Güncelleme: 29 Nisan 2020 - 22:50

Muhsin Ertuğrul’un vefatının 41.yılı saygı ve şükran ile anıyoruz. Bugün Youtube üzerinden gerçekleşen, yayın altında şöyle bir not vardı: “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları olarak ustamız, Muhsin Ertuğrul'u ölümünün 41. yılında saygıyla ve şükranla anıyoruz. Muhsin Ertuğrul'un, yazar, yönetmen ve oyuncuların da arasında bulunduğu pek çok insanın hayatının tiyatro ve sinemayla kesişmesinde büyük rolü olduğu belirtilen açıklamada, "İBB Şehir Tiyatroları sanatçıları bir gelenek olarak her yıl, büyük ustayı vefat yıl dönümünde kabri başında anıyordu. Bu yıl yeni tip koronavirüs tedbirleri nedeniyle bu geleneği ifa edemesek   de ustamızı 2018 yapımı Muhsin Ertuğrul Belgeseli ile hep beraber anıyoruz.”

Bu salgın olmasa, rutin olarak anılacak yine bu belgeseli mi izleyecektik?
Muhtemelen, çünkü izleyici oranı da 58,59 kişi oldu ama Altmışı bulmadı! Ne yazık!
Yokluklardan, devrimler yaratan insanlar. 2018 yapımı bir prömiyer ile youtube üzerinden andık.

ERTUĞRUL MUHSİN (1892-1979) Birçok kişiyi izledik, andık; Toron Karacaoğlu (1931-2018),Cüneyt Gökçer(1920-2009),Şaziye Moral (1903-1985),Bedia Muvahhit(1897-1994),Haldun Taner(1915-1986),Cahide Sonku(1919-1981),Nazım Hikmet(1902-1963),Zeki Alasya(1943-2015),Şükran Güngör(1926-2002)

Gelelim onu yakın tanıyanlara:
“Bir tiyatro insanı olan Muhsin Ertuğrul’un 28 Şubat 1892’de doğduğu biliniyor. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü Başkanı Prof. Dr. Özdemir Nutku tarafından 29 Nisan 1979 günü Fahri Doktorluk nişanı verildikten sonra aynı günün gecesinde İzmir’de yaşamını yitirdi. TV’den ölüm haberini duyar duymaz İstanbul Belediye Başkanı Aytekin Kotil’i aradım. Muhsin Ertuğrul’un öldüğü haberini verdim. “Haberim var, ne yapmalıyız?” diye bana sordu. Harbiye Tiyatrosu’na Muhsin Ertuğrul adının verilmesini önerdim. Ertesi gün Belediye Meclisini olağanüstü olarak toplayan Başkan Aytekin Kotil tek maddelik gündemden Harbiye Sahnesi adının Muhsin Ertuğrul olarak değiştirilmesi kararını çıkarttı. Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra İstanbul Şehir Tiyatroları’nı yenilikleriyle yeniden canlandıran ve bugünkü konumuna getiren bu büyük tiyatro insanıdır. Doğu-Batı tiyatrosunun sentezini yapan, seçtiği repertuvar ile Cumhuriyet aydınlanmasına tiyatro meşalesini katan bir tiyatro emekçisidir. Batı tiyatrosunun yapıtlarını sahneye koymuş, Türk yazarlarını kendi repertuvarında değerlendirerek geleneksel tiyatromuzun yazarları arasında yer alan Musahipzade Celal’i Şehir Tiyatrosu’nun önemli yazarı olarak ortaya çıkarmıştır. 28 yaşında ilk kez Shakespeare’den Hamlet’i Türkçeye çevirmiş, ünlü tragedyayı sahneye koyarak Hamlet rolünü üstlenmişti. Shakespeare tutkusu bu yaşlarda başlamış, en çok Shakespeare oyunlarını sahneye koyarak Shakespeare ile bütünleşmiştir.

ÇAĞDAŞ TİYATROYU GETİRDİ
Muhsin Ertuğrul sahne sanatının her alanında görev yaptı, gelişmiş ülke tiyatrolarında gördüklerini ve yaşadıklarını Türk tiyatrosunun analiz ve sentezinde kullandı. Batıyı tanıdıktan, bütün tiyatrolarını yakından izledikten sonra; uzun süre Moskova’da kalarak Moskova Sanat Tiyatrosu’nda Konstantin Stanislavski ve Nemiroviç Dançenko ile çalıştı ve ülkemize döndüğünde Ruşçadan yaptığı çevirileri Şehir Tiyatroları’nda sahneye koydu. Çağdaş tiyatronun büyük ustaları ve 20. yüzyılın yönetmeni Stanislavski ve onun yardımcısı Nemiroviç Dançenko, Meyerhold Tahirov gibi tiyatro ustaları ile çalışarak çağdaş tiyatronun bütün kapılarını aralamıştı. Eisenstein ile çalışmalarını da eksik etmedi. Sağlığında yayınlanan Özdemir Nutku’nun iki ayrı kitapta topladığı ‘Benden Sonra Tufan Olmasın’ ve ‘Gerçeklerin Düşleri’ benim başucu kitaplarımdandır.

Özdemir Nutku’nun daha önce ‘Darülbedayi’nin 50. Yılı’ adlı yazmış olduğu benzersiz kitabı

‘Darülbedayi’den Şehir Tiyatrosu’na’ adlı ikinci yapıtıyla 100. yıla yeni bir soluk getirdi. Açık olarak söylüyorum, Muhsin Ertuğrul’u Özdemir Nutku’dan sonra yakından ve en iyi tanıyanlardanım. 100 yıllık Şehir Tiyatroları’nın 60 yıllık değişmez izleyicisiyim. Dört yıl da genel yönetmeni olarak çalıştım (1977-12 Eylül 1980).” 1 Mart 2015 tarihli, makalesinden pasaj.
 
“M. Ertuğrul, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü görevine getirilince, Münir Özkul’u (1925 -2018)Ankara Devlet Tiyatrosu kadrosuna aldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’na Genel Sanat Yönetmeni olarak atanır atanmaz ilk işim, Münir Özkul’un, Şehir Tiyatroları kadrosuna katılmasını sağlamak oldu. Bir filmin çekimindeydi. Filmdeki rolünü bitirir bitirmez tiyatroya geldi. Çetin İpekkaya’nın bütün hazırlıklarını tamamladığı, Haldun Taner’in yazdığı Sersem Kocanın Kurnaz Karısı adlı oyunundaki Fasulyaciyan rolü ile provalara başladı. Harbiye Tiyatrosu, hangi oyun sahneye konulursa konulsun, izleyici açısından şanssız bir sahneydi. Münir Özkul’lu Sersem Kocanın Kurnaz Karısı, Harbiye Tiyatrosu’nu yoğun izleyici kitlesiyle buluşturdu. Gişede, haftalar boyunca kuyruklar oluşuyordu. Bu oyunu doruklara taşıyan, İstanbul Şehir Tiyatroları’nın başarılı oyuncuları ile Münir Özkul’dur. 12 Eylül’den önce Şehir Tiyatroları Yönetimi, belirlediği repertuarı uygulamaktaydı. Hiçbir oyundan ödün verilmiyordu. Bir örnek vermek gerekirse Karar-71’in sahnelendiği dönemde Fatih Tiyatrosu’nun yönetmeni Münir Özkul idi. 12 Eylül 1980 darbesi gerçekleşti.

Belediye Başkanlığı’na Akansel isimli bir paşa getirildi. Ekim’de Şehir Tiyatroları’nda oynanması için “Kanlı Nigar” provaları alındı. Belediyeden Akansel’in gönderdiği iki subay, provalardan birini izlemek için Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’na geldi. Provayı izlemek istediklerini, Münir Özkul’a söylediler. Bu bir sahne provası değildi, Münir’i sıkıntı basmıştı. Bir süre sonra subaylardan biri, “Paşam da paşam…” tümcesinin oyundan çıkarılmasını istedi. Münir Özkul’un tepesi attı: “Siz izin almadan benim yatak odama (çalışma odası) hangi cüretle giriyorsunuz? Ben provayı kesiyorum ve bu oyunu oynamayacağım!” dedi. Gerçekten de Münir Özkul provayı yarıda kesti ve istifa dilekçesini yazıp tiyatrodan ayrıldı. 12 Eylül darbesine tepki göstererek istifa eden tek sanatçı oldu.

Özkul, istifasından sonra, Müjdat Gezen’in yapımcılığını yaptığı Kanlı Nigar müzikalinde “Abdi” rolüyle Aksaray Lunapark’ta büyük oyunculuğunu sergiledi.”(9 Ocak 2018,makalesinden)
 
Rahmetli Münir Özkul’da,  kendisinin yakın dostuydu.
 
Gerçek bir medeniyet, edebiyat ve sanattan doğar. Tarih, tiyatrosuz yükselmiş bir millet gösteremez.” Muhsin Ertuğrul.
 
Bu iki makalelerin sahibi, Aydınlık Gazetesi, Kültür Sanat da beraber çalıştığım, sağlıkla kalsın Sevgili, Hayati Asılyazıcı, hocam.

Biz, ikimiz gittik, Şehir Tiyatrolarının, 100.yıl dönümünde kendisinin fikride alındı. Kayıt yapıldı. Makalesinde de belirtmiş olduğu gibi en yakın tanıklardan birisi, yine kendisi yok. Ve geçmiş yıllarda bazı kırgınlıkları oldu. Hatta bana vasiyet ettiği notu da var. Kendisi bu ülkenin gelmiş geçmiş, yetiştirdiği yine en nitelikli değerlerdendir. Başlı başına sanat eleştirmenidir. Uluslararası nişan sahibidir. Çok sevdiği dostu; Türkiye’nin değeri, Tiyatrobilimci, yazar, eleştirmen, oyuncu Prof.Dr. Özdemir Nutku(1931-2019), geçtiğimiz yılsonunda kaybetti.

Dolayısı ile saygıda kusurumuz olmasın.
Eskimiş ama tarih kokan ahşap kapısından içeri girince; fuaye de, kalabalıklar içerisinden açılan, o orta kapıdan içeri girer. Soluduğunuz hava çerçevedeki Türk tiyatrosuna hizmet verenlerin fotoğrafları ile tarih kokardı. O zamanlar Harbiye, Spor ve Sergi sarayı da vardı. Milli törenlerimizde, orada hele daha büyüdüğümüzde tüm hafta sonları basketbol maçları ile yerimizi aldığımız. Haftalar öncesinden tiyatrodan yer bulabildiysek, ne mutlu! Neler, neler izledik! Hem de kaç kez. MARTI, LÜKÜS HAYAT, VİŞNE BAHÇESİ… 80’li yılların tamamı neredeyse, oralarda geçti.
O yüzden bize bu imkânları sağlayanlara borcumuz var.

Şu anda Türk tiyatrosu ve dizi oyunlarında rol alan tiyatro kökenli birçok sanatçımızda, Hayati Asılyazıcı’nında eli vardır. Tabii bu sadece tiyatro kısmı. Opera ve Bale, Müzik vs…
Muhsin Ertuğrul Hocamızı, rahmet ve minnet ile anarken, hem Türk sinema tarihine hem tiyatrosuna kazandırdıkları ile çok önemli bir ışıktır. Kadınlara önem vermesi, çocuklara önem vermesi onun, Mustafa Kemal devrimlerinin yılmaz bekçisi olduğunun kanıtıdır. Ve kendisinden sonra gelip ve onu yaşatan, insanlardan birini tanımış ve onunla çalışmış biri olarak, bahsetmeden geçemezdim.

Tiyatro ve Sinema sanatı için emek veren başta Muhsin Ertuğrul olmak üzere, adlarını unuttuğumuz tüm emekçilerimizin ruhları şad olsun. Yaşayanlara sağlıklı, ömürler nasip olsun.

MUHSİN ERTUĞRUL BELGESELİ İZLE

Emel Seçen 29 Nisan 2020 20:22 İstanbul
 

Bu yazı 475 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum