Emel SEÇEN

Emel SEÇEN

360 Derece İstanbul

Okul Yolu

24 Haziran 2020 - 23:34

< Hangimizde hatırası yoktur ki?
Bizim kuşağı damardan tetikleyen, Sevgili Ümit Besen ne güzel anlatırdı, yıllar yıllar önce:
Hatırladın mı eskiden/Geçmişteki günlerde/Akşamları beklerdim/Sen okuldan dönerken.
Bitmesin derdik bu yol/Yağmurda ıslanırken/Geceler bile gündüzdü/Seninle beraberken
Bazen ağladığımız,  belki de çoğu kez gülümsediğimiz… Ufacık taşları kaya yapıp da hep kendi başımıza indirdiğimiz. Kimselerin bilmediği ama bizim yüreğimizde belki büyüyen belki de gitgide küçülerek kaybolan anılar.

İnsan beyni yaşadığı kötü anları siliyor ya da üstünü örtüyor. Ve en faydalısı da yeni bilgi geldikçe, eski yerleri doldurması. Çünkü doğa boşluğu kabul etmez. Tıpkı yağmur damlalarının sokaktaki boş kalmış taşlar arasından sızmasına fırsat vermeden düpedüz hatta kaymak gibi dümdüz bir yoldan akıp, okyanusa ulaşması gibi. Zaten gerçek bilgi kalıcı ve akılda kalan. Gerçek olan an da ve yürekte, ruhta dolan.
Bir semt ki doğup, büyüdüğün ilk gençliğinin ve artık orta yaşlarında tüm dünyanın el vermişçe kirlenmişliğine inat, güzelleşmeye devam ediyor.

Anlatacağım bir semt den ziyade benim okul yolum. Artık beni takip eden siz kıymetli okuyucularım; tarihi okullardan geçip ve yaşadığı semti ne kadar sevdiğimi çok iyi biliyorsunuz.
Hani PAŞA demek, ne demek? Paşa Dedemiz olmasa da Paşa çayın alasını içmiş çocuklardık. Az kalsa da dut, incir ağaçlı evleri görmüş, KocaMustafaPaşa’nın zenginliğinde serpilmiştik. Vefalı çocuklardık. Az ile yetinmeyi ve mutlu olmayı bilen. Komşu Teyzenin kurabiyelerinin, bir el öpmenin kıymetini de derinden tatmıştık. Yaşlıya yardım etmeyi, kardeşlerinin başını yarmamayı, arkadaşlarını hiçbir koşulda satmamayı ve sabahları sokağa çıktığında “Günaydın” demeyi, bilirdik. Mesela İlkokul yıllarında öğrenmiştik eğer sokakta yürürken tanıdığımız bir öğretmen görürsek, başımızı hafif öne eğer sonra onun hafifçe gözlerine çekinerek bakar. Selamımızı alıp, almadığını da kontrol ederdik. Hakikaten saygılı ve sevgi doluyduk. Hala öyleyiz. Terbiye, kültür bu. KocaMustafaPaşa bizim kalemiz. Yedikule, Samatya sahil boyu haftasonu anılarımız. Cerrahpaşa ve de Fındıkzade. İşte bunları bağlayan önemli bir konum, yine tarihi doku Ali Paşa Cami (1734) önünde ki yoldu. Sultan I.Mahmud ve III.Osman dönemlerinin başarılı sadrazam yani devlet adamlığının yanında Bosna Valiliği de yapmış. Cömert, adaletsizliğe karşı durmuş ve sanatsever bir kişilik olarak tarihteki yerini tamamlar. Lise çağlarına erdiğimizde çoğu arkadaşımız Ali Paşa yolunu seçmez, direkt Esekapı, Samatya’ ya inen eski Adli Tıp önünden, KocaMustafaPaşa meydanını dolaşarak, Davutpaşa Lisemize gelirdi. Ben kestirme, sessiz, eski birkaç ev olduğu için Ali Paşa yolunu seçerdim. Ama ne var ki bu yol hem kasvetli hem Fındıkzade, Samatya kavşağına çıkmadan kaportacılar, tombalacılar, kahveler olduğu içinde biraz rahatsız ederdi. Özellikle, okul dönüşlerinde, bir an şimdinin sanayisine girmiş gibi olurdunuz.
Gel zaman, git zaman. Ne anılar biriktirdik. Hani insan mutlu anları hatırlar, onları beslemeye çalışır ya. Ne yaşarsak yaşayalım önünden dua ederek geçtiğimiz bu yolların yıllar önce bu kadar güzelleşeceğini fısıldasalar yine de bir dururdum. Hakikaten o zamanı görmek lazımdı. 80 darbesi öncesi yolun, Kızılelma’ya çıkan caddesinin hemen köşesinde yer alan ve yurt hali iken bombalanan, sonra Elektrik idaresi, sonra atıl bırakılan, sonra Samatya, Kızılelma polikliniği olarak birçok hastaya şifa verdikten ve taşınmaması için yapılan itirazlara rağmen, taşınan. Epey bir boş kaldıktan sonra şimdilerde çok hoş, adı ile müstesna SAQQARA ile ışıldıyor. En son mide kanaması ve sonrası tetkiklerim ve hastalık seyrimi burada öğrenmiştim. Binanın önünde ki banklarda durup, geçmişimi yâd etmiştim. Hani aramak istersiniz, ya arasanız istediğiniz yanıtı alamadığınız ya da hiç ulaşmadığınız bir canın esasında olguda zaten hiç olmadığını anladığınız, an vardır ya. Acıları biriktirip, yayan yayan ne çok hüzünlendiğim ama hayatımda kasvetleri yıkan bir tatlı gofret ile ağzımın tatlandığı, aşk şiirleri yazmama tanıklık eden. Beni büyütün, anılarıma paydaşlık eden yol.

Benim okul yolum… Fatih Belediyesinin yeni restore hali ile adeta yüreğimden, ruhumdan zoomladım meydanı. SAQQARA’da oturdum. Cam bardakta bir çay aldım. Demlenmiş bir ömre, azdı bile. Müdavimi olur muyum? Olunur. Orada oturmasanız, Fatih Belediyesinin o iç açan parkında oturabilirsiniz.
Okul yolu, düğün yolu gibi çiçekler açtırmış çünkü. Daha doğrusu hayata bahar katmış. İçin için gülümsemeyi ve geçmişte ne varsa,  kötü kalmış unutturuyor. Yeni sayfa açtırıyor. Belediye Başkanımız, M.Ergün Turan ve ekibini yürekten kutluyorum. Yakın zamanda Topkapı da açılan kütüphaneyi de ziyaret edeceğim. Bu arada Ali Paşa cami içerisinde yer alan ve bir zamanlar kitap okumak ve ödevlerimi yapmak için gittiğim kütüphanede yenilendi.

Diyeceğim o ki. Biz, odası az, araba park sorunu olsa da park yeri var diye ya da odaları bol, spor salonları var diye alternatif arayan değil yerinde kalan olduk. Zaman ne gösterir bilinmez ama bu doğduğum, büyüdüğüm ve olgunluk çağıma girdiğim semtimde güzellikler çağlarken bana güzel baktırmaya devam ediyor.

Şimdilerde okul yolu, artık pazar yolu olsa da. Dostların hatta pilav günleri sonrası sıradaşların ile eskiyi yeniden yâd etmek için güzel bir uğrak yeri.
Kolay değil! Ne de olsa biz PAŞA’lıyız. Her PAŞA’lı olmuyor artık kusura bakmayın. Adı üstünde KOCAMUSTAFAPAŞA.
Buradan ilk Taksim 35 C yazan otobüslere binmiş insanlarımız bizim yüreğimizi de, o ruhu da çok iyi hatırlar.
Selam olsun! Yeniye ve güzelliklere.

EMEL SEÇEN 24 Haziran 2020 İSTANBUL

Bu yazı 259defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum