Emel SEÇEN

Emel SEÇEN

360 Derece İstanbul

Olanlar olmuş!

04 Mayıs 2021 - 10:56 - Güncelleme: 04 Mayıs 2021 - 10:58


“Ben mi yaşlandım yoksa
Dünya mı alt üst olmuş?
Ben gideli buralara
Olanlar olmuş, olanlar olmuş…

Kalsaydın yokluğunla yok olmazdı, bu şehir
Kaçmakla mutluluklar bulunmuyor bunu bil” derdi, sevgili İlhan İrem, her şarkısı ile başka bir derinliğe bizi sürüklerken.


Kalsaydılar ne olurdu?

Elbette bencil olmadıklarını ispatlamak için kaldıysa,  öncelikle kendi vicdanları rahat ederdi. Vicdan rahatsa eğer insanın yüzü ışıldıyor.
Ama ondan öte kalsalardı yerlerinde de o güzide öğrencilerimiz gibi toplantılarını çevrimiçi yapsaydı siyasetçiler, hatta uygulayacaklarını vaat ettikleri eğer öğrenci, öğretmeninin dersine bağlanmazsa ücreti kesileceği gibi TBMM içinde halkın seçtiği milletvekilleri, partililer de maaş alamasaydı!

Ama diyeceksiniz ki birinden almıyorsa diğerinden alır, o da doğru ama şu anda ortada ki sağlık tablosu, hani seçim zamanına geri dönmüşüz gibi bir açıklama geliyor; rakamlar düşüyor, diye!
Buna bilimsel olarak inanmak bir yana mantıksal bir açıklaması yok!
Kaldı ki aradan geçen sürenin en az iki hafta olması gerekirken Perşembe’den, Pazartesi’ye düşüşe geçtik!

Sağlık Bakanı ayrıca dün öğleden sonra bir açıklama yaptı ve şöyle dedi:

"Testler semptom gösteren kişilere ya da temaslı kişilere yapılmaktadır. Kısıtlamalarla birlikte temasın azalması beklenen bir durumdur. Bu da müracaatları ve filyasyon kaynaklı testlerin sayısını düşürmektedir. Test sayılarının düşmesi, vaka sayılarının düşmesinin sebebi değil sonucudur. İllerimizin durumunu yerinde değerlendirmek için biliyorsunuz Antalya'daydık. Bugün Edirne'deyiz"

Hadi hayırlısı, oradan Bodrum, Didim yapacaklar mı, bilmiyoruz ama sonunda çıkacak olan neticeden “Hiçbir şey olmasa bile kesin bir şeyler oldu?” sorusuna, cevap arayanları duyarsak şaşırmayalım.

Düşüş sadece pik çerçevesinde geçmiyor, satıh değişiyor ekonomi aynı!

Isparta’da, vatandaş bir ekmeği deftere yazdırıyor.
Müzisyen intiharlarının, esnafta yükselişi artıyor.

İlave yanına hani öğrenci eğer dersine bağlanmaz ise keseceğiniz 20 TL’nin öğretmenleri ölüyor, salgından!
Bence bunu bir kez daha düşünün!
Atamalarla geçen sabır yolculukları, can pazarına sıkışmış, 20 TL ile test ediliyor!

Geçen hafta Hatay’da 45 yaşında ve üç çocuk babası öğretmen Murat Nuri Yorulmaz, Karaman’da Anafartalar Ortaokulu Bilişim teknolojileri öğretmeni 41 yaşındaki Ali Yıldırım, Samsun 19 Mayıs Ballıca MTAL Matematik öğretmeni, 45 yaşındaki Resul Güvercin, İstanbul Osman Tevfik Yalman Ortaokulu Sosyal Bilgiler öğretmeni Abdülkadir Bozdağ, Eskişehir Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Elektrik teknolojileri alanı öğretmeni Haluk Gündüzöz, Eskişehir Eğitimciler Spor Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Rahim Dayangaç, Isparta Yalvaç Kız Teknik ve Meslek Lisesi Fizik öğretmeni Lokman Özkan, Siirt Şehit Mehmet Kapusuz İlkokulu Sınıf öğretmeni Veysi Pekdoğan, Afyon Bolvadin Naciye Nurettin Taktak İlköğretim Okul Müdürü İzzet Koçak, salgın nedeni ile vefat edenlerden sadece bazıları.
 
İşçi sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, Covid-19 nedeni ile en az doksan dokuz (99) öğretmenimizin yaşamını yitirdiğini duyurdu, geçen hafta.

Bununla birlikte Ankara Etimesgut’ da, Şehit Erhan Ar İlkokulu, 45 yaşındaki Sınıf Öğretmeni Mustafa Yeşilyurt, Erzurum’da şehir hastanesinde salgın nedeni ile tedavisi devam eden annesinin yanında kalmak zorunda olduğundan EBA’ya her gün bağlanıp, ders anlatıyor.
Kırk öğrencisine günde altı saat olmak üzere.

Yıldız Teknik Üniversitesinde okuyan 21 yaşındaki Sümeyye Ş. “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır” yazılı fotoğraf nedeni ile çevrimiçi dersten atılıyor.

Salgından vefat etmese de bu şanlı toprakları korumak için görevli Mehmetçiğimiz, Irak’ın kuzeyinde yürütülen operasyonda altı askerimiz yaralanırken, İstanbul’u Uzman Çavuş Aygün Çakar, vefat ediyor.

Önce İzmir, Karabağlar’da kahvehane işleten 59 yaşındaki Nuri Cengeloğlu “Artık dayanacak gücüm kalmadı” notunu bırakmıştı, yine İzmir ve Buca’da Umut Kıraathanesini işleten 50 yaşındaki Erdal Şenözpak ile Mersin, Mut’ta kokoreç dükkânı işleten, bir çocuk babası ve 48 yaşındaki Murat Gümüş, dün ekonomik sebeplerden dolayı intihar etti.

 “Ben öldükten sonra mezarıma geleceksiniz, kaç gündür hiç siftah yapamadan dükkan kapatıyorum” diye ardından not bırakmıştı.
 
Dün, günlerden Pazar’dı, gazete almaya çıktım ve uygun fiyata meyve gördüm aldım, satıcı kişi bin kez, yaptığı siftah için dua etti, bunu yaşayanlar ve çekenler bilir!

Bunlar olurken, perdenin öbür yüzünde neler var?

Eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, kendi şirketinden kendi bakanlığına dezenfektan satışı yapan siyasetçi olarak tarihe geçti, geçerken son olarak atamalar yaptı, o atadığı kişileri kim kontrol ediyor?

İktidar partisinin Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, “Eğitim ve tanıtım faaliyetleri olarak, dağıtılmak ve belediyelere ait kütüphanelerde bulundurmak üzere ATATÜRK düşmanlığı ile bilinen Yavuz Bahadıroğlu’dan, bin adet ATATÜRK’e hakaretten ceza alan Mustafa Armağan’ın ise seksen dört kitabını sipariş ederken bir adet /tek ATATÜRK’ün NUTUK eserini sipariş vermeyi uygun buldu.
Yine şanlı adı üstünde Gaziantep şehrimizin Şahinbey Belediyesi ise; ihaleleri (Belediyeye toz şeker, küp şeker ve zeytinyağı) bölerek bazı hizmet alımlarını tek katılımcı ile yaptı. Ana muhalefet partisinin sorularına ise “Belediye başkanı bunu beğendi” şeklinde yorum yaptı.

Olanlar olmaya devam ederken;

27 Nisan 2021 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Barış Pehlivan, çok önemli bir konuya değiniyordu;  hem sanatçı Muhterem Nur’un hem Müslüm Gürses’in topluma yansımamış bilinmeyenlerin anlatıldığı “Ömrümce Ağladım” kitabının yayıncısı, içeriğinde Sedat Peker küçük düşürüldü denilerek silahlı kişilerce basıldıktan sonra yayınevi kitabı geri çekmiş, kitap toplatılmış ve imha edilmiş sonra sansürlenmiş iki paragraf çıkarılıp,  yeni baskı okurla buluşmuş. Bu konuya değinilen, anekdot bizzat merhum Muhterem Nur tarafından anlatılmış.
2017 yılında ki olayı ve sessizliği, bu satırlarla yırtmak istedim, diyordu Pehlivan, Arka Bahçe, adlı köşesinden.

Dün, yani 2 Mayıs 2021 tarihinde aynı gazetede, basılı olarak değil portal üzerinden yeni haber şu başlıkla giriyordu:

 “Sedat Peker, operasyonun ardından ilk kez konuştu: Mehmet Ağar' a şok sözler. Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, kendisi ve adamlarına yönelik gerçekleştirilen operasyon sonrası ilk kez konuştu. Sedat Peker, Mehmet Ağar'a şok suçlamalar yöneltirken, operasyonun arkasında Mehmet Ağar ve Pelikancılar grubunun olduğunu söyledi

ve açıklamalar dikkat çekiciydi:

Devamı: “YouTube hesabı üzerinden yayımladığı bir video ile sessizliğini bozan Peker’in, kendisine düzenlenen operasyonun arkasında Mehmet Ağar ve Pelikancılar grubunun olduğunun”, sabaha karşı operasyonları ve:

"Ben kızımın bir damla gözyaşına dünyayı yakarım. Bu dünyayı vallahi yakacağım billahi yakacağım" ifadelerini kullandığı aktarıldı, ayrıca organize suç örgütü lideri Sedat Peker, kendisi ve adamlarına yönelik gerçekleştirilen operasyon sonrası ilk kez konuşmasında; Mehmet Ağar' a şok suçlamalar yöneltirken, operasyonun arkasında Mehmet Ağar ve Pelikancılar grubunun olduğunu söyledi.

Dikkatimi çeken esas önemli bir diğer nokta ise:

"Yazı işleri müdürlerini kardeşim gibi, onların da beni ağabey gibi sevdiği basın organlarında bile suç örgütü diye yazdırabilecek güç ancak, basındaki Pelikancıların oluşturmuş olduğu gruba ait"

Özetle ilerleyen günlerde daha çok konuşulacak olan bu konu ile sadece belli bildik alanlarda değil basının içine sızmış olanları söylüyordu, Sedat Peker.
Ama tüm bunlar bir yana diyor ya, insan olmanın bakışı ve bir baba olarak, evladına zarar gelmesin düşüncesi ile gözünden düşecek yaş için dünyayı yakarım, bugün gerçek dünyanın tam ortasında, babalar işte yoklukta da evladının göz yaşı akmasın, onu görmesin diye intihar ediyor.
Yaşam hakkı, herkesin, dünya üzerinde var olmuş istisnasız her canlının hakkı ama ekmek yok, iş yok, eşitlik yok!

Istırancalar bitiyor, İkizdere direniyor.
Sokak yanına, fotoğraf çekmekte eklendi.
Yatlarında deniz sefası yapıp, bunu sosyal medyada paylaşanlar da dahil mi yasaklara?
Ayrıca turistler, güney sahillerimizde salgın demiyor denizimizi, güneşimizi dört başı mağrur kullanıyorken acep onlar bizim fotoğrafımızı, sahil kıyılarımızı çekip wsapp ile iletse, yine mi yasak?
Olanlar olmuş…
Kimseler duymuyor!

EMEL SEÇEN, 3 Mayıs 2021, İstanbul
https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/baris-pehlivan/sedat-pekerin-toplattigi-kitap-1831253
https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/sedat-peker-operasyonun-ardindan-ilk-kez-konustu-1832802

Bu yazı 1418 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 2 Yorum
  • Ayten Tandoğan
    2 ay önce
    Çok etkileyici bir yazı, gerçekleri tek tek sıralamışsın; gerçekler çok üzücü, ama bilinmeli. Emeğine, yüreğine sağlık Emel Seçen, teşekkür ederiz.
  • Murat Bayar
    2 ay önce
    Eline, kalemine yüreğine sağlık.