Emel SEÇEN

Emel SEÇEN

360 Derece İstanbul

Saadet

10 Temmuz 2020 - 00:23 - Güncelleme: 10 Temmuz 2020 - 23:51

Sensiz saadet neymiş, tatmadım bilemem ki!” der, güzel bir şarkımız.
Bizim kuşak ve onların büyükleri, hani şu yasaklı konumundaki baş taçlarımız çok iyi hatırlayacaklardır.
Zengin ve Yoksul /Aşağıdakiler, Yukarıdakiler/ Ve dönemin baş tacı. On numara dizi, Dallas
Baktığımızda arada birkaç yıl mesafe bile olsa birkaç dizi bile bizi etkilemiştir. Hatta çizgi film, Heidi. Tabii anlayana!

Anlayana sivrisinek az, anlamayana davul az
İşin özüne bakarsak, dünya da hiçbir toplumda bu kadar kültür ve adeta kanaviçe gibi tel tel işlenerek gerek atasözü, gerek türkü; kafanı duvara vurmadan zonklatan. İçmeden, sarhoş etkisi yapan değerlerimiz yok. Tabii, dediğimiz gibi anlayana.
Hani maske ile imtihanımızın, çeşitli versiyonlarını yazdıkça yazdık.
Döndük, akıllandık mı? Bir baktık.

Yok! Hala olmamış. Olacağı da yok gibi.
Yer: Metrobüs, Tuyap son durak istikametinde yer alan duraklardan, SAADET DERESİ.
Dere geliyor dere…
Kumunu sere sere…”
Bir de Mustafa Kemal Paşa vardır, mesela bu durak, en sevdiğim duraktır. Saadet Deresinden hemen önce gelir. Adeta medeniyeti, hatırlatır ama biz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizler için 1930 tarihinde yazdığı “Medeni Bilgiler” kitabını okumadık. Okutmadılar da, anlaşılan o ki okusak da anlamıyoruz. Anlasak da yapmıyoruz. İcraat notumuz, eksinin altı.

Adı, Onur Kaya olan engelli bir vatandaşımız. Saadet Deresi durağında tekerlekli sandalye ile çıkış yaptıktan sonra duraktan ayrılabilmek yani inebilmek için asansör bekliyor. Asansör geliyor, fakat hepsi fiziksel olarak normal vatandaşlarımız ondan önce bir güzel kuruluyorlar. Sonra Onur Bey, asansöre binebilmek için bekliyor. İçeri girdiğinde ise kota dolmuş oluyor ama içerde olan sağlam olan vatandaşlarımız, hiç istifini bozmuyor. Hem de onu göre göre, bile bile… Sonra elinde iki poşet olan bir kadın, bakıyor ki binen yok, Onur bey’in yerini alıyor ve bir güzel o da yerleşiyor. Sağlamlar, asansörde. Engelliler ise beklemede. Bir müddet geçtikten sonra ancak binebiliyor.

Mesele özetle: Gördükleri halde, o kişinin ne durumda olduğunu göremeyen bakıp da kör olan varlıkta. Ama doğru, sadece onların acelesi var. Halbuki onların gösterdiği eforun kaç katı güç harcayan ve esas asansörü kullanması gereken vatandaşın, hiç acelesi yok!

Yok, saydıkça yok sayılacaksınız!
Gelen, geçen de bakıyor da bir şey demiyor. Garip vatandaş, tek başına bekliyor.
Utanmaz, aymazlar, hal bilmezler.
Beyin ve ruh engelliler.

İnsan, ne zaman insan olur? Sanırım ilk önce kendinden başkası arasında empati(duygudaşlık) kurabildiğinde. Sevebilmeyi de aynı oranda çözümleyebildiğinde. Darda olanın halini bilir gibi yapıp, ruhunda ve kalbinde hissetmeyen, hissedemeyenler.

Sözüm sizlere. Siz, kendinizi çok iyi biliyorsunuz. Hani Ramazan çadırlarında, cebinizde para da varken oturup bir başka ihtiyaç sahibinin hakkını mideye oturturken. Kuyruklarda sıra bilmez. Saygı da ve sevgi de kural tanımazken. Yok, geç kaldım. Yok, sadece keyfinize, yürümemek için o engelliler ve gerçekten sağlık sorunu olan insanlar için ayrılmış asansörü kullananlara. Bakıp da görmeyen. Duyup da, duymamazlığa yatanlara…
Hepimiz bu dünyadayız. Hepimiz aynı gezegen, aynı gemi, aynı toplu taşıma içindeyiz. Ne olur du, hayata biraz verebilmeyi katabilseniz. Biraz da, gerçekten görebilseniz.

Atacağınız kulaçlar, bencillik batağından çıkıp herkes için özgürlüğe uzanabilse de; Saadet Deresinde kimseler boğulmasa…

EMEL SEÇEN 9 Temmuz 2020, İstanbul

Bu yazı 198 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Ayten Tandoğan
    3 hafta önce
    Toplumu oluşturan her çeşit birey var, ama bazıları dediğiniz gibi empati yoksunu ya da empati engelli, bunlar iyiyi göre göre değişebilir.