Emel SEÇEN

Emel SEÇEN

360 Derece İstanbul

"SAVAŞMAYIN, SANAT YAPIN!"

18 Ekim 2020 - 00:01

Bu sözü Türk Sinema tarihinin 106.yılında, SE -SAM’ın ise 34.yıl dönümünde ödülünü, Yönetim Kurul Başkanı Yılmaz Atabey’den alırken söyledi, 75 yaşında ki değerli sanatçımız Meral Çetinkaya.
Meral Çetinkaya ve Ümit Efekan, Yılmaz Atabey’in bizzat kendisinin ödülü takdim etmek istediği sanatçılar olmuştu.

Yine bir organizasyon elbette çok şey söylendi. Ama en belli başlıları; Erhan Yazıcıoğlu’nun ödülünü alırken söyledikleri ilk manalı olanlar ki pandemi sürecini de kapsamakta : “Bu 65 yaş ve üstü için bir şey düşünülmeli artık!  Ve Neden andıklarımız arasında beni bir dönem seslendiren sanatçılar yok!” 
Diğeri ömrünün iki yılı staj olmak üzere 60 yılını sinemaya veren Cihat Tamer’dendi: “Her şeyi aldık ama TELİF HAKKIMIZI alamadık! Bizim emekliliğimiz yok! Ölünceye kadar çalışmak zorundayız, mecburuz yani. Sağlığım müsaade ettiği müddetçe oynayacağım.”

Üçüncüsü, Ümit Efekan’dan :  “Biz neden güzel işler yaptık? Çünkü oyuncu da, teknisyende, kostümcü de hepimiz, hep aynı minibüse bindik. Ayrı gayrı yoktu!

Üç emekçinin sözleri aslında gündemi, süreci, gidişatı ortalama sunmakta…
 Bunlara ilave olarak yürümekte zorlanan, ömrünü sanata, sinemaya ve emekçilere harcamış olan SESAM Yönetim Kurul Başkanı Yılmaz Atadeniz ise kürsüde açılış konuşmasında:
Burada ki fotoğraf dünyanın en güzel fotoğrafı!” olarak tanımladı.

Program başlamadan önce Cemal Reşit Rey (1904-1985) CRR Konser Salonunun, fuaye alanında birbirleri ile fotoğraf yarışına girişmiş, üstelikte sosyal mesafe sınırlarına uymadan hareket eden ve ikramlarla meşgul olan topluluk. Yorulmuş ve oturma alanı olmadığı için salona giriş kapısında bekleyen, Yılmaz Atadeniz’den habersizdi!

Kızı, bana teşekkür etti. Kendisini içeri almaları konusunda güvenliği uyarırken. Oysa sahnede görevli olan herkes birkaç kez girip çıkmıştı.

Ben de burada program sundum. Hem de yine bir film gösterimi ve galaydı. Üstelik bedensel engelliler vardı. Salon dün akşam ki gibi boş olmadığı gibi koltuklar harici, tekerlekli sandalyeli vatandaşlarımız diğer alanları doldurmuştu. Ama önceliğimiz yaşlılar ve engellilerdi.

Özen her zaman temel ihtiyacımız olmalı. Kaldı ki sinema emekçilerinden bahsediyoruz.
Erhan Yazıcıoğlu’nun bahsettiği slayt içerisinde pek çok kişi yoktu. SE-SAM, Tunç Başaran’ı unutmuştu!
Nevra Serezli’nin ödülünü alırken “İyi ki slaydın baş kısmında geçmedim, ikinci çıktım. Demek ki yapacak çok işim var” derken. Herhalde zar zor şartlar altında emek vermiş duayenler, bir iki yılda parlayan ya da parlatılan yıldız adayları ile hemen bir kategoride tutulamaz. Tutulmamalı. Emeğin anlamı nerede kalıyor o zaman?

Sinema için sahne arkasında; şoföründen kameramanına, ışıkçısına kadar niceleri var…
Program geç başlayıp, oturma, konuşma süreleri hesap edildiğinde haliyle sarkacak sürede katılımcılar sona doğru kalmayınca.

Esas diğer konuklar eksik alkışlandı. Mesela bunlardan biri Erkan Özarman’ın 24 saat önce daveti öğrenip! Yurt dışından katılıp ödül takdim ettiği, İlker İnanoğlu’ydu. Özarman, Galatasaray Lisesinde okurken Sinema Kulübü kurduğunu ve tam 15 yıl Cannes Film Festivalinden, Film kritikleri yaptığını ifade etti.
İlker İnanoğlu, Koltukların en arkasından geldi. Protokol için ayrılan ilk ön kısım sağ, orta ve sol oturma düzenine göre toplam neredeyse 5,6 sıra da herkes yan yanaydı. Sadece orta bölümden sonra birer boşluk bırakılarak oturma düzeni sağlanırken. Hatta birer sıra boş bırakılmıştı. İnanoğlu, kendisi ödülünü alırken:
İlk ödülümü aldığım zaman Antalya Altın Portakal’da 5 yaşındaydım. O ödülü taşıyamıyordum,  bana Yılmaz Güney yardım ediyordu. Bu ödülü ona ithaf ediyorum. Onun adına alıyorum” dedi.

Ve esas önemli olan yılların emekçisi, beyefendi, sanatçı Göksel Arsoy’du. Program başlarında ilk ödülü Kültür ve Turizm Bakan Yardımcı Ahmet Misbah Demircan’dan teslim alırken bile naifti. Hatta kendisine konuşması düşünüleceği olası olan ama tedarik edilemeyen, o anda ani olan ve gecikmeli gelen mikrofonu önce Bakan Yrd.Demircan’a uzattı. –Siz, buyurun diyerek. Sonra kendisi günün önemine değindi, ALTIN ÇOCUK.

“Sizlerin aileleriniz, sanatçı ve sanatçılara sahip çıktılar. Onların yerine de sizleri bıraktılar. Salgının olduğu bir dönemde, sizlerin bu geceyi bizlere ayırmış olmanızdan minnettarız. Yeşilçam’ın hakkı ödenmez. Bugün eğer bir sinema varsa bunun başlangıcı Yeşilçam’dır

YEŞİLÇAM… Ayhan Işık, Sadri Alışık’lı. Türkan Şoray, Fatma Girik… Neler öğretti. Mürvet Sim. Vahi Öz. Her kuşağa istisnasız. Kaybettiğimiz emektarların slayt gösterisi geçerken en çok alkışlar yine Ertem Eğilmez. Yine Hababam ekibi. Yine Tuncay Kurtiz, yine Yılmaz Güney. Yine en eskilerdi…
Çünkü onlar hakikaten emekçilerdi. Onların eyleminde yapay hiçbir şey yok. Doğal, o yüzden hala izleniyor ve seviliyor ya…

İşte bu sebeple, yapmış olmak için değil. Geleceğe bırakmak ve değerini gerçekten bildiğimiz için yapmak gerekmekte.

Umarım değerli Yılmaz Atabey’in “Umudunuzu yitirmeyin, Sinema için gerekli olan her şey yakında yapılacak. Özellikle yaşı ilerlemiş emektarlar için gerekli düzenlemeler yapılmakta” dediği gibi yakın zamanda gerçekleşecek telif hakları ve gereken özen yerini bulur.

EMEL SEÇEN, 17 EKİM 2020, İSTANBUL

Bu yazı 407 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Ayten Tandoğan
    1 gün önce
    Telif hakları önemli, emeğin karşılığı ihmal edilemez vicdani bir konudur; Yeşilçam emekçilerine binlerce teşekkür!