Emel SEÇEN

Emel SEÇEN

360 Derece İstanbul

SEVGİ

07 Eylül 2020 - 08:19 - Güncelleme: 07 Eylül 2020 - 08:25

Uzaklardan hiç tanımadığım ancak ışıl ışıl bir kızımız bana gülümsüyor.
Hiç karşılaşmadık. Karşılıklı oturup, bir çay bile içmedik ama ben eylemlerini sanki yanındaymış gibi hissediyorum. İşte bunun adı, ismi ile müsemma “SEVGİ”

Cumhuriyet’e ilk çıkan haberi olmak üzere, katkım olduysa ne mutlu. Röportajı yaptık, okudukça ne güzel bir insan tanıdım diye bir başka mutlu oluyor insan. Henüz çok genç, bir kar tanesi, bir lavanta tarlasında asalet ve bir başak kadar doluluk, işine sahiplenme çıkıyor karşıma. Hiçbir şeyi boşa yapmayan, nereye gitmek istediğinin bilincinde. Popülerlik değil kalıcılık arayan. Aradıkça hayatın, sevgi dolu yüreğine çıkarttıkları. Bu pırıl pırıl Cumhuriyet kızı, hazır 30 Ağustos Zafer bayramımızın 98.yılında beni bir kat daha mutlu ediyor. Almanya, Münich ile irtibatta olduğumuz kişi, bir Türk kızı. Üstelik küçük yaşlarda, Japon savaş sanatı karatenin dört dalından Shotokan stilinde (Güçlü doğrusal teknikler ve derin güçlü duruşlar) öğrenci olmuş. Karate kelimesi gibi Shotokan da iki farklı kanjiden(Çince karakter) oluşuyor: Shoto, “çam esintisi” anlamına geliyor ve “yer” anlamına gelen kan, bu nedenle Shotokan, shoto’nun yeri anlamına geliyor. Çam ağacı eski Türkler de kutsaldır. Sümerolog, Muazzez İlmiye Çığ, ne güzel anlatır: “Çam ağacı süslemek tamamıyla Türk adetidir. Yeni Türk devletleriyle münasebetimiz bize yepyeni şeyler öğretiyor. Eski Türklerde yerin göbeğinden göğe kadar bir ağaç tasavvur ediliyor.”

Yeni yılın ışıkları ve ümidi gibi bizi temsil ediyor, Sevgi HİRSCHHÖUSER
Antalya’da, Shotokan ile başlayan ve hocası, “Değerli Öğretmenim” olarak bahsettiği İsmail Turna kendisini ilk kez film setine götürüyor. İsmail Turna, Cüneyt Arkın’ın karate, dövüş sanat hocası. Zaten Antalya’da doğmuş ve Altın Portakal kokusunu ruha sindirmiş biri olarak, Serik stüdyolarında, uzun yıllar yol ve hayat arkadaşlığı yapacağı uluslararası ödüllü, Görüntü Yönetmeni Chris HİRSCHHÖUSER ile tanışıyor. Ama adeta resmen tırnakları ile kazıyarak, buralara geliyor. Lise de okuyor, hafta sonu set için İstanbul’a geliyor. Hazal Kaya, Beren Saat gibi oyuncuların dublörü oluyor. Sahne arkasında gözü var. Geliştiriyor kendini. Gel, zaman. Git, zaman. Biriktirdiklerini TOPRAK adlı bir filme döküyor. Yine kendi ekibi yani kocası ve kendi, Antalya’da ki dostları ve seçtiği oyuncuları… Buraya kadar tamam. Ama işte o güzel yüreğin karşısına, hayali futbol olan hatta bir röportajında “ Futbol mu? Oscar ödülü mü?”deseler, Futbol diyecek kadar spor tutkunu. Ama son derece dürüst, başladığı işi yarım bırakmayan. Verdiği sözü tutan. Ne tesadüf ki yıllar önce Vefaspor’da karşına çıkan rahmetli Kemal Sunal’ın “Sen oyuncu olacaksın!” diyen, Numan Çakır’ı çıkarıyor.

Numan Çakır, Sevgi HİRSCHHÖUSER’n kendisine dediği gibi sette “Cemil karakterinin içinde geçtin.” Dediği kadar da oluyor ki. Senaryo, yönetmenlik, yapımcılık ile üstlendiği yüreğinin götürdüğü yerde; eşine, kendisine ve aynı gecede iki farklı festivalden Numan Çakır’a, En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandırıyor. Aslında hep birlikte kazanıyorlar. Çünkü röportajında şöyle diyor: “Aileme, eşime ve Numan Çakır’a bana güvendikleri için sonsuz teşekkür ediyorum! “
Henüz 27 yaşında.

Numan Çakır, ise geçen sene bu zamanlar, 30 Ağustos Zafer Bayramımız için kutlamasında: Duman grubunun “Kimseyi tanımadım ben! Senden daha güzel!”şarkısını Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK klipi ile paylaşmış.
Özetle: Sevgi hanıma yönelttiğim, “Neden Toprak?” soruma da, “Bir kadın olarak neler yaşadınız?” soruma da ve “Türk sineması” soruma da ne güzel cevaplar verdi.
İşte bu cevaplar da hayata en güzel yanıttır:
 
*Neden Toprak?
 
- İnsanın doğduğu yerden daha güzel bir yer olur mu? TOPRAK! Böyle dramatik, ağır hayat konusu işleyen filmlerde,  umutlu sahnelerin olması beni etkileyen ilham kaynağıdır. İnanıyorum izleyicilerinde Toprak’tan ilham alacakları noktalar olacaktır. Aynı talihsiz bir hikâyenin içinde umutlu kısmı bulmak gibi.
 
* Bir Türk olarak sektörün kralı olan Amerika’da, böyle istisna işler ortaya koymak, rakipleri arkada bırakmak. Pek değil, hatta hiç kolay değil! Neler yaşadınız? Yaşıyorsunuz? Bu soruyu, hem bir Türk, hem de bir Kadın olarak cevaplamanızı rica ediyorum.
 
- Bir kadın yönetmen olarak sektörde kendi filmimi çekebildiğim için mutluyum. Tek başıma bunu başaramazdım. Ekip ve sizin gücünüze inanan insanlar olmadıkça çok zor. 
Ayrıca kadınların başarısını evrensel olduğuna inanıyorum. Her kadın yaptığı işin en iyisini yapar.
 
* Türk sineması deyince sizde neler uyandırıyor?
 
- Türk sinemasından hem başarısına hem filmlerine hayran olduğum  3 isim: Behlül Dal, Yılmaz Güney, Nuri Bilgi Ceylan’dır. 

Peki, Behlül Dal dedik. Ona da değinmek farz.
Rahmetli Behlül Dal(1922-2001), Ankara Hukuk Fakültesini bitirmeden, Antalya Halkevi bölge yönetmeni oldu. Öyle ki o zamanlar Türkiye’nin ilk üçü arasına girdi, Antalya Halkevi. Yazdığı piyesler repertuara alındı. İsmi “Meltem” olan edebiyat dergisi çıkardı.
“Bir gün bu şehir sinema şehri olacaktır” demiş ve 1957 yılında, Antalya’da ANTİŞ FİLMİ kurmuş. Yurt içi ve yurt dışı otuza yakın ödül alarak, İstanbul dışında ilk yapımcı şirketini hayata geçirmiş. Bu şirkette: Istırap çocuğu(1960), Kıbrıs Şehitleri(1959), İnsanlık için(1958)” filmlerini çekmiş. İstanbul Şehir Galerisinde, Türkiye’nin “ilk sesli şiir sergisini” açmış. Antalya film festivali fikrini ortaya atmakla kalmayıp, bunun için ciddi mücadele veren isimdir, Behlül Dal.
Ayrıca “8 Altın Portakal” ile en fazla ödül kazanan yönetmen unvanını korumaktadır.
14 belgesel ve1985 tarihinde çektiği belgesel “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” diyen Behlül Dal.
İşte benimde hayat felsefem olan ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün henüz askeri okulda, Türkiye Cumhuriyet ateşinin kıvılcımları ruhunda yanarken söylemiş olduğu bu sözden gayrı nedir ki?
“ YA ÇARESİZSİNİZ, YA ÇARE SİZSİNİZ!”
 
Böyle aydınlık, dürüst ve sanatla iç içe insanlarımız oldukça, bir başka kutlanıyor bayramımız.
Bayramlarımız!
NOT: Bu yazı bitmeden yeni bir adaylık daha geldi! AFINInternational Film Festival En İyi KADIN Yönetmen. Ve AFINInternational Film Festival En İyi Genç Oyuncu olarak Burak Aydın.

EMEL SEÇEN, 24 Ağustos 2020, İstanbul
 

 

Bu yazı 195 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum