Emel SEÇEN

Emel SEÇEN

360 Derece İstanbul
[email protected]

Şu meşhur kedi

11 Mayıs 2017 - 15:48

SIĞ DERİNLİK

                Şu meşhur kedi,  ulaşamadığı ciğere mundar dermiş. İnsan da fıtratı gereği ne yapsın garip, yapamadığı ve asla yapamayacağı, yüz kere dünya yüzüne ayak bassa aklının köşe kenarına bile değemeyeceği, kendi de asla olamayacağı kişiyi yerin dibine vurur durur.

Doğru devşirilmiştir toplum değerleri ama bahsedilen kişi tüm değerlerin üstünde, bir milletin kaderini çizen ve o ulusa özgürlük bayrağını teslim edendir. Dünyada emperyalizme karşı tek başına savaşmaya karar verip,  19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun ilimize ayak basandır. Ülkesi onu vatan haini ilan ettiğinde o anlı-şanlı üniformasını aklı ile yer değiştirip, peşinden kitleleri sürükleyen devrimcidir.

                Siz bakmayın referandum sonuçlarına,  bu milletin bir damarı vardır. Ortak damar. O damara bastın mıydı bittin! Kim olursan ol bittin.

Eskiden doğru bilgiye ulaşmak için kütüphanelere gidilirdi. Doğru yazan çok olup gazetelerde ki köşelerinden seçilirdi. Sağ ya da sol yolu seçmiş olsa da bir duruşu olurdu insanın.  Yetkin kişi, işinde uzmanlaşmış ter dökmüş, döktüğü terin ekmeğini onurluca yiyendi. Utanma duygusunu henüz yitirmediğimiz süreçten bahsediyorum. Kimsenin,  kimsenin namusuna göz dikmediği dönemler… Gazi Mustafa Kemal, bu ülkenin Kurtuluş Destanını yazan ve hayata geçiren, ulusal egemenlik tacını onurla başımıza koyan, kadınlarımıza kimsenin değer görmediği Avrupa ülkelerinden önce seçme ve seçilme hakkını veren. Kadınları ümmet kültüründen beri alaşağı eden kör karanlığı;  getirdiği medeniyet ile onurlandıran,  kuvvetler ayrılığı ile yani Yasama, Yürütme, Yargı ile adaleti koşulsuz her birimde eşitleyen sistemin mimarıdır.

Peki, neden kadınlara bu kadar önem vermiştir? Neden hiç evladı yokken sadece kız çocuklarını evlat edinmiştir?

 Sabırlı olun. Siz ki Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının torunlarısınız. Siz sapkınlıklara kulağınızı tıkayın ya da benim şu aralar az işittiğim gibi yine doğal haliniz ile duymayın.  Ama gerçekleri bugün gibi bilin ve unutmayın. Unutturmayın.

Kadınlar,  yarının dünyasını kuracak kişilerdir. Ana olup, evlat yetiştirme görevinden ziyade. On parmağında on iki marifet ile çalışkan Kara Fatma’nın torunları…

Yokluklar içinde, emperyalizme karşı omuz omuza erkek gibi vatanını bir namus bilinci ile kuşatmış kadınlarımız. Atatürk Cumhuriyeti ile her sahada öncü olmuşlar ve her meslek grubu temsilcileri ile de geleceğimize örnek teşkil etmişlerdir. Onurlu kadınlarımız.

Kim ne söylerse söylesin. Sizin çizginiz belli. Duruşunuz sağlam. Vatanınız kadar eminsiniz, atalarınızdan, sizi yetiştirenlerden, koruduğunuz değerlerden…

Çünkü ne der büyük devrimci Gazi Mustafa Kemal : “ Gerçekleri söylemekten korkmayınız!”

Bugün değil, Ulusal Egemenliğimizi kazandığımız günden itibaren büyük devrimcinin mirası yok edilmeye çalışılmaktadır. Ve o miras üzerinde yaşayan bizler…. Her aldığımız solukta damarlarımızda mevcut onur, Türklük bilinci ve atalarımıza vefa borcumuzla yol almak zorundayız.

Elini kolunu sallayıp, elini bir taşın altına koymadan ahkâm kesmek en kolayı.  Sadece bugüne  has  da değil birkaç tv kanalında bu ülkenin Cumhurbaşkanı, Kurtuluş Savaşında yeri tartışılmaz İsmet İnönü ve eşine de ağza alınmayacak hakaretler ediliyor. Zaten ne kadar; cahil, kültürsüz, edepsiz, onursuz varsa suyun yüzeyine taştı. Buram buram kokuyor pislik.

Güneşi kapatamayacaksınız!

Bizim görevimiz bilinçli olarak okumak, ne okuduğunu bilmek. Ve en doğru bilgiye ulaşmak ve de paylaşmak olmalıdır. Cehaletin bu kadar pirim yaptığı bu dönemde ancak bu şekilde yol alabiliriz.

Bu kendisine bile saygısı olmayan sözde zatlar için kelime yok! Muhatap bile alınmaz. Aldığımız terbiyede buna el vermez. Araştırınız, sorgulayınız. Gerçek tarihçilerimiz var. İlber Hoca var en başta… Hala var gerçek eğitimcilerimiz. Hala var gerçek onurlu kadınlarımız. Yazarlarımız. Doktorlarımız. Var. Var da olacak!

Düsturumuz Atatürk düşünce, devrim ve ilkeleridir:

“Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, her şeyden evvel Türkiye’nin istikbâline, kendi benliğine, millî an’anelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzûmu öğretilmelidir.” (1 Mart 1922 TBMM açış konuşmasından.

                                                                        Emel Seçen

YORUMLAR

  • 0 Yorum