Emel SEÇEN

Emel SEÇEN

360 Derece İstanbul

Toprak Kokusu

23 Mart 2021 - 02:55 - Güncelleme: 23 Mart 2021 - 14:05


Tolstoy der ki:
Öyle zamanlar olur ki, nereye gittiğin önemini yitirir. Çünkü asıl önemli olan, yanında kiminle gittiğindir
2020 yılının, Ağustos ayının ortaları, Pandemi nedeni ile Mart ayı ilk kapanış, sonrası kısa sürecek olan bir soluk alma, en azından tek kişide olsa sinemaya gidebildiğimiz dönemler…
Sanata bomba gibi bir haber düştü, içeriği ise bir Türk filminin Amerika’da bir gecede iki ayrı festivalden, hem en iyi aktör hem film kategorilerinde ödüle boğulduğu ile ilgiliydi. Düşen bomba, muhtemelen kimseyi etkileyecek şiddette değildi ki bugün Mart 2021, hala benden başka konuşan ve duyuran yok!
Bomba haberin özelliği, ilk uzun metraj filmi ve genç bir kadın yönetmenin, kendi doğup büyümüş olduğu coğrafyada çektiği ve adını “TOPRAK” verdiği, bağımsız film olarak ilk çalışmasıydı. Henüz otuz yaşında yoktu, icraatlar ise geçen ömründen fazla şekilde ilerleyecek ve buna tanıklık edecek tek kişi ben olacaktım.
Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki bir kadın olarak, genç bir kadın yoldaşıma, her şeyden önce ablalık yapmak, beni son derece onurlandırıyor, çünkü onun ile gelişimimiz, sıra dışı şekilde tecrübeleniyor.

Bahsi geçen Antalya’lı Kadın Yönetmen Sevgi Hirschhöuser, 57.Antalya Film Festivali seçkisine giremedi (o zaman ödül sayısı on rakamını çoktan aşmıştı) ama yaşadığı şehir Almanya’nın, güneyinde düzenlenen 54.HOF Film Festivalinde, en büyük ödülü (52 bin Avro değerindeki altın ödül) ve ilk Türk olarak, hem de Kadın Yönetmen olarak kazandı!

Almanya jürisi, sonuçları açıklamak üzere kameraları kendisine çevirdiğinde “ALTIN KIZ” olarak lanse etti. Bu inanılmaz bir şeydi, çünkü sistem üzerine kurulu bir ülkede üstelikte; bir Türk,  hem de kadın olarak son derece kıymetliydi.

Ondan daha kıymetli olan ise Kadın Yönetmen Sevgi Hirschhöuser’in, ödülü gözyaşları içinde aldığı anın ve sonrasında, bana ilettiği kısım, işte o an:  “Sizi düşündüm Emel Hanım, hep benim yanımdaydınız!” demesiydi.

İşte bu paha biçilmez, bir duygu! Verdiğinizi, yakalayan bir gerçeklik. Tıpkı, Antalya’ da, topraklarında çekilen TOPRAK filmi ekibini ve süreci yazdığımız ilkyazı “ Hollywood ve dünyaya GOL!” gibi. Bunların peşi geldi, gollere ne bu maç yeter, ne zaman!

Pandemi sürecine rağmen gerek çevrimiçi, bazen az da olsa bizzat eşi ödüllü görüntü yönetmeni Chris Hirschhöuser ile canlı katıldılar, hem onurlandılar, hem uzaklardan bizleri onurlandırdılar...

Yazdık hepsini, şu an tam OTUZ İKİ, açıklanmış ödüle sahip kendisi.

Şimdi bu yazı, işte o bitmeyen ve golleri, hiçbir maça sığamayacak olan Antalyalı Kadın Yönetmen Sevgi Hirschhöuser’in artık sadece seçilen değil, seçen tarafta da olması hikâyesi. Jüri üyeliğine seçilmesi ile ilgili haberimizi, Cumhuriyet Gazetesinde okudunuz.
Bu nasıl oldu, şimdi onu anlatalım, yine kısa bir ekleme sonrası.
Bavyera Güzel Sanatlar Akademisi tarafından Heinz Badewitz anısına verilen Friedrich-Baur-Stiftung 2020’nin HOFER GOLD ÖDÜLÜ olan Festival Jürisi ki kendileri; akademisyen, dünyanın sayılı yarışmalarında bulunmuş kişiler olarak,  Sevgi Hirschhöuser’i seçme gerekçesi olarak şu açıklamayı getirmişlerdi:
Sevgi Hirschhäuser’in filmi, kırsal yaşam tarzlarının çürümesi, geleneksel yaşam tarzının giderek yok olması ve vatan kaybının her yerde yaygın olması nedeniyle dünyanın pek çok yerinde meydana gelebilecek bir hikâyeyi anlatıyor, ancak TOPRAK, resimlerinde kesinlikle açık olan benzersiz bir anlatıya sahip, güçlü bir film. 
Kahramanların yüzleri, içinde yaşadıkları yalnız kulübe gibi küçük evleri ve nar sattıkları tozlu köy yolu unutulmaz. Film bir veda hikâyesi anlatıyor. Filmin bu karakterlerin hayatı normale döndürme şeklinin asla olmayacağına dair acı verici bir his var.
Ve bu ödülün hemen ardından ise İspanya’nın Palma de Mayorca kentindeki Uluslararası 9. Evolution Mallorca Film Festivali’nde de birinciliğe değer görüldü! 
Dediğimiz gibi tüm bunlar sonrasında artık şu an için otuz ikiyi bulmuş, bizler rutin işlerimiz çerçevesinde iken yüzümüzü gülümseten, kalbimizi motive, ruhumuzu onurlandıran ve oldukça az mutlu haberlerin arkasını, bu kez 2021 yılının Dünya Emekçi Kadınlar Günü hemen ardından, yine Almanya ve Toprak filminin yaratıcısı Antalyalı Kadın Yönetmen Sevgi Hirchhöuser’den aldık.
1 Mayıs- 31 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek, Unified Filmmakers Kısa Film Festivali’ne jüri üyeliğine seçildi.


Yönetmen koltuğu sonrası gelen, otuz iki ödül ve şimdi ilk kez Jüri Üyesi koltuğunda onu izleyeceğiz.
Almanya’ da film kurgu, yapımcı, DRIFE-Filmproduktion&tnftelenormfilm ve UNIFED FILMMAKERS  Festival Direktörü, Florian Deyle ile film kurgu, fragman yapımcısı ve yine UNIFES FILMMAKERS Festival Direktörü Patricia Mestanza-Niemi’nin düzenlediği Unified Filmmakers Kısa Film Festivaline jüri olarak seçilme hikâyesi esasında tüm bu yaşananları ve yazdıklarımızı özetler nitelikte.
Florian Deyle ve Patricia Mestanza-Niemi ikilisi kendi dünyaya bakışları ile yaşadıkları Almanya’da bir farkındalık hareketi başlatıyorlar ve ilk kez bu yıl küresel olarak yaşanan Covid-19 mücadelesini mercek altına alıyorlar. Festivalin temeli evrensel ve sosyal konuları masaya yatırmak.  Çünkü ileriye bakıyorlar, biliyorlar ki gelecekte tarihçiler, insan evriminde global ve dijital ortama taşınmada bu süreçten kesinlikle bahsedecek. Yeryüzünün şimdiye kadar gördüğü, çok boyutlu en büyük salgının, sebep olduğu olgular, tüm acılara rağmen yeniçağ için eşi görülmemiş bir katalizör görevi yapıyor. Ve kendilerine -küresel düzeyde bu süreç bize yeni çığır açma fırsatı veriyor, farklı teknoloji ve anlatı biçimlerini demek, yaratıcılığımızı yeniden şekillendirmek gibi-diyerek; düşüncelerini bizlerle ve tüm dünya vatandaşları ile paylaşıyorlar.
Patricia Mestanza-Niemi:

“Bu festival için olan motivasyonum, birçok insanın bu krizden yaratıcılık çıkarması ile oluştu.
Yeni dönemde yeni bir çığır açarak fikrimizi dünyayla  paylaşmış olmaktan ve dünyanın dört bir yanıyla birleşmekten mutluluk duyacağız. 

Florian Deyle:

 “Yeni festivalimiz ve yeni jüri üyelerimiz için çok gurur duyuyoruz.  Dünyanın farklı bölgelerinden çeşitli jüri üyelerimiz var ve uluslararası bir bilgi havuzu gibi. İki farklı kategoride jürilerimizin belirleyeceği kazananları açıklamak için heyecanla gün sayıyoruz.”

Ve gelecek ağına bir ilmekte kendileri atmaya gönüllü bu sanatçı ve duyarlı insanlar,   1 Mayıs-31 Temmuz tarihlerinde Münih’de çevrimiçi olarak yapılacak ve Filmfest Münich 2021 Festivalinde sonuçların açıklanacağı, bu program kapsamında,  artık Jüri üyesi olan Yönetmen Sevgi Hirschhöuser’ı seçiyorlar. Seçme nedenleri ise şöyle:
-Güven
- Ödüllü yönetmen
- Almanya’da genç yaşta büyük ödül kazanmış olmak.
O zaman yazının başına tekrar dönelim, kısa bir hatırlatma için “sistem ülkesi” demiştik. Uzun yıllar Almanya’da yaşayan, hatta bir ayağı hala orada olan Dr. Tuncay Özverim ile İstanbul’da röportajım vardı ve bana belirttiği saatte, hatta 5 dk öncesi orada hazır bulununca, “Sizde Almanlık, var mı?” diye sordu, espriyle karışık. “Ne beklemeyi ne bekletmeyi severim”, demiştim prensip meselesi, o yüzden benim gibi insanların, Alman bakışını anlaması güç değil.
Disiplin, aşırı kaçmadıkça iyidir, faydalıdır. İşte o disiplin, tüm kriterlere fazlası ile uyum sağlamış Antalya’dan köyünden çıkan bu başarılı yönetmen kızı seçiyor, işin traji komik tarafı Antalya’nın hala kendisini görmemiş olması!
Yine kendisini jüri olarak belirleyen kişilerden biri olarak, tüm sanatsal kimlik ve festival direktörlük dışında Florian Deyle,  aynı zamanda Golden Eagle Award for Best Motion Picture ödülüne layık görülmüş, bir sanatçı. Bizde burada artık aynaya bir bakıp,  belki biraz düşünme fırsatı buluruz.

Sürekli kontak halinde olduğum Yönetmen Sevgi ile görüştüm, duygularını aldım, yine heyecanlı ve umutluydu.

İlk kez jüri üyesi olacağım, ilk uzun metraj filmim Toprak ile kazandığımız uluslararası ödüllerden sonra Florian Deyle ve Patricia Mestanza-Niemi, bu yıl festival jürisinde olmam için davet etti. Film yapımına başka bir pencereden bakma fırsatı tanıdıkları için zevkle kabul ettim. En iyi film için yarışırken duyduğum heyecanım şimdi de en iyi film ödülünü kazananı seçerken olacak. Film yapmak zaten heyecanlı bir serüven ve bu sefer başka bir perspektif kazanarak yeni film hikâyelerini keşfetme, film yapımcıları ile tanışma ve birlikte iletişim ağını genişletme fırsatım olacak. Uluslararası bir jüride herkesin gelişimime katacak deneyimleri olduğuna inanıyorum. Ayrıca dünyanın her yerinden film yapımcıları sunum yapabilecekleri için onların heyecanına ortak olacağım” diyerek duygularını açıkladı. Para ödülü ile de ödüllendirilecek filmler, dünya çapında bir festival turuna çıkacak ve tüm kıtalardaki ortak festivallerde gösterilecek” dedi ve ekledi, Festival için son başvuru tarihi 31 Mart.
Bugünlerde dünyada gündem; Covid-19 aşısının Türk mucitleri.
19 Ekim 2020, tarihli yine buradaki köşemde yazmıştım: “Alın size AŞI!”başlığı ile, ve bu makale Türkiye’de o tarihlerde hemen hemen yazılmış ilk yazı denilebilir.
 İskenderun’dan yola çıkıp Almanya’da hem kendine hem yaşadığı toprağa ve de dünyaya katkıda bulunan ilk emekçilerimizin çocukları olarak yetişen ve Tıp alanında kulvarını belirleyen, Prof.Uğur Şahin ve eşi Dr.Özlem Türeci çiftinin, Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier tarafından Covid-19 a karşı ilk aşıyı bulan BioNTech’in kurucuları olarak en üst düzey devlet madalyası olan “Büyük Yıldızlı Liyakat Nişanı”na layık görüldü.
Törende Almanya Başbakanı Angela Merkel’de vardı ve onlar tören sonrası Berlin Büyükelçiliğinde, Atatürk’ü ziyaret etti ve fotoğraf çektirdi. Bildiğiniz gibi yurt dışında Büyükelçilikler, ülke toprağıdır.
Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier, ödül töreninde İrlandalı Yazar Oscar Wilde’ın sözü ile duygularını yansıttı:
Gelecek, mümkünü görünür hale gelmeden önce fark edenlerindir!”
Farkı, fark etmek zamanı yakalamak ve geleceğe taşımak…
Bu konuda fikrim değişmedi, hali hazırda henüz TOPRAK filmi kendi seyircisi ile buluşamamış olabilir, buluştuklarında beğeni ne şekilde olur, o da bilinmez ama tek gerçeklik vardır o da dünya ülkelerinden şu ana kadar açıklanmış olanları ile Antalya’dan yola çıkan ve Antalya’yı anlatan, üstelikte adı üstünde TOPRAK,  bizim kızımızın, bu toprakların başarısıdır.
Ve inanıyorum ki aldığı ödüller, dereceler, kendi çıtasını biraz daha yükseltecek, kariyeri artarak devam edecek, çünkü dünya görebilenlerindir!
Bir gün, Almanya’da farklı bir ödüle rastlarsa, hiç şaşırmam ama temennim kendi ülkesinde de bu başarılarının görünür ve alkışlanır olması, bunlar olurken yanında olacağım için şimdiden çok heyecanlıyım. Kim bilir, belki alırken tam da yanında duruyor olurum.
Antalya’lı Kadın Yönetmen Sevgi Hircshhöuser ile yolculuğumuz, ilk uzun metraj ve bağımsız film çalışması Toprak ile açıldı ama o zamanın içinde, kendi doğasında, farkında olarak yaşıyor ve hayata anlam katıyor. Bizde onları sunuyoruz. Hayvanlara şiddeti protesto eden 2.klip çalışması ile pandemide yine vardı ve şimdilerde sağlık sorunlarına farklı bakış açısı getiren yeni kısa film çalışması ile yine var ve hep var olmaya devam edecek. Bu çalışmayı ayrı anlatacağız.
Yaşasın Türk Kızları, Kadınları!
Yaşasın paylaşma ve hayata güzellik katma telaşını, hep içinde yaşayanlar!
EMEL SEÇEN 22 Mart 2021, İstanbul

Bu yazı 360 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 1 Yorum