Mehmet Necati GÜNGÖR

Mehmet Necati GÜNGÖR

[email protected]

O KADIN

10 Mayıs 2022 - 21:21

   Ne o kadınla, ne her kumaşa aksesuar olmuş o bayla trafik ışığında bile karşılaşmak isterim. İmamoğlu’nun Karadeniz gezisinde karşı koltuğunu ve gezisini bu iki varlıkla şaibeli hale getirmesi, başta partisi içinde olmak üzere hemen hemen bütün siyasi platformlarda kınama konusu oldu.

            Keşke bu tedbirsizliği yapmasaydı.

            Her ne ise, İmamoğlu’nun Trabzon gezisini adım adım izleyen tv kanallarından ben de adım adım izlemiş oldum. Gördüğüm şu ki; 16 milyon nüfuslu bir şehrin belediye başkanının kendi adına bir otobüsle memleketine geziye çıkması, oraları ilçe ilçe dolaşması yadırganacak bir durum değildir. Böyle bir gezi, o kişileri yanına almasıyla zehirlenecek bir gezi değildi.

            Aksine, iktidarın hakim insanının memleketinde boy göstermesi, cesaret adına alkışlanacak bir durumdur.

            İmamoğlu’nun iki seçimini de yine televizyonlardan izlemiş biri olarak O’nun kendine has taktik ve duruşlarını da siyaseten güzel ve medeni bir davranış olarak bulduğumu da ifade etmeliyim.

            Rahmetli Demirel’den bir anekdotu hatırladım:

            Rahmetli, karşı taraftan ağzı kalabalık bir vekili partisine alınca partisi içinde kıyametler kopmuştu.

            Sitemli soru şuydu: “Sana hakaret eden bu adamı partimize neden aldın?”

            Zekice bir cevapla karşılamıştı o salvoları. Demişti ki; “Bu güne kadar karşıdan bize bağırıyordu, yanımıza aldık, bundan sonra da karşıya bağıracak. Ne var bunda?”

            İmamoğlu’nun bu iki şahsiyeti yanına alması böyle bir taktikle de açıklanabilir.

            Şunu da söyledi eleştiriler karşısında: “Bundan sonraki gezilere de, bana muhalif olan yazarları davet edeceğim. Meselâ Hürriyet’ten falanca kişi olabilir. Nitekim, bu geziye yine o gazetenin Ankara bürosu yetkilisi hanımı da çağırmıştım, gelmedi. Benim siyasi anlayışım budur. Muhalifleri de ikna etmek üzerine kurduğum bir siyaset stratejim var.”

            Evet, aynı stratejiyi İstanbul seçiminde pek çok kişiye uyguladığını bir kısmını yanına çektiğini görmüş ve taktir etmiştik.

            Partisi içinde vaveyla koparanlara gelince;

            Onları çok da haklı bulamıyorum. Bu bir siyaset stratejisidir. İmamoğlu bu gezisinde partisi ve lideri hakkında tek bir olumsuz laf etmediği gibi, övücü, saygılı nitelendirmelerde de bulundu. Otobüs kullanması çok mu kötü? Ne yazık ki, buna da katılamıyorum.

            Otobüsü kendi parasıyla almış veya kiralamışsa, mazotunu da kendi cebinden koyarak dolaşmışsa, yani başında bulunduğu belediyenin tek kuruşunu harcamadan bu geziyi gerçekleştirmişse söylenecek söz yoktur. Ötesi ise haksızlıktır.

            Keşke bütün siyasiler kendini eleştirenlere karşı böyle müsamahakâr olsalar. Eleştirileri husumet olarak düşünmek, eleştirenlere değil, kişinin kendisine zarar verir. Eleştiri, gazetecinin görevidir. Gazeteciler, ne siyasetçilerin ne başkalarının kapı kullarıdır. Bunu böyle bildikleri ve kabul ettikleri taktirde ortada sorun diye bir şey kalmaz.

            Eleştiri, siyasetin de, hayatın da tadı ve tuzudur.

            Yeter ki dikkate alınsın, saygı duyulsun.

            Eleştiri, aynı zamanda doğruyu bulmanın kılavuzudur.

            Öncelikle siyasetçiler, kendilerini bu kılavuzdan mahrum etmemeliler.

YORUMLAR

  • 0 Yorum