Perihan KOCA

Perihan KOCA

SANATIN RENKLERİ
[email protected]

TEMİZLENME SANATI

17 Eylül 2022 - 22:26 - Güncelleme: 17 Eylül 2022 - 23:21

Yağmurun yeryüzünü yıkadığı gibi, tüm kirlerden arınsak, temizlensek ışıl ışıl parlasak güzel olmaz mı?
Tabii ki olur, hem de çok güzel olur. İyi de temizlik öyle kolay bir iş değil. Hem zaman alır hem de enerji alır dediğinizi duyar gibiyim.
Aslolan olabildiğince temiz kalmak, temiz tutmak, temiz korumak, temiz bakmak ve temiz muhafaza etmek değil midir?

Yaşadığınız evi, evden yola çıkıp iş yerinize uğrayıncaya kadar geçtiğiniz yolları, karşılaştığınız insanları, taşıtları, mekânları düşünün.
Yaşam siyasetinizi, davranış politikanızı ve size uygulanan siyaseti hiç düşündünüz mü?
Peki, ne kadar temizler, ne kadar temizsiniz ne kadar temiziz dikkat ettiniz mi?
Gözünüze çarpan, ruhunuza dokunan, duygunuzu harekete geçiren, aklınızı çalıştıran, fikrinizi tetikleyen, eyleminizi belirleyen, görüşünüzü şekillendiren kirlilik ve/veya temizlik değil midir sizleri yoran ve/veya rahatlatan.
Elleriniz peki elleriniz ne kadar temiz hiç düşündünüz mü?
Tokalaşmak için, şefkatle dokunmak için, beslenmek için uzattığınız elleriniz ne kadar temiz?
Yaptıklarınız, yapmadıklarınız, faydalarınız, zararlarınız, düşünceleriniz, düşüncesizlikleriniz, eylemleriniz, söylemleriniz duyarlılıklarınız, duyarsızlıklarınız ile anılan elleriniz ne kadar temiz?
Gözleriniz, peki gözleriniz ne kadar temiz?
Ne kadar temiz bakıyor, ne kadar kirlilik görmekten rahatsız oluyor? Hangi durumlarda gözlerinizi kapatıyor, hangi durumda gözlerinizi açıyorsunuz? Ne zaman görüyor, ne zaman görmezden geliyorsunuz?
Vicdanınız peki, vicdanınız ne kadar temiz?
Vicdanınızı adaletle, hakla hukukla onayıp ahlakla, erdemle, dürüstlükle beslediniz mi?
Diliniz, ya diliniz temiz mi?
Diliniz ağzınızda dönerken ne kadar temiz konuşuyor? Ne kadar düzgün dönüyor, ne kadar küfürsüz dilleniyor, ne kadar doğru söylüyor, ne kadar estetikle, sevgiyle söylemde bulunuyor?
Ne kadar bilimle çevriliyor, ne kadar kültürle tınlıyor, ne kadar akılla eyleme geçiyor? Ne kadar hoşgörüyle titriyor, ne kadar duyguyla tatlanıyor, ne kadar saygın iletişim kuruyor?
Temizin yolculuğuna biraz daha değinerek devam edelim.
Evinizi olabildiğince siler, süpürür temizleriz. Çalıştığımız ortamı olabildiğince temiz tutar, temiz bırakırız.
Banka, sandalyeye oturduğumuzda şöyle bir el gezdirir ya da kâğıt mendil ile sileriz.
Ekranımızı, pencerelerimi, aynamızı siler temizleriz.
Duvarlarımızı boyar, pas tutmaya yüz tutan aksanları temizler arındırırız.
Neme, rutubete maruz kalan eşyalarımızı havalandırır, çürümesine, çillenmesine, deforme olmasına fırsat vermeyiz.
Biliriz ki kirleri vaktinde temizlemezsek iz bırakır.
Sahi duyguda, düşüncede, eylemde, yaşamda, siyasette de temiz kalmak zor mudur?
Her kirlilik iz bırakmadan yok olur mu?
Elbette bazı kirlerde ve kirlenmişliklerde çürümüşlüğe, kokuşmuşluğa, vurdumduymazlığa, alışkanlığa, tekrara düşen, kanıksanmaya yol açan şeylerin bıraktığı izler lekeden de ötedir.
O halde diyebilir miyiz ki kirleri, kirlenmişlikleri ne kadar erken, ne kadar çabuk ve ne kadar dikkatli çözümler, temizlersek bıraktıkları izler ve tahribatlar o kadar az olur.
‘‘Temiz ellerinle önce yüreğin ve vicdanının yüzünü yıka. Sonra insanlığın, insanlığının, kültürünün, ahlakının ve yaşamın yüzünü yıka. Yıka ki temiz insan, temiz nesil, temiz toplum, temiz bilim, temiz sanat, temiz siyaset, temiz kentler, temiz caddeler, temiz sokaklar, temiz bugün, temiz yarınlar olurken geçmişinde kara lekeler kalmasın.’’
Değerli dostlarım sohbetimizi sonlandırırken, sözümüzün, sazımızın, özgürlüğümüzün olabildiğince temiz, huzurlu ve mutlu olmasını dileklerimle bir şiirimi, yağlıboya resmimin görselini ve bir şarkımı ( Gel gönlüme gir diyorsan



güzel gönüllerinize bırakıyor, tertemiz güzellikler diliyorum. Hoş kalın, temiz kalın, temiz ellerle yaşayın, temiz ellerle karşılaşın.

YILLAR MI GEÇİYOR?

Yıllar mı geçiyor yoksa ömür mü?
Bitmeyin saatler sürem dolmasın
Sevinç mi çoğaldı yoksa hüzün mü?
Gelmeyin yarınlar vadem dolmasın

Bu günüm geceden çile sarmasın
Uçuşan saçıma aklar konmasın
Dudağım bükülüp yüzüm solmasın
Gelmeyin yarınlar vadem dolmasın

Doymadan bahara ne kışa, yaza
Değmeyin gönlümü titreten saza
Ermeden murada o yüce hazza
Gelmeyin yarınlar vadem dolmasın

Sevgilim diyerek bir yar sevmeden
Mutluluk nasıldır, nedir bilmeden
Gülerek yaşanan bir gün görmeden
Gelmeyin yarınlar vadem dolmasın
Perihan KOCA
www.perihankoca.com
[email protected]

[email protected]
Facebook & Twitter & Instagram
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum