Prof.Dr.Ahmet Vefik ALP

Prof.Dr.Ahmet Vefik ALP

KENT

‘Mimarlık Bir Kültür Olayıdır,

18 Temmuz 2013 - 20:29

 

Fikir Emeğine Saygı Çağdaşlık Ölçütüdür..’

Prof. Dr.  Ahmet  Vefik  Alp Y. Müh. Mimar  Kentbilimci-TMMOB, AIA, RIBA, IAA

Mimar ve Plancılar’ın telif hakkını sınırlayıcı yasa ve yönetmeliklere ithafen tekrar yazıyorum.

Ister mimari, ister müzik, ister resim, ister heykel, ister film, ister kitap, sanat ve bilimin hangi dalı olursa olsun fikir emeğine saygı bir çağdaşlık ölçütüdür. Onun içindir ki ileri ülkelerde bir fotoğraf dahi çekenin fikri mülkiyetindedir ve onun izni olmadan basılamaz.

Geri kalmış ülkelerde ise mal ve para geçerlidir, fikri çalışmalar değersizdir.

Bizde şehir planlarını idareler istedikleri gibi değiştiriyor. Mimariye  gelince durum farksız. Şehirlerimiz estetikten yoksun. Binaların cephelerinde klima cihazları, her boydan ve renkten tabelalar, kutuları dışarı monte edilmiş her katta farklı plastik panjurlar, balkon kapamalar, pergolalar, zeminde camekanlı sigara bahçeleri, çatıda bidonlu güneş kollektörleri ve benzeri her şey var. Mimari esere her boyut ve nitelikte tecavüz var. Mimar bir şey yapamıyor. Bir bakıyorsun bina sahipleri mantolama yapıyorum diye bina cephesini tümden değiştiriyor. Izin veren Belediye ‘yargıya git’ diyor. Kopya edilip başka yerde uygulanan projeler de konunun başka bir yönü.

‘İleri Demokrasilerde Mimarın Fikri Mülkiyet Hakkı Kesin Koruma Altındadır…’

Şimdi de gelelim FSEK Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa. Yasa hem mimari çizimi hem de bu çizime göre inşa edilen yapıyı koruma altına alıyor. Yapının inşasını ‘eserin çoğaltılması’ olarak nitelendiriyor. Burada incelikler var:

Eğer müellif mimar yapı sahibinin ‘makul’ bir değişiklik talebini reddediyor veya buna izin vermek için fahiş bir bedel talep ediyorsa, bu kabul edilemez. Imar Kanunu bunu düzenlesin, buna itirazım yok.

.Ancak yapı sahibi bir mimari eseri üç kuruş verip kafasına göre değiştirebilecek ise bu da kabul edilemez, bu bizi geri götürür. Şehirlerimiz iyiden iyiye çirkinleşir. Buna itirazım var.

.Her yapı bir mimari esermidir ve FSEK tarafından koruma altında mıdır. Bu konuya da bakmak lazım. Bakanlığın önerdiği ‘Estetik Kurul’ lara ne kadar güvenebileceğiz, bu kurullarda kimler yer alacak, bunların Ülke genelinde koordinasyonu nasıl sağlanacak.?

.100 e yakın mimarlık okulundan 4 yıl okuyup küme küme mezun olan binlerce diplomalı genç mimar kardeşlerim konusunda da çekincelerim var. İleri ülkelerde üniversite bitirmek proje imzalamaya yetmiyor.

.Bir de mimarın yapım sırasında bedeli karşısında projesini denetlemesi konusu var. Buna ‘mesleki denetim ve gözetim’ diyebiliriz. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ‘müellif eserinin çoğaltılmasını denetler’ diyor. Peki mal sahibi işveren bu hizmeti mimara vermez veya ‘gel denetle’ deyip bu hizmet için tarifelerde öngörülmüş bedeli ödemez ise ne olacak. Çoğu işveren, ‘Hocam sen projeyi yap sonrasına karışma, biz yaparız, ekiplerimiz var’ diyor. Bina bittiğinde de çizdiğiniz eseri tanıyamıyorsunuz!

Sayın Çevre ve Şehircilik Bakan’ım, sizlere aşağıdaki beş hassas noktayı çözmek düşüyor:

1.     Müellif mimar’ın kapris yapıp makul, eserin estetik bütünlüğünü zedelemeyen değişiklik taleplerini reddetmesi veya bunun için fahiş bedel istemesini önlemek,

2.     İşverenin üç kuruş ödeyerek müellif mimarın rızası olmaksızın binayı kafasına göre veya başka bir mimarı kullanarak değiştirip bozmasını önlemek,

3.     Müellif mimar’ın yapım sırasında tarifelerde yazılı bedel karşılığında eserinin yapımını denetlemesini zorunlu kılmak,

4.     Binaların cephelerinin klima, tabela, panjur, balkon kapama, pergola, sigaralık, bidonlu güneş kollektörleri gibi yapıştırmalarla bozulmasını önlemek,

5.     İleri ülkelerde olduğu üzere, mimar, şehir plancı ve mühendislere mezuniyet sonrası yetkinlik ve deneyim kazanmalarını takiben proje imza yetkisi verilmesini sağlamak.

 

Sn. Bakan’ım, yeni yasa ve yönetmelikler ile çağdaş şehirler, güzel binalar hedefliyorsanız bu yazıma lütfen kulak veriniz. 

Bu yazı 1040 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum

Son Yazılar